Sağlık sorunları nedeniyle çocukluklarını hastane odalarında yaşamak zorunda kalan minikler için İzmir'de yürekleri ısıtan bir dayanışma örneğine imza atıldı. Tedavi süreçlerinin getirdiği ağır psikolojik yükü hafifletmek ve çocukların sosyal hayattan kopmalarını engellemek amacıyla Tepecik Eğitim ve Araştırma Çocuk Hastanesi bünyesinde özel bir etkinlik organize edildi. Kentin köklü eğitim kurumlarından Göztepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi alanı öğrencileri, teorik olarak öğrendikleri bilgileri minik kalplere dokunarak pratiğe dökme fırsatı buldu. Hastane koridorlarındaki o alışıldık sessizlik ve gergin bekleyiş, liseli gençlerin hazırladığı Oyun Her Yerde projesi sayesinde yerini çocuk kahkahalarına bıraktı.
Şırınga ve ilaç kokusunun yerini boya kalemleri aldı
Hastalık ve tedavi kavramlarının çocuk dünyasında yarattığı travmatik etkileri en aza indirmek için titizlikle planlanan etkinlikler, miniklerin renkli dünyasına hitap edecek çeşitlilikteydi. Genç lise öğrencileri, kurdukları özel atölyelerde çocukları geleneksel Türk el sanatlarından ebru sanatı ile tanıştırdı. Suya damlayan renklerin kağıt üzerinde aldığı büyüleyici şekiller, hasta yatağındaki çocuklara adeta bir görsel şölen sundu. Sadece ebru ile sınırlı kalmayan organizasyonda, doğadan özenle toplanıp dezenfekte edilen taşlar da çocukların hayal gücüyle buluştu. Taş boyama atölyesinde fırçayı eline alan minikler, soğuk taş parçalarını sevimli hayvan figürlerine ve rengarenk kahramanlara dönüştürdü. Masal anlatımları ve yaş gruplarına özel olarak tasarlanan eğitsel oyunlar sayesinde çocukların, içinde bulundukları klinik ortamdan zihinsel olarak tamamen uzaklaşmaları sağlandı. Uzmanlar, bu tür sanatsal ve oyuna dayalı aktivitelerin çocukların psiko-sosyal gelişim süreçlerine doğrudan katkı sunduğunu ve tıbbi müdahaleler öncesi yaşanan hastane fobisini ciddi oranda azalttığını belirtiyor.
Çocukluk gökyüzü gibidir, nereye gitseniz peşinizden gelir
Düzenlenen bu anlamlı günde devletin üst düzey temsilcileri de çocukları yalnız bırakmadı. Konak Kaymakamı Ediz Sürücü, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Savaş Yakan ve Konak İlçe Milli Eğitim Müdürü Metin Ender Karabulut, renkli atölyelere katılarak çocuklara çeşitli oyuncaklar hediye etti. Etkinliğin felsefesine dair oldukça duygusal ve derinlikli açıklamalarda bulunan Karabulut, sosyal devlet anlayışının eğitimde fırsat eşitliğini her koşulda sağlamakla yükümlü olduğunu vurguladı. Sağlık sorunları yaşasa bile hiçbir çocuğun eğitimden mahrum kalmaması gerektiğini belirten Karabulut, "Bakanlığımızın sağladığı vizyon ve imkanlar dahilinde, günübirlik tedavilerde bile çocuklarımızın eğitim-öğretimden kopmaması için hastane sınıfı uygulamalarımız aralıksız sürüyor. Bugün burada gördüğümüz manzara, çocukların o zorlu ortamdan nasıl sıyrıldıklarının en güzel kanıtı. Çocukluğun doğası gereği bir söz vardır; 'Çocukluk gökyüzü gibidir, nereye gitseniz sizinle gelir'. Bizim buradaki temel gayemiz, o gökyüzünü karartmadan, çocuklarımızı güzel anılarla eğitim ortamında tutabilmektir" sözleriyle projenin ruhunu özetledi.
Zorlu yoğun bakım günlerinin ardından gelen taze bir nefes
Proje, sadece tedavi gören minikleri değil, onlarla birlikte aylardır hastane köşelerinde şifa bekleyen aileleri ve mesleğe ilk adımlarını atan lise öğrencilerini de derinden etkiledi. Etkinliğin mimarlarından olan 16 yaşındaki 10'uncu sınıf öğrencisi Ceylin Çoban, sahaya çıkmadan önce hissettikleri yoğun heyecanın, çocukların gözlerindeki mutluluğu görünce yerini büyük bir huzura bıraktığını anlattı. Çoban, bu deneyimin kendi mesleki duyarlılıklarına ve empati yeteneklerine kattığı değeri vurguladı.
Oğlunun başından bir an olsun ayrılmayan 37 yaşındaki anne Fatma Kaya'nın anlattıkları ise hastane odalarındaki yaşam mücadelesini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Dört yaşındaki oğlu Bilal'in akciğerlerindeki sorun ve zayıf solunum kasları nedeniyle tam bir ay boyunca yoğun bakım kapısında beklediğini ifade eden Kaya, "Çok şükür o zor günleri geride bırakıp normal servise geçebildik. Bilal şimdi çok daha iyi. Aylarca süren o stresin ardından böyle bir etkinlikle karşılaşmak hem bize hem de oğluma inanılmaz bir moral oldu. Oyun hamurları, boyalar ve ablalalarının ilgisiyle adeta yeniden canlandı" diyerek atölye çalışmalarının iyileşme sürecindeki iyileştirici gücüne dikkat çekti.





