"Sefarad", İspanya anlamına geliyor. İspanya dışında Portekiz, İtalya, Kuzey Afrika, Türkiye, Ege Adaları ve Balkan Musevilerinin de büyük bölümü bu adla anılıyor. İzmir, bu yıl ikinci kez kentin kültür mozaiğinin önemli bileşenlerinden biri olan Sefarad toplumunu daha iyi tanımamıza vesile olan çok özel bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Geçtiğimiz günlerde başlayan ve yarın sona erecek olan Sefarad Kültür Festivali de çok kültürlülüğe ve barışa bir saygı duruşu niteliğinde. Tarih bilincini, farklı kültürleri barındırmanın verdiği tadı ve dahası hoşgörüyü iliklerinize kadar hissedeceğiniz bu festival, Konak Belediyesi, İzmir Musevi Cemaati, İzmir Sefarad Kültür Mirası Derneği, TARKEM ve Kentimiz İzmir Derneği işbirliğiyle düzenleniyor.

***

Hanuka (Işıklar Bayramı) törenini de içine alan festivalde; fotoğraf sergisi, söyleşiler, Sefarad Gecesi etkinliği, sinagog gezileri, kitap tanıtımı, film gösterimleri, flamenko gitar dinletisi ve bir Sefarad Düğünü töreni yer aldı.

Benim için festivalin en ilgi çekici yeri sinagog gezileriydi. Geçmişte 50 bin nüfusa sahip olan Yahudilerin, bugün yaklaşık bin kişi kalmalarına rağmen ibadethanelerini korumaları, kültürlerine sahip çıkmaları tüm dinlere aynı mesafeden bakan biri olarak çok hoşuma gitti. Kemeraltı'nın sokaklarında sinagoglar arasında dolaşırken, farklı hayalleri, farklı yaşam biçimleri, farklı inanışları olan insanların aynı yaratıcı karşında daha iyi bir insan olma yolunda harcadıkları çabanın izlerini sürmek keyif vericiydi. Yılların birikiminin edebiyata, el sanatlarına ve müziğe yansımasını izlemek, hatta kimi zaman onlara dokunmak çok özeldi. Bayramlarını, adetlerini, gelenek ve göreneklerini dinlemekse ilginçti. Dünyada sadece İzmir'de bulunan dört sinagogun sırt sırta olduğunu öğrenmek (Şalom, Algazi, Foresteros ve Sinyora) çok değerliydi. Biliyorum ki insan tanımadığı, bilmediği şeylerden korkar ve onları ötekileştirir. Bu yüzden kendini mesih ilan eden Sabetay Sevi olayından sonra içine kapanan ve neredeyse son 30 yıl içinde yavaş yavaş kabuğundan sıyrılan Yahudileri tanıma ve tanıtma çabası önemliydi. Camide, sinagogda ya da kilisede edilen duaların sesinin aslında tek bir orkestraya ait olduğunu bilmek ilham vericiydi.

Pek çok insan yaşadığımız topraklarının zenginliğinin ve bize kalan mirasın değerinin farkında değil. Ancak bunun önemini fark edenler ve bunu yaymak için çalışanlar da var. Ve onları destekleyenler. Sizler de onlardan biri olabilirsiniz.

***

Cenk Hasan Dereli'yi, Tarihi Hahamhane bahçesinde ‘’Komşuluk’’ konseptli çalışmasıyla tanıdım. İzmir Sefarad Kültür Festivali için ürettiği son işi, komşuluk mimari yerleştirme ile pek çok insanın zihninde bir pencere açtı. Sosyal sorunlara mimarlık alanı içinden çözümler arayan Cenk Hasan Dereli, Tarihi Hahamhane'nin restorasyonunu beklemektense ortaya koyduğu eserle başta komşuluk olmak üzere pek çok şeye dikkat çekmeye çalışmış. Cenk'ten dinlemesem kocaman bahçenin ortasında birbirinin yanına konmuş kapısız 3 kulübe görme ihtimalim vardı. Oysa Cenk dedi ki: "Tarihi Hahamhane bahçesi genelde kapalı ve bu çevrede yaşayan insanlar burayı çöplük gibi kullanıyorlar. Dışarıdan içeriye çöp poşetleri atıyorlar. Öyle ki bazı poşetler ağaçların dallarına takılıyor. Oysa burası çöplük değil. Bu alan, tarihi bir yer olmakla birlikte buradaki diğer alanlara komşu. Komşuluk zamanla gelişen bir kavram. Eğer komşuluk ilişkisi kuramamışsanız kendinizi yalnız hissediyorsunuz. Bu nedenle bu festivalle bu bahçenin kapısını açtık ve temizlenen bu bahçeye çalışmamı koyduk. Yaptığım üç ahşap kulübenin kapıları yok ama bir yandan da yakınlıklarından dolayı birbirleri ile iç içe gibiler. Yakınlaşmak, tanışmak ve paylaşmak amacındalar. Aralarındaki boşluklar da hayatlarımız gibi... Dikkatli baktığınız içleri hatta arkalarında duranlar gözlemlenebiliyor."

***

Daha dikkatli bakmalıyız, etrafımızda olup bitenlere. Eksikleri tamamlamalı, kusurları örtmeli, yanlışları düzeltmeli, bildiklerimizi paylaşmalı, gelecek nesillere sahip olduğumuz değerleri sağlam bir şekilde teslim etmeliyiz...

Bize kalan mirasa zarar vermeden, onu yenileyerek ve daha da güzelleştirerek korumak bizim elimizde. İnsanların hangi dile, dine ve kültüre sahip olduğu çok mu önemli? İncitmeden, köprüler kurabiliriz.

Yeni yıl iyilikler ve güzellikler getirsin. Sağlıklı, huzurlu, barış içinde mutlu bir yıl olsun sevgili okur. Yeni yılınız kutlu olsun...