İzmir Atatürk Lisesi’nin efsane müdürü Enver Demir anlatıyor

Son derece babacan ve sevimli bir Atatürkçü olan İzmir Atatürk Lisesi’nin efsanevi müdürü, ünlü eğitimci Enver Demir, İzmir’in işgali ve Atatürk’ün kendi ismini taşıdığı Atatürk Lisesi’ni ziyaretini 1989 yılında bize şöyle anlatmıştı:

İzmir Atatürk Lisesi’nin efsane müdürü Enver Demir anlatıyor

Yaşar AKSOY

Son derece babacan ve sevimli bir Atatürkçü olan İzmir Atatürk Lisesi’nin efsanevi müdürü, ünlü eğitimci Enver Demir, İzmir’in işgali ve Atatürk’ün kendi ismini taşıdığı Atatürk Lisesi’ni ziyaretini 1989 yılında bize şöyle anlatmıştı:

“Babam Bayındır’da Posta-Telgraf müdürü olduğu için, ben İzmir Hükümet Konağı yanında o zamanın lisesi İzmir Sultanisi’nde yatılı idim. Yunan işgali öncesindeki 14 Mayıs 1919 günü öğleden sonra Mustafa Necati, Vasıf Çınar, Hikmet Türk gibi hocalarımız okulun ortasındaki havuzun başında toplandılar. Çok kalabalıktılar, işgale karşı bir protesto toplantısı düzenlediler.

Bayrağımızı bir kordela ile sarmışlardı. Felaketin geleceğini anlamışlardı. Biz yatılı öğrenciler, onları balkonlardan izledik. Gece ise, şimdiki Bahri Baba Parkı olan o zamanın Maşatlık denilen tepesinde bir miting oldu, tüm öğretmenlerimiz ve bizler katıldık.”

İşgal başlıyor

“.. Ertesi sabah Yunan askerleri ve Rum halk şenlik yaparak Konak Meydanı’na girince kanlı bir çatışma oldu. Bir filmin çekilişine tanık olur gibi helecanla olayları takip ettik. Birçok Türk katledildi. Öğrencilerin hepsi panik içinde gözleri yaşlı olarak okula döndük ve yine yapacağımızı bilemeden oradan oraya savrulduk. Sonra Yunan askerleri başlarında subayları ile okulu bastılar. Öğle yemeğine alt kata dipçik darbeleriyle bizi indirdiler, yemek mi yedik dayak mı yedik anlayamadık.

Sonra hocalarımızı da aramıza katıp sürü halinde Kordon’dan sahil boyunca Punta (Alsancak) yönüne götürmeye başladılar. Sahildeki binalardan Rum kadınlar kafamıza saksı atıyor, yol kenarına birikmiş kabadayılar bıçak ve baltalarla sütümüze saldırıyorlardı. Birçok kişi öldürüldü, talebe arkadaşlarımız da yaralandılar. Tüm sahil bize küfrediyordu.

Akşama doğru işgal donanmasıyla gelen bir nakliye gemisinin ambarına attılar hepimizi. İki gün orada kaldık. Konsoloslar ile Müftü Rahmetullah Efendi gemiye geldi. Uzun konuşmalardan sonra bizi bir akşam saldılar.”

Anılarımın mekanı okulumdur

“.. Tüm Punta semti (şimdiki Alsancak) çılgın gibi eğleniyordu.. Binlerce kişi yollarda hora tepiyordu.. Yollarda bizi durdurup sürekli “Zito” (Yaşa) diye bağırttılar. Sonunda Konak’a güçlükle gelip arkadaşım Şinasi’nin Beyler Sokağı’ndaki yüksek duvarla arkasındaki bahçeli evine sığınık. Bahçede toplandık. Uzun süre bizi evin içine almadılar. Sonra içeri girdiğimizde tüm mahallenin kadınlarının eve doluşmuş oyduğunu ve ağlaştıklarını gördüm.

Geceyi orada geçirdik.. Sabah okula geldiğimde tatil edilmiş olduğunu görünce hemen babamın yanına Bayındır’a kaçtım. Yunan işgali boyunca üç yıl orada gazete sattım.

Bu anılarımın geçtiği okuluma 1947 yılında Müdür tayin edilmem en büyük gururumdur. Atatürk Lisesi’nin önündeki caddeden geçerken bile heyecanımı zapt edemem.”

Bizim şanlı okulumuz

Enver Demir’in anlatımına göre Atatürk Lisesi 1888 yılında beş yıllık İdadi Mektebi olarak 120 öğrenci ile derslere başlamıştı. 1890 yılında yedi senelik İdadi oldu. Emrullah Efendi’nin milli eğitim vekilliği zamanında 29 Ekim 1910 tarihinde Sultani yani lise haline getirildi. Yunan işgali esnasında bina zorla Adliye binası olmuştu.

