KAZİM BOZKURT/Ege'nin bereketli toprakları yıllardır iklim krizinin ve ağır bir kuraklığın pençesinde can çekişiyor. Çiftçi tarlasını sulayabilmek için gökyüzüne umutla bakarken; İzmir’in tarım ve sanayi kalbi Torbalı, bugünlerde toprağın altından fokurdayan yepyeni bir 'susuzluk' krizine uyandı. İlçenin can damarı sayılan Gurgur Dağı'nın eteklerindeki 94 hektarlık tartışmalı alan, yöre halkının ve yerel yöneticilerin tüm feryatlarına rağmen Cumhurbaşkanlığı kararıyla bir gecede "Özel Endüstri Bölgesi" ilan ediliverdi. Hedefte, bu verimli topraklara kurulması planlanan devasa bir kağıt fabrikası projesi var. Ancak asıl fırtına fabrikanın bacasından çıkacak dumandan değil; o kağıdı üretmek için yerin yüzlerce metre altından, açılacak devasa kuyularla her gün acımasızca çekilecek olan bin 560 ton ( bir milyon 560 bin litre) tatlı sudan kopuyor. Geçmişte Tire ve Söke ovalarını kurutan o acı sanayi tecrübelerini hafızalarından silemeyen yöre halkı ve "Sanayiye değil, suyumuzu yutacak bu yatırıma karşıyız" diyerek 9 Eylül Gazetesi'ne konuşan yerel kaynaklar, şimdi Ankara'dan gelen bu imtiyazlı kararın gölgesinde, memleketin suyunu ve tarımın geleceğini korumanın yaşam mücadelesini veriyor.
Günlük bir buçuk milyon litre su tüketimi
Kamuoyunda büyük bir tartışma yaratan projenin en çok tepki çeken yanı, kağıt üretim proseslerinin doğası gereği ihtiyaç duyduğu korkunç boyuttaki su tüketimi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan daha önce 'ÇED olumlu' kararı alan projenin tanıtım dosyasındaki resmi verilere göre, tesiste üretilecek olan her 1 ton kağıt için tam 8 metreküp taze suya ihtiyaç duyuluyor. Şirket, bu devasa su ihtiyacını karşılayabilmek adına bölgede halihazırda var olan günlük 20 ton kapasiteli 3 adet kuyunun yanına, her biri günlük 500 ton çekim gücüne sahip 3 yeni dev kuyu daha açmayı planlıyor. Toplam 6 kuyudan oluşacak bu sistemin, Küçük Menderes Havzası'nın kalbinden günde bin 560 ton (1.5 milyon litreden fazla), yılda ise 498 bin ton yeraltı suyu çekeceği hesaplanıyor. İklim krizinin derinden hissedildiği, çiftçilerin tarlalarını sulamakta büyük güçlük çektiği bir dönemde, yer altı rezervlerine böylesine devasa bir kuyu sistemiyle müdahale edilecek olması, bölgenin tarımsal geleceği için alarm zillerinin çalmasına neden oluyor.
Sanayiye değil, kağıt fabrikasına karşıyız
Konuyla ilgili 9 Eylül Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Oda Başkanı Abdulvahap Olgun, ilçenin sanayi vizyonuna asla karşı olmadıklarını, itirazlarının tamamen seçilen sektörün bölgenin ekolojik gerçekleriyle uyuşmamasına yönelik olduğunu vurguladı. "Yani biz alanın sanayi alanı olarak ilan edilmesine karşı değiliz. Zaten destekliyoruz. Ama buraya kağıt fabrikası kurulmasına şiddetle karşı çıkıyoruz" diyen Olgun, Gurgur Dağı eteklerine kurulacak bu tesisin, ilçenin hem tarım hem de içme suyunun kökünü kurutacağı uyarısında bulundu.
"Tire ve Söke'nin yaşadığını biz de yaşayacağız"
Ege Bölgesi'ndeki diğer ilçelerin acı tecrübelerini hatırlatan Başkan Olgun, "Tire ve Söke'deki yeraltı sularının, içme sularının içinden geldiği durum ortada. Benzer bir durumu biz de yaşayacağız. Tire ve Söke'nin yaşadığını biz de yaşayacağız" şeklinde konuştu. Alternatif ve doğa dostu çözümlerin mümkün olduğunu belirten Olgun, "Türkiye'deki büyük bir kağıt fabrikasının sahibiyle sohbet ettiğimde Zonguldak'a kurmak istediklerini ve deniz suyundan, deniz suyu kullanarak böyle bir çalışma yapacaklarını bana söylemişti. Bu da bir alternatif bence artık deniz suyu kullanılarak bu tarz üretimleri yapmak gerektiğini düşünüyorum" diyerek yetkililere seslendi.
Mahkeme süreci devam ediyor
Torbalı’nın üzerine bir karabasan gibi çöken o devasa kağıt fabrikası projesi, aslında aylar önce, 26 Haziran 2025 tarihinde Danıştay 6. Dairesi’nin verdiği o tarihi kararla (Karar No: 2025/3758) hukuken geçerliliğini yitirmişti. Danıştay, o gün verdiği kararla sadece bir planı iptal etmemiş; Aliağa ve Menderes gibi emsal bölgelerde tarım topraklarını sanayiye feda eden anlayışın kapısına kilidi vurarak, 'Sanayi, tarımın ve suyun rızkından beslenemez' diyerek tarihe not düşmüştü.
Projenin önündeki tek engel sivil toplumun tepkisi değil; aynı zamanda devam eden zorlu bir hukuki süreç de bulunuyor. Torbalı Belediyesi'nin 'ÇED olumlu' kararının iptali için açtığı davada atanan uzman bilirkişi heyeti, proje için çok net bir şekilde "olumsuz" görüş bildirmişti. Bilirkişi raporunda, tesisin kurulacağı alanın "Özel Ürün Arazisi" niteliğinde olduğu ve sanayi yapılaşmasının plan kararlarına aykırı olduğu vurgulanmıştı. Raporda ayrıca, fabrikanın muazzam su tüketiminin iklim değişikliği bağlamında büyük bir risk taşıdığı, projenin tarımsal su güvenliğiyle doğrudan çatıştığı ve ekolojik bütünlüğü bozacağı ifade edilmişti. Bilirkişi heyeti, tüm bu gerekçelerle projenin tarım dışı kullanımına izin verilmemesi gerektiğini mahkemeye sunmuştu.
Dev bütçe
Tüm bu çevresel kaygılara ve hukuki açmazlara rağmen, Bera Holding iştiraki şirket projeyi hayata geçirmekte oldukça kararlı görünüyor. Şirket, MDF, mobilya ve laminant parke endüstrisinin hammadde ihtiyacını karşılayacak olan, yılda 130 bin ton baz kağıt üretimi kapasiteli bu dev tesis için bütçesini 3,5 milyar TL olarak belirlemiş durumda. Fabrikanın devasa enerji ihtiyacını karşılamak için ise tesis bünyesine 2 adet kojenerasyon gaz türbini entegre edilecek. Yönetim kadrosunda Haşim Şahin, Telat Seher, Osman Elvan gibi isimlerin bulunduğu holdingin, "Özel Endüstri Bölgesi" kararının rüzgarını da arkasına alarak devam eden mahkeme sürecinde nasıl bir savunma stratejisi izleyeceği merakla bekleniyor. Torbalı Ovası'nın ve yer altı sularının nihai kaderi ise yargının vereceği kesin kararla belirlenecek.




