Rojda DOLGUN/ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2026 yılı için KYK bursu ve kredisinin 3 bin liradan 4 bin liraya çıkarıldığını duyurması, öğrencilere “müjde” olarak sunuldu. Yüzde 30’luk artış, ilk bakışta öğrenciler için bir rahatlama gibi görünse de rakamların dili bambaşka bir gerçeği işaret ediyor. Artan yaşam maliyetleri, barınma ve beslenme giderlerindeki sert yükseliş, bursun alım gücünü kısa sürede aşındırdı. Öğrenciler için tablo, “enflasyona ezdirilmedik” söylemiyle örtüşmüyor.

Eğitim İş İzmir 4 No’lu Yükseköğretim Şube Başkanı Elbey Kale, dört bin liralık bir bursun öğrencilerin geçinebilmesi için asla yetmeyeceğini ve sembolik bir rakam olduğunu aktardı. Öğrencilerin sadece makarna yiyebildiğini belirten Kale, gençlerin eğitimden koparıldığını vurgularken şu ifadeleri kullandı:

“Dört bin lirayla bir öğrenci sadece makarna yiyor. Öğrencilerin masrafları nasıl karşılanacak? Burs miktarı ortada, asgari ücret belli, emeklilik maaşı belli. Bu yüzden öğrencilerin parasız eğitim hakkını savunuyoruz. Özellikle kız öğrencilere daha çok burs desteği sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Eğitimde pozitif ayrımcılık yapılmasından yanayız. Bugün bir üniversite öğrencisinin sadece burslu ayakta kalması mümkün değil. Yani bu bursla ne yapılabilir ki? Kaç defa yemek yenebilir ki? Üniversite öğrencileri meclis lokantalarında yemek yemiyorlar. Bu belirlenen burs rakamıyla ne alınabilir? Öğrenci bir ayakkabı, yanına bir çorap alabilir mi? Sanmıyorum.

Üniversite öğrencilerine yönelik doğru politikalar geliştirilmiyor. Maalesef ki bugün alınan hiçbir karar akademisyene de öğrenciye de sorulmuyor. Yani üniversite bileşenlerinin alınan hiçbir kararından haberleri yok. Böyle bir yönetimle, çözüm üretilemez.”

Elbey Kale-4

Elbey Kale

“Gençler beslenemiyor”

Her yıl yüz binlerce öğrencinin üniversiteyi bırakmak zorunda kaldığını belirten Kale, bunun bireysel bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluk olduğunun altını şu şekilde çizdi:

“Öğrencilerin bu burs miktarıyla, okuyabilmesi mümkün değil. Biz, sendika olarak öğrencilerin okuldan uzaklaştırıldığını düşünüyoruz. Yani her yıl üniversiteyi bırakıp evine dönen, ailesinin yanına dönen, iş hayatına (ki iş de yok ) atılmaya çalışan gençler, yüz binlerle anılıyor. Devlet tarafından kredi verilen öğrenciler ise üniversiteden sonra işe girdiği andan itibaren bu paraları geri ödemeye başlıyorlar. Buna rağmen borç verilen parayı bile bu kadar kısıtlı tutarak ne yapmaya çalıştıklarını gerçekten anlamıyorum. Bu noktada isteğimiz, üniversite öğrencilerinin insani yaşam şartlarında bir burs almasıdır.

Üniversite öğrencilerine verilen kredilerin geri ödenme mantığını da anlamıyorum. Yanlış vakıflara, derneklere, tarikatlara milyonlar aktarılırken bizim çocuklarımıza üç-beş bin liralık, bir -iki bin liralık burslarla yaşam şansı tanımaları son derece üzücü. Bahsedilen burs barınmaya da eğitim masraflarına da, hiçbir şeye yetmiyor. Yani Türkiye'de artan yaşam maliyetleri öğrencilerin hayatını doğrudan etkiliyor. Bu gençler beslenemiyor. Beslenemeyen bir ağaca suyu, gübreyi vermediğiniz zaman ağaç size bir meyve veriyor mu? Cevabı basit, hayır. Üniversite öğrencileri de ekonomik problemlerden dolayı beslenemiyor, barınamıyor, istedikleri gibi giyinemiyor. Üniversiteli gençliğin güzel giyinmesi, iyi eğitim alması, kaliteli kitap okuması bile bu ekonomik tabloda mümkün değil”

Okurken çalışmak bir zorunluluk

Burs miktarı hakkında konuşan üniversite öğrencisi Tuğçe Gündüz “Öğrenciler için verilen burs miktarı, benim bildiğim kadarıyla günlük 130 lira falan ediyor. Bu da bir öğün yemek yemenin bile mümkün olmadığı anlamına geliyor. Yemeklerin kötü olması sebebiyle yemekhaneden beslenemeyen de çok öğrenci var. Bir öğün ne yersin? Çiğ köfte bile 130 lirayı bazen aşan bir şey oluyor. İkinci öğünü yiyemiyorsan aç kalıyorsun. Maddi koşullardan dolayı geçen sene okurken aynı zamanda çalışıyordum. Şu an çalışmıyorum ama çevremde çok fazla arkadaşım için okurken çalışmak bir zorunluluk” dedi.

