Destansı bir başarı hikayesi

Sıvacı Ramazan’ın 10 çocuğundan biri olan Avukat-Yazar Abbas Karakuş, yoğun ilgi gören Gökyüzü Hala Mavi üçlemesinin ilk iki kitabı Deşifre Edilmiş Bir Yürek ve Bir Hayata Dokunursan romanlarının ardından serinin üçüncü kitabı olan Ce’nin Yolu’nun okurla buluşturmaya hazırlanıyor.

Destansı bir başarı hikayesi

Röportaj / Sinan KESKİN

Ergani’de geçen çocukluk yıllarında kalabalık ailesinin geçimine katkı sağlamak için yaz tatillerinde mevsimlik işçi olarak çalışan, kışın okuldan arta kalan zamanlarında babasına inşaat işlerinde yardım eden Abbas Karakuş yazma tutkusundan hiç vazgeçmedi. Haftasonları Ergani Kütüphanesine kapanan Karakuş, yazma tutkusuyla hayata tutundu. Hiç tatil yapma fırsatı bulamadan geçen ilk ve orta öğretim yıllarının ardından liseyi birincilikle bitiren Karakuş, üniversite sınavlarında ilk tercihi olan Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı.

Hukuk Fakültesi’nin ilk yılında kendi imkanlarıyla yayınladığı şiir kitabı Gözkapağı Direnişleri ile edebiyat dünyasına adım atan Karakuş, ikinci sınıfta yine kendi imkanlarıyla ikinci şiir kitabı İnsan İnsan İle İnsan’ı yayınladı. Sonra sırasıyla Yalnızlık Uzaktaki Sevgili ve Gündoğumunu Beklerken kitapları geldi. Bu süreçte hukuk fakültesini bitirerek Avukatlık yapmaya başlayan Karakuş, aynı zamanda Gökyüzü Hala Mavi üçlemesini kaleme almaya başladı. Serinin ilk kitabı Deşifre Edilmiş Bir Yürek ve ikinci kitabı Bir Hayata Dokunursan romanları Son Kitap etiketiyle yayınlandı. Karakuş, üçlemenin son kitabı olan Ce’nin Yolu’nu okurlarla buluşturmaya hazırlanıyor.

İnşaatlarda sıvacı tarlada mevsimlik işçi

İlk ve ortaokul yıllarında babası Sıvacı Ramazan’ın yanında inşaatlarda sıva yaptığını aktaran Karakuş, “Sabahları okula gidip öğleden sonraları babamla birlikte sıva yapıyordum. Yaz aylarında ise rahmetli annemle birlikte mevsimlik işçi olarak çalışmaya gidiyorduk. Önce Adana’da 40 gün pamuk tarlası çapalıyordum. Sonra Konya’da kimyon ve yeşil mercimek hasadına gidiyordum. Son olarak da Sakarya’ya fındık toplamaya gidip yaz tatilimi aile bütçesine katkı koyarak geçiriyordum. Yövmiye hesabı çalıştığımız için ne kadar kalabalık gidersek bizim için o kadar iyi oluyordu” dedi.

Ergani kütüphanesi hayatını değiştirdi

Kendisine sadece kış aylarında haftasonu zaman ayırabilen Karakuş, bu zamanı da Ergani Kütüphanesi’nde değerlendirdiğini ifade ederek, “Haftasonlarımı Ergani’deki tek kütüphanede değerlendiriyordum. Kütüphanede kapağı açılmamış birçok kitap vardı. Yazma serüvenine başlamamı bir anlamda o kütüphaneye borçluyum. Oraya kapanırdım, gelen gidene yardım ederdim, aradıkları kitabı bulup verirdim. Bazı kitaplar matbaadan çıktığı gibi dururdu. Hiç şans verilmemiş, kapağı dahi açılmamıştı. O kitapları alıp okurdum. O kütüphanede geçirdiğim zaman benim en özel anlarımdı” diye konuştu.

Liseyi birincilikle bitirdi

Yaşadığı tüm zor şartlara rağmen Ergani Lisesi’ni birincilikle bitiren Karakuş, üniversite sınavlarında ilk tercihi olan Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı. Mevsimlik işçi olarak çalışmaya gittiği şehirler dışında Ergani’den ilk defa ayrıldığını dile getiren Karakuş, “Üniversite sınavını kazanıp İzmir’e geldim. Okulun birinci sınıfında kendi imkanlarımla ilk şiir kitabımı yayınladım. İkinci sınıfa geçtiğimde, okulun devam zorunluluğu olmadığı için, para kazanabilmek için bir tanıdığım vasıtasıyla Kadıköy’de Park ve Bahçeler’de taşeron firmada işçi olarak çalışmaya başladım. Bu süreçte ikinci kitabım için para biriktirmeyi umuyordum. Ancak bizi çalıştıran firma paramızı eksik verdiği gibi sigortamızı da yapmamıştı. Bir yıl boyunca karın tokluğuna çalışmış oldum. Kitap yazma serüveni yüzünden Ankara’da sokakta bile kaldım” şeklinde konuştu.