9 Eylül 1922’de Yunanlılar İzmir’den kapı dışarı edildikten sonra, okul şimdiki binasına taşındı ve Ekim 1922’de öğrenime başladı. 1922-23 öğrenim yılı sonunda sultanilerin ismi lise oldu ve bu kez okulun ismi İzmir Erkek Lisesi, daha sonra İzmir Birinci Erkek Lisesi haline geldi. 1932 yılında Atatürk liseyi ziyaret etti ve 1942 yılında liseyi ziyaret eden ve gördüklerinden memnun olan İsmet İnönü, Ankara’ya dönüşünde telgrafla okulun adını İzmir Atatürk Lisesi’ne çevirdi.

Bu lisede 1947-1967 yılları arasında tam 20 yıl hizmet eden Enver Demir ise yaşamını bize şöyle anlattı:

“.. 1903’te Bursa Yenişehir’de doğdum. Tahsilim Bayındır İlkokulu, İzmir Sultanisi, işgalde üç yıl Bayındır’da ikamet, İzmir Karşıyaka İlk Öğretmen Okulu, sonra İstanbul Orta Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümü, İstanbul Üniversitesi ile Orta Öğretmen Okulu Felsefe Bölümü şeklinde devam etti. Bu iki yüksek okuldan 1927’de mezun oldum.

Hizmet hayatım, 19 Aralık 1927’de Konya Erkek Lisesi, Konya Öğretmen Okulu, Adana, Balıkesir, Kütahya’da Felsefe öğretmenliği, lise ve milli eğitim müdürlükleri şeklinde sürdü. 1942’de şimdiki ismi Namık Kemal Lisesi olan İzmir İnönü Lisesi Müdürlüğü'ne tayin oldum. Oradan 1947’de Atatürk Lisesi'ne müdür oldum. 20 sene sonra oradan emekli olarak yeni açılan Fatih Lisesi’nin ilk müdürü olarak orada 4 yıl çalıştım. Sonra Eğitim Müşaviri olarak 17 yıl daha Özel Fatih Lisesi’nde öğrencilerimize emek verdim.”

Atatürk ile karşılaşma

Binlerce öğrenci yetiştiren Enver Demir, milli eğitime 63 yıl aralıksız hizmet etti ve 1992’de vefat etti... En büyük hatırası ise 1932 yılında mezun olduğu okulda Atatürk ile karşılaşması oldu. Atatürk’ün İzmir Birinci Erkek Lisesi’ni 1932 yılında ziyareti esnasında rastlantı sonucu okuluna ziyaret gelmiş olan Felsefe öğretmenini Atatürk ile tanıştırırlar.

Atatürk bir sınıfta bu okuldan mezun olmasının nasıl bir duygu olduğunu genç öğretmen Enver Demir’e öğrencilerin huzurunda sorar:

-Mezun olduğun Mektebi Sultani’nin günümüzdeki irtifa kazanışını nasıl değerlendiriyorsun?

-Paşam fevkalade bir yükseliş olmuş. Özellikle yeni Türk alfabesi ile yapılan tedrisat öğrencilerimizin muasır medeniyet seviyesine hızla çıkmasını sağlayacaktır.

-Neden peki?

-Çünkü Paşam, ecnebilerle aynı alfabeyi kullanıyoruz. Bilimin getirdiklerini bizden saklayamayacaklar.

-Aferin. Okulunla neden gurur duymaktasın?

-Paşam bu okulda Ahmet Haşim Fransızca öğretmeni idi, yine Halit Ziya Uşaklıgil öğretmendi. Lisemizin ünlü mezunların başında Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Mustafa Necati, Vasıf Çınar gibi sizin de yakından tanıdığınız nice başarılı insan bulunmakta. Gurur duymakta haklıyım.

Atatürk bundan sonra beni takdir etti ve sınıftaki matematik dersini izlemeye başladı.”

Lise marşı

Enver Demir, söyleşimizin sonunda Süleyman Sıddık tarafından güftesi yazılan ve Ahmet Adnan Saygun tarafından bestelenen Atatürk Lisesi Marşı’nı okudu:

“Bizim kalbimiz ilim ateşiyle doludur…

Biz merbutuz gönülden sevgili lisemize..

Bugün tuttuğumuz yol inkılap yoludur…

Yarının ümitleri, genç nesil derler bize..

Bize iman veriyor hür vatanı hür sesi..

Ebediyen var olsun İzmir Erkek Lisesi..

Nurlu mefkuremize lise hayat veriyor..

İlim bizim aşkımız Türklük bizim şanımız..

Gideceğimiz yolu Gazi gösteriyor..

Yaşasın Türk milleti, yaşasın vatanımız..

Bize iman veriyor hür vatanı hür sesi..

Ebediyen var olsun İzmir Erkek Lisesi..”

YORUM EKLE

banner97

banner101

banner96

banner100