Tuğçe Gündüz

Tuğçe Gündüz

Kaygısız olmayı dileyerek kaygılı yaşamak

Öğrenci tanımının değişmesi gerektiğinin altını çizen Gündüz sözlerine şöyle devam etti:

“Geçim kaygısı öğrencilerinin motivasyonunu olumsuz etkiliyor. Aslında öğrenciyi tamamen eve ya da yurda kapatmaya iten bir durum oluyor. Sosyal hayatın tamamen bitmesi bununla birlikte geliyor. Bir kahve içerken ya da dışarı çıkarken ne kadar para harcayacağımı düşünüyorum. Aslında herhangi bir aktivite yapmak yerine evde ya da yurtta kalarak yaşıyoruz.

Sembolik burs ücret masrafları karşılamıyor. Krediyi de borçla aldığımız için neticesinde, zaten olumlu bir durum değil. Mezun olduktan sonra, ben felsefe öğrencisi olduğum için büyük ihtimalle bölümümün işini yapamayacağım. Öğrenci olmayı bir cümleyle anlatacak olursam, kaygısız olmayı dileyerek kaygılı yaşamak derim. Bu yaptığım öğrenci tanımının değişmesini istiyorum.”

Öğrenci Pankart

Rakamlar aslında ne anlatıyor?

Burs miktarları yıllar içinde katlanarak artırıldı. Oysa mesele yalnızca nominal artış değil; esas belirleyici olan, bu paranın günlük hayatta neye yettiği. 2002’de 45 lira olan burs, o günün koşullarında asgari ücretin yaklaşık dörtte birine denk geliyordu. Bugün 4 bin lira olarak belirlenen burs ise 28 bin 75 liralık asgari ücretin yalnızca yüzde 14’üne karşılık geliyor. Yani burs, ücretlere göre büyümüyor; aksine küçülüyor. Bu gerileme, asgari ücretin kendisinin de alım gücü kaybettiği bir dönemde daha çarpıcı hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin geçim sınırı üzerinden hesaplanan ücret dahi yetersiz bulunurken, öğrencilerin tek düzenli geliri olan bursun payı her yıl biraz daha eriyor.

Altın karşısında yarıya düşen alım gücü

Ekonomide alım gücünü ölçmenin en net yollarından biri, altın karşısındaki değer kaybına bakmak. 2002’de bir öğrenci, aldığı bursla yaklaşık iki çeyrek altın satın alabiliyordu. Bugün çeyrek altının 10 bin lirayı aşan fiyatı karşısında, iki aylık KYK bursu bile bir çeyrek altına yetmiyor. Gram altın cephesinde de tablo farklı değil. Yıllar önce aylık bursla üç grama yakın altın alınabilirken, bugün iki aylık burs ancak bir gramı karşılıyor.

Milyonların yaşamı ‘destekle’ sürüyor
Milyonların yaşamı ‘destekle’ sürüyor
İçeriği Görüntüle

Barınma ve beslenme bursu aşıyor

Öğrencilerin en büyük gider kalemlerinin başında barınma ve yemek geliyor. 2025-2026 dönemi için KYK yurt ücretlerine ortalama yüzde 40 zam yapıldı. Altı ila sekiz kişilik odalarda aylık ücret 750 liraya, iki-üç kişilik odalarda ise 1.250 liraya çıktı. Buna karşılık burs artışı yüzde 30’da kaldı.Büyük öğrenci kentlerinde üniversite yemekhanelerinde tek öğün fiyatı ortalama 50 lira. Günde iki öğün yemek yiyen ve KYK yurdunda kalan bir öğrencinin yalnızca barınma ve yemek gideri 4 bin 250 lirayı buluyor. Ulaşım, kitap, kırtasiye ve kişisel harcamalar bu hesaba dahil değil. Yani burs, daha ayın ortasına gelmeden tükeniyor.

Kiralar öğrenciyi zorluyor

KYK yurtlarının kapasitesi yaklaşık 1 milyon öğrenciyle sınırlı. Oysa üniversite öğrencisi sayısı 7 milyonu aşmış durumda. Yurt bulamayan yüz binlerce genç, özel yurtlara ya da kiralık evlere yönelmek zorunda kalıyor. Büyük şehirlerde bir odanın kira bedeli dahi bursun birkaç katına çıkmış durumda. Paylaşımlı evlerde bile öğrencilerin aylık kira yükü 8- 10 bin lirayı bulabiliyor.

Öğrenciler için mesele, rakamların büyüklüğü değil; hayatın gerçek maliyeti. Enflasyonun hız kesmediği, temel ihtiyaçların her ay zamlandığı bir ortamda 4 bin liralık KYK bursu, ne barınmaya ne de beslenmeye yetiyor.


Muhabir: Rojda Dolgun