Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında "İklim Değişikliği İçin Bilim, Politika, Uyum ve Yeşil Dönüşüm Paneli" gerçekleştirdi. Sektörel uyum, yönetişim, ekonomi, sanayi ve mühendislik başlıklarının masaya yatırıldığı panelde konuşan Şube Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Yücel, küresel iklim krizinin İzmir ölçeğindeki yansımalarına dair kritik değerlendirmelerde bulundu.

"Çözümler bilim, politika ve mühendisliğin ortak çalışmasıyla geliştirilebilir"
Giriş konuşmasında çevre sorunlarının artık tekil olarak ele alınamayacak bir boyuta ulaştığını ifade eden Şube Başkanı Arzu Yücel, geçmişte ayrı ayrı değerlendirilen hava kirliliği, su yönetimi, körfez kirliliği ve doğal alanların korunması gibi başlıkların bugün iklim değişikliğinin etkileriyle birbirini tetikleyen bütüncül bir yapıya büründüğünü söyledi.
Akdeniz Havzası'nın küresel iklim krizinden en fazla etkilenen coğrafyaların başında geldiğini hatırlatan Yücel, bu havzanın kilit noktalarından biri olan İzmir'in de süreçten doğrudan etkileneceğini vurguladı. Yücel, kentin bilgi birikimine ve potansiyeline yakışan çözümlerin ancak bilim, politika ve mühendisliğin ortak çalışmasıyla geliştirilebileceğine dikkat çekti.

"Kent adeta iki farklı nüfus büyüklüğüyle yönetilmekte"
Panelin ardından TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından yayımlanan sonuç bildirgesinde ise kentin tarih boyunca bir körfez ve liman kenti olarak büyük avantajlar barındırdığı, ancak günümüzde bu özelliklerin çevresel baskıları yoğunlaştıran birer unsura dönüştüğü kaydedildi.
İzmir'in kronikleşen altyapı sorunlarına ve mevsimsel nüfus hareketliliğine değinilen değerlendirmede şu ifadeler kullanıldı:
"Bu konulardan biri İzmir'in yaz ve kış nüfusları arasındaki büyük farklılık. Yaz aylarında nüfusu katlanan ilçelerle birlikte kent adeta iki farklı nüfus büyüklüğüyle yönetilmektedir. Su temini, atık yönetimi, ulaşım, kanalizasyon ve diğer altyapı yatırımlarının bu gerçeklik göz önüne alınarak planlanması gerekmektedir."
"İklim değişikliği mevcut sorunları daha da ağırlaştırıyor"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine atıfta bulunulan sonuç raporunda, hava kirliliğinin kentte yıllardır devam eden en önemli çevre sorunlarından biri olduğu aktarıldı. İzmir'in bazı ilçelerindeki kirletici parametrelerin zaman zaman ülke genelinde üst sıralara tırmandığı anımsatılan raporda; ulaşım yoğunluğu, sanayi faaliyetleri, enerji üretimi ve plansız kentleşmenin etkilerinin bütüncül bir gözle değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. İklim krizinin bu mevcut sorunları daha da ağırlaştırdığı dile getirildi.
"Küçük değişimler dahi İzmir Körfezi'nin dengesi üzerinde önemli sonuçlar yaratabiliyor"
Artan hava sıcaklıkları, kuraklık, su stresi ve orman yangınlarının İzmir için ciddi riskler barındırdığı ifade edilen açıklamada, krizin sadece ani sıcak hava dalgaları üzerinden okunmaması gerektiği belirtildi.
Çevresel dengelerin hassasiyetine vurgu yapılan raporda, adli ve idari önlemlerin geciktirilmemesi gerektiği belirtilerek şu uyarılara yer verildi:
"Sıcaklıklarda meydana gelen görece küçük değişimler dahi İzmir Körfezi'nin ekolojik dengesi üzerinde önemli sonuçlar yaratabiliyor; su kalitesi, oksijen seviyeleri ve ekosistem süreçlerini etkileyebiliyor. Benzer şekilde içme suyu, atıksu ve arıtma altyapıları da değişen iklim koşullarından doğrudan etkilenmektedir. Bu nedenle mevcut çevre sorunlarıyla mücadele etmek kadar, gelecekte ortaya çıkabilecek risklere karşı uzun vadeli uyum ve dirençlilik stratejilerinin geliştirilmesi de zorunludur. İklim krizinin etkilerinin giderek arttığı günümüzde merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında iş birliğini güçlendiren, bilimsel planlamayı destekleyen ve kamusal yararı önceleyen bir anlayışa ihtiyaç vardır."




