Güvenli turizm varsa güvenli etkinlik de olur

16 Mart 2020'de kapısına kilit vuran ve son bir yılda kısıtlı bir şekilde sadece 55 gün çalışabilen etkinlik sektörünün artık dayanacak gücü kalmadı. Yüz binlerce çalışanın gözü kulağı bugün açıklanması beklenen normalleşme takviminde. İzmir Organizasyon Bileşenleri Derneği Başkanı Adnan Bulu ile örgütlenme sürecini ve sektörün normalleşme sürecinde beklentilerini konuştuk.

Güvenli turizm varsa  güvenli etkinlik de olur

Röportaj/ SİNAN KESKİN

Son dönemde İzmir'de iki müzisyenin intiharı ile gündeme gelen etkinlik sektörü örgütlü olmanın önemini fark etti. On binlerce firma ve bu firmalarda çalışan yüz binlerce çalışan için geçim kapısı olan etkinlik sektöründe; dekorasyon işçisinden çiçekçisine, garsondan aşçısına, müzisyenden dansçısına, ses teknisyeninden fotoğrafçısına, organizatörden mekan yetkilisine, güvenlik görevlisinden valesine kadar saymakla bitmeyecek meslek sahibinin geçim kapısı tam bir yıldır kapalı. Ağırlıklı olarak günlük buldukları işlerde günlük sigortalı olarak çalışan ancak merdiven altı firmalarda büyük bir bölümü de ne yazık ki kayıt dışı çalıştırılan etkinlik personelinin çoğu kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteğinden yararlanamadı. Yararlananlar ise yoksulluk sınırının çok altında hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlar.

Etkinlik firmaları ve çalışanlarının normalleşme sürecinden tek beklentisinin aşılama çalışmalarından elde edilecek başarının öngörülerek normalleşme takvimiyle birlikte etkinliklerin başlayacağı tarihin hiç vakit kaybedilmeden açıklanması olduğunu söyleyen İzmir Organizasyon Bileşenleri Derneği Başkanı Adnan Bulu ile örgütlenme sürecini ve sektörün normalleşme sürecinde beklentilerini konuştuk.

Öncelikle Tüm Etkinlik Sektörü Federasyonu ne zaman, hangi amaçla kuruldu ve bileşenleri kimlerdir?

Etkinlik sektörü olarak, tarihimizin en büyük iktisadi ve sosyolojik krizini yaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz bu küresel durum; ülkemizde en fazla "etkinlik" başlığı adı altında hizmet veren işletmeleri ve sektör çalışanlarını etkiledi. Bu olumsuz etkiyi ortadan kaldırabilmek, alınacak tedbirlerle güvenli organizasyonların yapılabileceğini anlatmak ve en önemlisi sektörümüzün ülkemize sağladığı ekonomik katkıyı ve istihdamı gösterebilmek amacıyla Ankara, İstanbul ve İzmir’den üç meslek örgütünün öncülüğünde 20’ye yakın ilin desteği ile federasyonlaşma kararı alındı.

Etkinlik sektörünün tüm bileşenlerini tek çatı altında toplamak hedefiyle yola çıkan Tüm Etkinlik Sektörü Federasyonu’nun, kısa sürede konfederasyon yapısına ulaşmasını, nihai hedefte ise etkinlik sektörünün bakanlık düzeyinde ya da bir bakanlığın alt bölümü olarak temsil edilmesini arzu ediyoruz.

İzmir Organizasyon Bileşenleri Derneği’nin, İstanbul’dan Tüm Etkinlik ve Organizatörler Derneği (TEODER) ve Ankara’dan Davet Etkinlik ve Sahne İşlemecileri Derneği (DESOİD) ile başlattığı görüşmeler sonrası Türkiye’nin dört köşesinden derneklerin ve dernek müteşebbislerinin katılımıyla 10 Şubat’ta Ankara’da, 24 Şubat’ta ise İzmir’de iki başarılı çalıştay gerçekleştirildi. Mart Ayı içerisinde İstanbul’da gerçekleştirilecek final çalıştayında TEFED’in Türkiye’nin 81 ilinden iştirak edecek diğer katılımcıları ve konfederasyonu oluşturacak bölge federasyonlarının yapısı netleştirilerek etkinlik sektörünün tek çatı altında toplanmasının en büyük adımı atılacak.

Örgütlü olmak

İzmir Organizasyon Bileşenleri Derneği ne zaman kuruldu? Kurucuları kimdir ve kaç kişiyi temsil ediyorsunuz?

