Eğitim alanında tartışmalı uygulamalar bir yenisiyle daha büyüyor. Ders içeriklerinin değiştirilmesinden okul öncesi kurumlara mescit açılmasına, karma eğitimin hedef alınmasından okullara imam görevlendirilmesine kadar birçok adım atılırken, şimdi de Ramazan programı kapsamında çocuklar camiye götürülüyor. Eğitim emekçileri ve veliler konuyu, milyonlarca çocuğun yetersiz beslenme sorunu yaşadığı ve bazı öğrencilerin yalnızca açlık nedeniyle okula gitmekten kaçındığı bir dönemde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın dini içerikli programları gündeme almasını “öncelik sapması” olarak değerlendirdi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla 81 ile gönderilen yazıyla “Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlatıldı. Program kapsamında öğrenciler cami ziyaretlerine katılacak, Ramazan temalı söyleşiler düzenlenecek, günlükler tutulacak, sınıflarda “Ramazan köşeleri” oluşturulacak. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla 81 ildeki okullara Ramazan için yazı gönderildi. “Ramazan Ayı Etkinlikleri” yazısıyla, okullarda kapsamlı bir ramazan programı başlatıldı.

1 (1)-30


4–6 yaş grubu camiye götürülecek


Tepki çeken düzenleme ise okul öncesi öğrencileri kapsayan bölüm oldu. Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan rehbere göre, henüz zorunlu din eğitimi çağında bulunmayan 4–6 yaş grubundaki çocuklar öğretmenleri eşliğinde cami ziyaretine götürülecek.
Okul öncesi öğrencilerinden ayrıca aileleriyle birlikte “Ramazan hazırlığı yaparken ya da dua ederken” fotoğraf çektirmeleri ve bu fotoğrafları okula getirmeleri istenecek.
Eğitimde gericilik hız kesmiyor
İlkokul öğrencileri için cami ziyaretleri sonrasında doldurulmak üzere “Cami Ziyareti Gözlem Formu” hazırlandı. Formda “Camide gördüklerim neler?”, “Cami ziyaretinde neler hissettim?”, “Camide nasıl davrandım?” gibi sorular yer alıyor. Öğrencilerden ramazan süresince günlük tutmaları da istenirken, örnek sayfaların sınıf panosunda sergileneceği belirtildi.


Eğitim-Sen, uygulamanın mevzuata dayandırılamayacağını belirterek, MEB’in “fiili durum yaratma” yöntemiyle hareket ettiğini ifade etti. Eğitim Sen İzmir 1 No'lu Şube Mali Sekreteri Nafiz Ceylan şunları söyledi:


“MEB tarafından okullara gönderilen talimata göre söz konusu etkinliklerin dayandırıldığı 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve ilgili Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği, müfredatta yer almayan bu tür dinî içerikli faaliyetlere izin vermiyor. Yönetmelik eki çizelgelerde bu tür bir etkinlik başlığı yer almıyor. Okullar, farklı inanç gruplarından ve inancı olmayan öğrencilerin bir arada eğitim aldığı kamusal alanlar. Eğitim kurumlarında tek bir dinin ibadetlerini merkeze alan etkinlikler planlamak, devletin inançlar karşısındaki tarafsızlığını ortadan kaldırıyor; bu durum laiklik ilkesine temelden aykırılık anlamına geliyor.
Eğitim Sen olarak, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında eğitim kurumlarının ibadethaneye dönüştürülmesine ve öğretmenlerin mesai saati dışındaki zamanlarına müdahale edilmesine yönelik itirazlarımız sürüyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nı, Anayasa’ya ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na açıkça aykırı olan bu tür “fiili durum yaratma” yönteminden derhal vazgeçmeye; laik, bilimsel ve kamusal eğitime aykırı tüm uygulamalara son vermeye çağırıyoruz.”