“Cebimde 2 çay parasi vardı”

İkinci kitabını yayınlatabilmek için Ankara’da İmge Kitabevi ile görüşmeye gittiğini anlatan Karakuş, sözlerini şöyle sürdürdü; “Üniversiteden bir arkadaşım vasıtasıyla Ankara’ya gittim. İmge Kitabevi’yle görüştüm. Şiir basmadıklarını söylediler. Benim de şiir dosyam vardı. Hala şiir basmıyorlar. Beni Ankara’ya götüren kişinin kalmam için ayarladığı otel beni içeri almadı. Arkadaşım da beni sokakta bırakıp akrabalarına gitti. Hiç unutmam Şubat ayıydı. 2000 yılının başı. Ulus’taki Eski Meclis binasının yakınındaki bir sabahçı kahvesine sığındım. Gidecek yerim yoktu. Gece 12’ye doğru kahveci yanıma geldi ‘2 çay parası olmayan dışarı çıksın’ dedi. Cebime baktım 60 kuruş (çay 30 kuruştu) param ve 4 tane jetonum vardı. Şanslıydım, 2 çay param vardı cebimde. O gece sabaha kadar orada bekledim. Ertesi gün Ulus’ta dolaşırken İzmir’den tanıdığım aynı fakülteden bir arkadaşıma rastladım. Onun desteğiyle İzmir’e döndüm.”

“Oradan gözlerim dolarak ayrıldım”

Tüm bu zorlu sürecin ardından kitabını İstanbul’da yine kendi imkanlarıyla yayınlattığını dile getiren Karakuş, “Kitabı çıkardım ama tanıtımını yapamıyorum. O dönemde Cağaloğlu’nda Papirüs yayınlarına gittim. Kitabı uzattım, bana otur bile demediler. Yetkili kişi ‘Ne bu?’ dedi. Kitap dedim. Ben bunu bastırdım dağıtımını yaptırmak istiyorum dedim. ‘İlgilenmiyoruz’ dedi. Bana bir çay bile söylemedi. Oradan gözlerim dolarak ayrıldım. Ondan sonra tesadüfen Belge yayınlarına gittim. Sonradan adının Ayşenur Zarakolu olduğunu öğrendiğim rahmetli Ayşenur hanım ile görüştüm. O daha samimi yaklaştı. Ona da derdimi anlattım. Bana dağıtımcı bulmam konusunda destek olmalarını istedim. Kitaba baktı. ‘İsmin tanıdık değil, popüler bir yanı yok. Hiçbir dağıtımcı bu riski alamaz. Alsa bile parasını peşin alır. Ancak popüler bir ismin kitabını dağıtırlar.’ dedi. İzmir’e döndüm. Bari okula devam edeyim dedim. 3. kitabım Yalnızlık Uzaktaki Sevgili’yi ve Gündoğumunu Beklerken’i bastırdım. Ondan sonra okulu bitirdim. Avukatlık yapmaya başladım. Mesleğimin 12. yılındayım” diye konuştu.

Avukatlık mesleğine devam ederken yazma tutkusundan da asla vazgeçmeyen Abbas Karakuş, 2013’te Yalnızlığın Elleri şiir kitabını yayınladı. Daha önce Gündoğumunu Beklerken ismiyle yayınlanan anlatı kitabını Deşifre Edilmiş Bir Yürek başlığıyla yeniden yayınlayan Karakuş, sözlerini şöyle sürdürdü, “2015 Mayıs’ta Berkin Elvan ve Ali İsmail Korkmaz’a ithaf ettiğim romanım Bir Hayata Dokunursan yayınlandı. Gökyüzü Hala Mavi üçlemesinin ikinci kitabı olan Bir Hayata Dokunursan kapağından dolayı epey mağdur edildi. Birçok kitap fuarında afişleri indirildi veya asmamıza izin verilmedi. Üzülerek söylüyorum ki yeni baskıda kapağı değiştireceğiz. Bu romanın kurgusunu sinema filmine uygun yaptım.”

Sırada “ce’nin yolu” var

Karakuş, üçlemenin son kitabı olan Ce’nin Yolu’nu kaleme aldığını, belirterek, “Konusu hakkında bilgi vermek istemiyorum. Ama ilk iki kitabı okuyanlar için sürprizlerle dolu olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Kitaptan

“Düşlerinin peşinden git, kurduğun hayaller senin olsun, başkalarının hayatını yaşama, anı yakala ve yaşa. İliklerine kadar duy aşkı, hisset tutkuyu. İhaneti gör, vefasızlık etme. Yalanı bil ama söyleme.

Şimdi temiz olduğun kadar kirleneceksin, mümkündür. Hayat bu, çoğu zaman adil değildir. Sen pes etme yine de, sevgi adına bir farklılık yaratabilirim inancını koruduğun sürece düşmeyeceksin. Unutma, o farklılığı yaratığın gün kurtulacaksın.

“Bir Hayata Dokunursan” kitabından (s.86).

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER