Küresel enerji piyasalarında gözler yeniden Hürmüz Boğazı ve İran gerilimine çevrildi. Dünya petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz’de yaşanan belirsizlik, fiyatların yönünü belirleyen ana başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.
ABD ham petrolü olarak bilinen WTI petrol, dalgalı işlemlerin ardından varil başına 104 dolar seviyesine doğru geriledi. Fiyatlardaki sınırlı düşüşe rağmen piyasada güçlü bir rahatlama havası oluşmuş değil. Çünkü yatırımcılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni tehditlerini, NATO’nun olası güvenli geçiş planını ve bölgedeki arz riskini aynı anda fiyatlamaya çalışıyor.
Petrol piyasalarında son haftalarda yaşanan oynaklık, yalnızca arz-talep dengesiyle sınırlı değil. Jeopolitik gerilimler, savaş riski, enerji nakil hatlarındaki güvenlik endişeleri ve büyük güçlerin pozisyonları, fiyatlar üzerinde doğrudan etkili oluyor.
Trump’tan İran’a yeni çıkış
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik açıklamalarıyla petrol piyasalarında yeniden hareketliliğe neden oldu. Trump, İran’ın ABD’nin barış şartlarını kabul etmemesi halinde “bir kez daha büyük bir darbe vurmak zorunda kalabileceklerini” söyledi.
Bu açıklama, Trump’ın bir gün önce planlanan saldırıyı iptal ettiğini duyurmasının hemen ardından geldi. Bu nedenle piyasalarda ilk tepki temkinli oldu. Yatırımcılar, Trump’ın son dönemde benzer tehditleri birkaç kez dile getirdiğini, ancak ardından geri adım attığını dikkate alıyor.
Nisan ayı başında sağlanan ateşkesten bu yana savaş kaynaklı oynaklık 12. haftasına girerken, piyasa oyuncuları çatışmaların yeniden başlayacağına dair daha güçlü sinyaller görmeden pozisyonlarını büyütmek istemiyor. Bu tablo, petrol fiyatlarında sert yükseliş yerine dalgalı ve kontrollü bir seyri beraberinde getiriyor.
Hürmüz boğazı fiyatların merkezinde
Petrol piyasasının en kritik gündemi ise Hürmüz Boğazı olmaya devam ediyor. Küresel enerji taşımacılığı açısından hayati öneme sahip olan bu geçiş hattında yaşanacak her aksama, petrol arzını doğrudan etkileyebilecek güçte.
İran’ın boğazdaki sevkiyatı büyük ölçüde kısıtlı tutmayı sürdürmesi, piyasada arz endişesini canlı tutuyor. Hürmüz üzerinden geçen petrol akışının normalleşmemesi, özellikle Asya ve Avrupa piyasalarında enerji güvenliği tartışmalarını artırıyor.
Bu süreçte yatırımcılar, yalnızca İran’ın hamlelerini değil, ABD ve NATO cephesinden gelecek adımları da yakından izliyor. Çünkü Hürmüz’de yaşanacak olası bir askeri veya diplomatik gelişme, petrol fiyatlarında kısa sürede sert hareketlere yol açabilir.
NATO seçeneği masada
Petrol fiyatlarındaki son hareketlerde etkili olan başlıklardan biri de NATO’nun Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmesi oldu. Haberlere göre NATO, Hürmüz Boğazı’nın temmuz başına kadar yeniden güvenli geçişe açılmaması durumunda gemilere geçiş desteği sağlama seçeneğini masada tutuyor.
Bu olasılık, piyasalarda arzın beklenenden daha hızlı normale dönebileceği beklentisini güçlendirdi. NATO öncülüğünde gemilere eskort sağlanması, enerji sevkiyatının yeniden hızlanmasına kapı aralayabilir.
Ancak bu seçenek aynı zamanda bölgedeki askeri tansiyonun daha da artması riskini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle piyasa aktörleri, NATO’nun atacağı olası adımların yalnızca arz yönüyle değil, jeopolitik risk boyutuyla da sonuç doğurabileceğini değerlendiriyor.
Yatırımcı temkinli bekleyişte
Petrol piyasalarında son haftalarda görülen dalgalanma, yatırımcıların risk iştahını da sınırlıyor. Özellikle savaş ihtimali ve enerji arzındaki kesinti riski, fiyatların yukarı yönlü baskı altında kalmasına neden olurken, diplomatik açıklamalardaki belirsizlik sert pozisyon almayı zorlaştırıyor.
Goldman Sachs’ın bu ay başında yaptığı ankete göre yatırımcılar, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmanın temmuz sonrasına sarkabileceğini giderek daha fazla fiyatlıyor. Bu beklenti, enerji piyasasında kısa vadeli rahatlamanın sınırlı kalmasına yol açıyor.
Buna karşın NATO’nun güvenli geçiş olasılığını değerlendirmesi, petrol arzının daha erken toparlanabileceği ihtimalini gündeme taşıdı. Bu nedenle piyasada fiyatlar bir yandan jeopolitik riskle yukarı baskılanırken, diğer yandan olası güvenli geçiş senaryosuyla geri çekilebiliyor.
Sözlü tehditlerin etkisi azalıyor
Uzmanlara göre Trump’ın İran’a yönelik açıklamaları artık piyasada eskisi kadar güçlü bir etki yaratmıyor. SEB AB Baş Emtia Analisti Bjarne Schieldrop, Trump’ın sözlü müdahalelerinin geçmişte fiyatlar üzerinde daha belirgin düşüş etkisi oluşturduğunu, ancak artık gerçek gelişmelerle desteklenmediği sürece bu etkinin giderek zayıfladığını belirtti.
Schieldrop’a göre ABD ile İran arasındaki müzakerelerde somut bir ilerleme görülmüyor. Tarafların önceki taleplerinde ısrar etmesi, piyasada kalıcı bir çözüm beklentisini zayıflatıyor.
Bu nedenle petrol fiyatlarında asıl belirleyici unsur, açıklamalardan çok sahadaki gelişmeler olacak. Hürmüz’deki sevkiyatın durumu, İran’ın tavrı, ABD’nin askeri pozisyonu ve NATO’nun olası hamleleri fiyatların yönünü belirleyecek.
İran geri adım atmıyor
İran’ın şu ana kadar Trump yönetiminin taleplerine boyun eğmediği ve Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat üzerindeki baskısını sürdürdüğü belirtiliyor. Bu durum, küresel petrol arzı açısından kırılganlığı artırıyor.
Bölgedeki gerilimi büyüten bir diğer gelişme ise ABD donanmasının İran limanlarına uyguladığı abluka oldu. Bu abluka nedeniyle İran’ın önemli petrol çıkış noktalarından biri olan Hark Adası petrol terminali en az 10 gündür faaliyet dışı kaldı.
Hark Adası’ndaki duraksama, Tahran’ın petrol gelirlerini doğrudan etkilerken, piyasadan milyonlarca varil petrolün çekilmesine yol açtı. Bu gelişme, İran açısından da dikkat çekici bir tablo oluşturuyor. Daha önce Hürmüz üzerinden diğer ülkelerin tankerlerini engelleyerek enerji akışında baskı kuran Tahran, şimdi kendi petrol ihracatında ciddi bir darboğazla karşı karşıya.