Özge Uyanik 2026 02 16T144048.970

Çocuklar beslenemiyor, gündem Ramazan programı


Uygulamaya bir tepki de Öğrenci Veli Derneği’nden (VELİ-DER) geldi. Dernek, eğitim sisteminin temel sorunları çözülmeden dini içerikli programların yaygınlaştırılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. VELİ-DER Başkanı Necati Kalafat, yaşanan ekonomik krize ve eğitimdeki yapısal sorunlara dikkat çekerek, Ramazan programının eğitim politikalarının yönünü gözler önüne serdiğini söyledi:
“Eğitim sistemi onlarca yapısal sorunla boğuşurken, ülkemiz çok ciddi bir ekonomik krizin dar boğazındayken Milli Eğitim yetkilileri bir süredir Ramazan ayının gelmesiyle birlikte Ramazan’ın dini motiflerini okullardaki öğrenci ve velilerle “değerler eğitimi” kapsamında bir tür din eğitimi haline getirerek çeşitli planlamalar yapıyor.
Geçen yıllarda çeşitli protokollere dayandırılarak yapılmaya çalışılan bu etkinlikler, bu sene yasalar üzerinden yukarıdan aşağıya zorunlu göndermelerle hayata geçirilmeye çalışılıyor. Türkiye’de 20 milyonu aşkın öğrenci geleceksizlik ve dolayısıyla umutsuzlukla boğuşurken, Milli Eğitim yetkilileri meseleyi “manevi duygu eksikliği” olarak tanımlayıp bütün kusurları bunun üzerinden örtmeye çalışıyor.
Öğrencilerimizin dünya ölçeğindeki akranlarıyla eşit bir eğitim alamadığı, çocuklarımızın sadece beslenemedikleri için okula gitmekten kaçındığı, okulların temel fiziksel ihtiyaçlarının bile karşılanmakta zorlandığı bir dönemde, tek mesele dini eğitimmiş gibi davranan Milli Eğitim yetkilileri Ramazan ayı hassasiyeti üzerinden dini yaklaşımı okullara empoze etmeye çalışıyor.


Okullardaki yardım çalışmalarını fitre, zekât, sadaka gibi kavramlarla tanımlayan; bireylerin kendilerini kazandıkları üzerinden akladıkları bir yardım kültürünü esas alan bu yaklaşım, sosyal devlet ilkesine ters düşüyor ve çözüm üretici bir tablo ortaya koymuyor. Bugün yapılması gereken; kamusal eğitimi, çeşitli inanç ve düşünce özgürlüklerinin merkeze alındığı demokratik ve katılımcı bir eğitim sistemi olarak yeniden tanımlamak, eğitim sisteminin bütün unsurlarıyla birlikte katılımcı bir yapı inşa etmektir.”

"Endişe yaratıyor"

ÇYDD İzmir Şube Başkanımız Aslı Tamtürk laik eğitim vurgusu yaparak kamusal eğitim politikalarının uygulanması çağrısı yaptı:

"Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesine göre laik bir hukuk devletidir. Ayrıca Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre Türk millî eğitiminde laiklik esastır. Bu esaslar doğrultusunda kamusal eğitim alanında her inanca eşit mesafede yaklaşılması gerekmektedir.

Bununla birlikte, özellikle 4–6 yaş grubu çocuklar gelişimsel olarak kimlik oluşumunun en hassas dönemindedir. Bu yaş grubuna yönelik dini içerikli etkinliklerin kamusal eğitim faaliyeti olarak planlanması, çocuğun pedagojik ve psikolojik gelişimi açısından bizlerde ciddi endişe yaratmaktadır.

Ünlülere uyuşturucu soruşturması! Murat Dalkılıç,Kemal Doğulu, Kaan Tangöze, İsmail Hacıoğlu dahil 17 kişiye gözaltı
Ünlülere uyuşturucu soruşturması! Murat Dalkılıç,Kemal Doğulu, Kaan Tangöze, İsmail Hacıoğlu dahil 17 kişiye gözaltı
İçeriği Görüntüle

Anayasal olarak her bireyin, yaşı ne olursa olsun, din ve vicdan özgürlüğü hakkı vardır. Küçük yaştaki çocukların bu hakkının kullanımı ailelerinin velayet sorumluluğu çerçevesindedir. Ayrıca okul dışı din eğitimi içerikli etkinliklere katılım konusunda velilerin açık ve yazılı izninin alınması gereklidir. Kamusal eğitim politikalarında temel ölçüt her durumda çocuğun üstün yararı olmalıdır. Eğitim; aklın ve bilimin rehberliğinde, özgür ve eleştirel düşünceyi destekleyen bir anlayışla yürütülmelidir."

Kaynak: özge uyanık