Türkiye’nin ihracat ve istihdam deposu olarak bilinen tekstil ve hazır giyim sektörleri, son yılların en zorlu virajından geçiyor. Artan enerji ve işçilik maliyetleri, döviz kurunun seyri ve dış pazarlardaki durgunluk, sektör oyuncularını köşeye sıkıştırmış durumda. Sosyal Güvenlik Kurumu ve sektör raporlarından derlenen verilere göre, üretim sahasındaki daralma hem firma sayısına hem de çalışan istatistiklerine sert bir şekilde yansıdı. Özellikle 2024 yılının sonundan itibaren hızlanan küçülme dalgası, 2025 yılının Ekim ayı itibarıyla endişe verici boyutlara ulaştı. Sektör temsilcileri, finansmana erişimde yaşanan sıkıntıların ve karlılık oranlarındaki düşüşün, işletmeleri faaliyetlerini sonlandırmaya veya küçülmeye zorladığını belirtiyor.

Sanayinin lokomotifinde çarklar yavaşlıyor
Hammadde ve yarı mamul üretimini kapsayan tekstil sektörü, krizin etkilerini derinden hisseden alanların başında geliyor. Veriler incelendiğinde, 2024 yılının Aralık ayında 19 bin 461 olan faal şirket sayısının, 2025 Ekim ayında 18 bin 638’e gerilediği görülüyor. Sadece 10 aylık bir zaman diliminde 823 tekstil firmasının sektörden çekilmesi, üretim zincirindeki kırılganlığı ortaya koyuyor. Bu kapanmaların doğal bir sonucu olarak istihdam kaybı da kaçınılmaz hale geldi. Aynı dönemde tekstil sektöründe kayıtlı çalışan sayısı 384 bin 711 kişiden 349 bin 731 kişiye düştü. Yaklaşık 35 bin kişilik bu azalma, özellikle sermaye yapısı zayıf olan küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) maliyet baskılarına karşı direncinin kırıldığını gösteriyor.

Hazır giyimde fırtına çok daha sert esiyor
Krizin asıl yıkıcı etkisi ise emek yoğun yapısıyla bilinen hazır giyim ve konfeksiyon tarafında hissediliyor. İhracat pazarlarındaki rekabet gücünün zayıflaması, bu alandaki firmaları daha sert vurdu. 2024 yılı sonunda 39 bin 640 olan hazır giyim firması sayısı, 10 ay içinde 3 bin 798 adet azalarak 35 bin 842’ye geriledi. Firma kapanmalarındaki bu yüksek oran, istihdam verilerinde de dramatik bir tablo oluşturdu. Sektördeki çalışan sayısı 574 bin bandından 510 bin seviyelerine kadar çekildi. Sadece hazır giyimde yaşanan 64 bin 56 kişilik istihdam kaybı, toplam kaybın yaklaşık üçte ikisini oluşturdu. Bu durum, mağazalaşma ve markalaşma sürecindeki firmaların dahi ayakta kalmakta zorlandığını kanıtlar nitelikte.

Bir yıllık bilançoda kayıplar yüz bini aştı
İki sektörün verileri birleştirildiğinde ortaya çıkan tablo, sanayideki kan kaybının ciddiyetini netleştiriyor. 2024 Aralık ayında toplam 59 bin 101 olan şirket sayısı, 2025 Ekim ayında 54 bin 479’a inerken, toplamda 4 bin 621 iş yeri faaliyetini sonlandırdı. Toplam istihdam ise 959 bin kişiden 860 bin kişiye geriledi. Sektör genelinde 10 ayda yaşanan 99 bin 36 kişilik kayıp, neredeyse orta ölçekli bir Anadolu kentinin nüfusuna denk geliyor.

Takvim yapraklarını biraz daha geriye alıp yıllık bazda bir kıyaslama yapıldığında ise durumun vahameti artıyor. 2024 Ekim ile 2025 Ekim arasındaki bir yıllık periyotta, şirket kapanmaları ve işten çıkarmalar sonucunda toplam istihdam kaybı 105 bin 686 kişiyi buldu. Sadece geçtiğimiz Ekim ayında, yani bir ay içinde sektörden 12 bin 819 kişinin ayrılması ve 303 şirketin kapanması, krizin henüz dip noktayı görmediğine ve aşağı yönlü ivmenin sürdüğüne işaret ediyor.

İhracat liginde bayrak değişimi yaşandı
Üretimdeki bu daralma, Türkiye’nin döviz girdisi açısından kritik öneme sahip olan ihracat rakamlarını da doğrudan etkiledi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine yansıyan rakamlar, sektörün küresel pazardaki irtifa kaybını belgeliyor. 2025 yılı genelinde hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yüzde 6,3 oranında düşüşle 16 milyar 773 milyon dolarda kaldı. Tekstil sektörü ihracatı ise yüzde 0,8’lik sınırlı bir azalışla 9 milyar 408 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yaşanan bu gerileme, sektörler arası sıralamayı da değiştirdi. Yıllardır otomotiv ve kimya sektörlerinin ardından ihracat şampiyonlar liginin değişmez üçüncüsü olan hazır giyim sektörü, tahtını elektrik ve elektronik sektörüne kaptırdı. Bu değişim, artan maliyet baskısı ve fiyat tutturma zorluğu nedeniyle Türk tekstilcisinin küresel rekabetteki avantajını kaybettiği yorumlarına neden oldu.





