Milyonlarca evde büyük bir coşkuyla karşılanan ramazan ayının gelmesiyle birlikte iftar ve sahur heyecanı yaşanırken, değişen beslenme alışkanlıkları ve mutfak rutinleri bazı gizli riskleri de beraberinde getiriyor. Gün boyu tutulan orucun ardından özenle hazırlanan o bereketli sofralar, eğer temel saklama ve sunum kurallarına dikkat edilmezse sağlığı tehdit eden birer tehlike merkezine dönüşebiliyor. Uzmanlar, özellikle gün boyu aç kalan midenin hassasiyeti göz önüne alındığında, bu dönemde gıda güvenliği konusuna her zamankinden çok daha fazla özen gösterilmesi gerektiği konusunda vatandaşları uyarıyor. Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Toprak, halk arasında doğru bilinen yanlışlara, mutfaktaki gizli tehlikelere ve yeme içme alışkanlıklarına dair çarpıcı detaylar paylaştı.

Sofrayı iftara yakın saatlerde kurmak sıcak ve soğuk zincirin kırılmasını önlüyor

İftar saatini beklerken yapılan en büyük ve yaygın hatalardan birinin sofra hazırlıklarına çok erken başlamak olduğunu belirten Toprak, masaların ezana saatler kala donatılmasının büyük bir mikrobiyolojik risk taşıdığını ifade etti. Erken kurulan masalarda yiyeceklerin uzun süre oda sıcaklığına maruz kalarak bozulma evresine hızla geçiş yaptığını dile getiren uzman isim, gıdaların formunu korumasının önemine değindi. "Mümkün olduğunca iftar saatine en yakın anlarda sofrayı kurmak büyük bir zorunluluktur" diyen Toprak, buradaki temel hedefin gıdalardaki sıcak ve soğuk zincir dengesinin kırılmasını engellemek olduğunu vurguladı. Özellikle iftariyelik olarak tüketilen peynir, tereyağı, zeytin ve şarküteri ürünleri gibi çabuk bozulabilen hassas gıdaların oda sıcaklığında uzun süre beklemesi, gözle görülmeyen bakteri üremelerine zemin hazırlıyor. Benzer bir hassasiyetin market raflarında da gösterilmesi gerektiğinin altı çizilirken, alışveriş esnasında donuk veya soğuk zincir ürünlerinin en son sepete atılması ve vakit kaybetmeden eve getirilip derhal buzdolabına yerleştirilmesi gerektiği hatırlatıldı.

Sadece tüketilecek porsiyonu ısıtmak zehirlenme riskinin önüne geçiyor

Ramazan ayında mutfaklarda sıklıkla tekrarlanan bir diğer kritik hata ise tencere yemeklerinin muhafaza edilme ve ısıtılma şekillerinde ortaya çıkıyor. Uğur Toprak, oruç açmak için hazırlanan ve tencerede artan yemeklerin "nasıl olsa sahurda yenecek" mantığıyla gece saatlerine kadar ocak üzerinde veya mutfak tezgahında bekletilmesinin son derece tehlikeli bir uygulama olduğunu dile getirdi.

S O F R A I F T A R A Y A K I N S A A T L E R D E K U R U L M A L I 1176482 349471

Yemeklerin tamamını ısıtıp ardından tekrar soğumaya bırakmak yerine, yalnızca o öğünde tüketilecek porsiyon kadarının ayrı bir kaba alınarak ısıtılması uzmanlarca şiddetle tavsiye ediliyor. Tencerenin tamamı sürekli ısınıp soğuduğunda, yemeğin içindeki mikroorganizmalar çok daha dirençli bir yapıya bürünerek ısıyla ölmeyen tehlikeli sporlar üretebiliyor. Bu kısır döngünün doğrudan gıda zehirlenmesi vakalarına yol açtığını belirten Toprak, kalan sıcak yemeklerin uygun koşullarda, derinliği az olan kaplara paylaştırılarak hızla soğutulup buzdolabına kaldırılmasının tartışılmaz bir sağlık kuralı olduğunu kaydetti.

Et ve pilav gibi ürünleri tezgah üzerinde bekletmek ciddi rahatsızlıklara kapı aralıyor

Mutfaktaki saklama koşulları ve süreleri, ürünün içeriğine göre de büyük farklılıklar gösteriyor. İftar sofralarının baş tacı olan ana yemeklerin dolapta kalma süreleri konusunda kesin çizgiler çizen Toprak, etli yemeklerin buzdolabında 1-2 günden fazla, etsiz sebze veya bakliyat yemeklerinin ise 3-4 günden fazla kesinlikle tutulmaması gerektiği yönünde uyarılarda bulundu. Özellikle Türk mutfağının geleneksel ve sevilen lezzetleri olan kırmızı et, tavuk ve pilav gibi ürünlerin pişirildikten sonra soğuması bahanesiyle ocak veya tezgah üzerinde saatlerce unutulması, ciddi zehirlenmelere sebep olabiliyor. Yüksek protein ve karbonhidrat içeren bu riskli gruptaki yiyeceklerin hava ile temasının kesilerek doğru ısıda, kapalı kaplarda muhafaza edilmesi şart. Bunların yanı sıra, sofraları süsleyen taze meyve ve sebzelerin de akan bol su altında çok iyi bir şekilde yıkanması, tarımsal ilaç kalıntılarından, tozlardan ve yüzeydeki zararlı bakterilerden arındırılması için atılması gereken en temel adımlardan biri olarak gösteriliyor.

Manisa'da heyelan kabusu: 10 ev boşaltıldı
Manisa'da heyelan kabusu: 10 ev boşaltıldı
İçeriği Görüntüle

S O F R A I F T A R A Y A K I N S A A T L E R D E K U R U L M A L I 1176481 349471

İftarda hızlı yememek ve su tüketimine dikkat etmek mide sağlığını koruyor

Gıdaların hijyenik bir şekilde hazırlanması ve sunulması kadar, tüketim biçimi de bu ayda beden bütünlüğünü doğrudan etkileyen unsurlar arasında başı çekiyor. Gün boyu süren uzun açlık ve susuzluğun ardından topun patlamasıyla birlikte sofraya oturulduğunda yapılan ani, hızlı ve aşırı tüketim, dinlenmeye çekilmiş sindirim sistemine ağır bir şok yaşatıyor. Bu aşamada "Hızlı bir şekilde yememek lazım" uyarısını yineleyen Toprak, lokmaların yavaş yavaş ve iyice çiğnenerek yutulmasının mideyi büyük ölçüde rahatlatacağını ifade etti. Gün boyu terleme ve solunum yoluyla kaybedilen sıvının yerine konulması için bol su tüketimi hayati bir önem taşırken, bu tüketimin iftar anında birden değil, sahur vaktine kadar olan zaman dilimine dengeli bir şekilde yayılması tavsiye ediliyor. İftar sonrasında televizyon karşısında peş peşe yeme alışkanlığından vazgeçilmesi ve ara öğün sıklığının vücudu yormayacak şekilde ayarlanması gerekiyor. Zira saatlerce boş kalan bir mideye aniden aşırı yüklenmek, basit bir hazımsızlıktan şiddetli mide spazmlarına kadar birçok sağlık sorununu beraberinde getirerek manevi huzurla geçen bu ayın hastane koridorlarında son bulmasına neden olabiliyor.

Kaynak: DHA