İZOB-DER de ne yazık ki kuruluşu biraz geç kalmış ve pandemi sürecinin ağır koşulları karşısında birleşme ihtiyacının yarattığı derneklerden biri. 16 Mart 2020 tarihinde davet organizasyonlarına getirilen kısıtlamalar sonucunda yaşamaya başladığımız ekonomik sorunlar ile birlikte bugüne kadar güçlü bir meslek örgütü çatısı altında birleşmemiş olmamızın sıkıntılarıyla da yüzleştik. İzmirli etkinlik firma temsilcilerinin sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirmek amacıyla Mayıs aylarında bir platform üzerinden başlayan çalışmalarımız, Kasım ayında İZOB-DER’in kurulmasıyla daha etkili bir yapıya kavuştu.

Etkinlik sektörünün İzmir’deki öncü firmalarından 17 kurucu üye ile başlayan İZOB-DER, kentimizin beş yıldızlı etkinlik otellerinden düğün mekanlarına, düğün-davet organizatörlerinden kurumsal toplantı firmalarına kadar organizasyonlarda yan yana çalışan tüm etkinlik firmalarının katılımıyla hızla büyüyor.

Şu an başvuru süreçleri devam edenlerle birlikte 40 üye sayısına ulaşan derneğimiz, Etkinlik otelleri, etkinlik mekanları, düğün-davet-süsleme firmaları, kurumsal toplantı, müzik firmaları, fotoğraf-video firmaları, ses-ışık-görsel sistem firmaları ile ekipman ve personel tedarik firmalarından davetiye firmalarına kadar etkinlik sektörünün bir çok meslek grubunu temsil ediyor. Çok kısa sürede İzmir’deki tüm temsilcilerimizin derneğimiz çatısında toplanacağına inanıyoruz.

Sektördeki işletme sahipleri ve çalışanlar son bir yıldır nasıl geçiniyor?

Sektör firmaları da sektör çalışanları da yok olmanın eşiğine geldi. Son bir yıl içinde sadece 55 gün ve çok düşük kapasite ile faaliyet gösterebilen sektör firmalarının tüm çalışma alanları kapalı ve gelirleri sıfırlanmış durumda.

Organizasyon firmaları kısıtlamalar nedeniyle hiç para kazanamıyor ancak kiralar, maaşlar, elektrik, su, iletişim faturaları gibi birçok işletme giderleri devam ediyor. Devletimiz tarafından sağlanan ancak tüm çalışanlarımızı faydalandırma şansı bulamadığımız kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteği ve sembolik bin (1.000) TL destek dışında ciddi bir destek alamadığımız gibi SGK primleri, kira stopajı ve diğer vergilerimiz işlemeye devam ediyor.

Firmalarımız geçtiğimiz yıl işsiz geçen kış sezonunun giderlerini karşılamak ve yaz sezonunda para kazanarak geri ödemek umuduyla kullandıkları işe devam kredilerinin taksitlerini ödeyebilmek için yeni kredi arayışındalar. Ancak işletmelerin kötüye giden finansal tabloları ve pandemi koşullarında taşıdığı risklerden dolayı yeni kredi bulmaları ne yazık ki çok mümkün değil. Araçlarını ve demirbaşlarını satarak ayakta kalmaya çalışan işletmelerimiz yok olmanın eşiğini geçti ve eriyerek yok oluyor.

On binlerce firma ve bu firmalarda çalışan yüz binlerce çalışan için geçim kapısı olan etkinlik sektöründe; dekorasyon işçisinden çiçekçisine, garsondan aşçısına, müzisyenden dansçısına, ses teknisyeninden fotoğrafçısına, organizatörden mekan yetkilisine, güvenlik görevlisinden valesine kadar saymakla bitmeyecek meslek sahibinin geçim kapısı tam bir yıldır kapalı.

Ağırlıklı olarak günlük buldukları işlerde günlük sigortalı olarak çalışan ancak merdiven altı firmalarda büyük bir bölümü de ne yazık ki kayıt dışı çalıştırılan etkinlik personelinin çoğu kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteğinden yararlanamadı. Yararlananlar ise yoksulluk sınırının çok altında hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlar.

Çok sayıda intihar var

Basına yansıyan intihar vakaları yaşanan sıkıntının boyutlarını daha net ortaya koydu. Ama iş bu noktaya gelmeden çözüm üretilemez miydi?

Basına yansıyan kadar yansımayan çok sayıda intihar vakasına üzüntü ve çaresizlik içerisinde şahit oluyoruz. Sadece İzmir’de iki müzisyen kardeşimiz, yaşadıkları sıkıntılara dayanamayarak bozulan psikolojileri sonucunda intihar etti. Bu iki kardeşimizin canına kıyması, etkinlik çalışanlarının geldiği noktayı anlatmak için verdikleri en sert ve en acı mesaj oldu.

Hükümetimiz, pandeminin başından beri etkinlik sektörü firmalarının ve etkinlik çalışanlarının sesini duymadı. İlk yasaklanan ve en son açılan çalışma alanı etkinlikler olurken etkinlik çalışanları tamamen unutuldu.

Üç büyük şehrin belediyeleri hazırladıkları projeler ve sosyal yardım kampanyaları ile müzisyenlere destek olmaya çalışıyor ancak bu desteklerin etkinliklerde günlük ücretle çalışan diğer sahne çalışanları, dekorasyon işçileri, taşımacılar, garsonlar, valeler gibi bir çok meslekten çalışanı da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerekiyor.

Etkinlik sektörünün ve bu sektörden geçinen meslek gruplarının tanımı bu güne kadar net bir şekilde yapılamadığı için etkinliklerden geçinen 100 binlerce çalışan için çok geç kalındı ve yapılan destekler rakamsal büyüklük ve süreklilik bakımından kırılan gönüllere dokunmaktan öteye geçemiyor. Etkinlik sektör firmalarının meslek odalarında kayıtlı oldukları nace kodlarındaki dağınıklık ve firmaların yanlış nace kodlarında toplanmış olması da verilen desteklerden yararlanmasının önüne geçti.

Normalleşme sürecinde beklentileriniz nedir?

Etkinlik firmaları ve çalışanlarının normalleşme sürecinden tek beklenmesi aşılama çalışmalarından elde edilecek başarının öngörülerek normalleşme takvimiyle birlikte etkinliklerin başlayacağı tarihin hiç vakit kaybedilmeden açıklanmasıdır. En az bir yıl öncesinden başlayan rezervasyonlarla çalışan bir sektörüz ve belirsizlik devam ederse 2020 gibi 2021’i de kaybedeceğiz. Etkinliklerin başlayacağı tarihin koşullara bağlı ve olası bir tarih üzerinden bile açıklanması ile anlaşmalar yapılmaya başlayacak ve alınacak kaporalar ile etkinlik firmaları ödemelerini yapmaya başlayabileceklerdir.

Beklentiler

Normalleşme sürecinde sektörün nasıl faaliyete geçmesini ön görüyorsunuz? Bünyenizde farklı iş kolları bulunuyor. Bu iş kollarını için normalleşme önerileriniz nedir?

Güvenli turizm yapılabiliyorsa güvenli etkinlik de yapılabilir. Yeni normalleşme ile “davet ve organizasyon” kategorisine giren bütün etkinliklerin, turizm sektöründe olduğu gibi toplum sağlığını koruyan güvenli etkinlik tedbirleri altında yapılabileceğine inanıyoruz. Maske, temizlik ve sosyal mesafe tedbirlerine ek olarak, davetlilere HES kodu sorgulaması ve işletme tarafından çalışan personele her hafta Kovid-19 testi uygulaması yapılması gibi bir çok tedbir çözüm önerilerimiz arasında.

Etkinlik süreçlerini ve etkinlik alanlarında oluşabilecek riskleri en iyi bilen uzmanlar olarak çözüme destek olmak istiyoruz ve hem derneğimiz hem de TEFED olarak hazırlanacak rehberlere gönüllü danışmanlık desteği vermeye hazırız.

Normalleşme sürecinde diğer büyük beklentimiz ise geçen sen yapılan hatanın tekrarlanmaması, denetimsiz sokak ve köy düğünlerine kesinlikle izin verilmemesidir.

Ayrıca, düğünlere yasak getirilen Eylül ayı başında bin 500’ler civarında olan vaka sayısının düğünlerin yanı sıra hiçbir etkinliğin yapılmadığı aylarda 40 binli sayılara yaklaşması düğünlerin vaka sayılarında önemli bir etkisinin olmadığını göstermiştir.

TÜİK verilerine göre; 2019 yılında 550 bine yakın çiftin evlendiği ülkemizde 2020’den ertelenen düğünler ile bu yıl 600 binden fazla çiftin evlenmesini bekliyoruz. Alt tedarikçilerimizle birlikte yaklaşık 90 milyar TL iş hacmi yaratacak düğün sektöründen beklenen ekonomik hacim şu an risk altındadır. Düğünlerden sonra diğer etkinliklere getirilen kısıtlamalar ve yapılamayan kurumsal toplantı organizasyonlarını da eklendiğimizde etkinlik sektörünün yaşadığı ekonomik kaybın ne kadar büyük rakamlara ulaşacağını hesaplayabiliriz.

Son olarak, kamuoyunda merak edilen bir soru ile bitirelim. Boğaziçi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu ile bir akrabalık bağınız var mı?

Bulu, az karşılaşılan bir soy adı olduğu için bu soruyla sık sık karşılaşıyorum ve yakın arkadaşlarım ile aramızda espri konusu oluyor ama Melih Bulu ile akrabalık bağı dahil hiç bir ortak yanımız yok.

YORUM EKLE

banner97

banner96