Yüksek enflasyon sarmalı, milyonlarca çalışanın ve emeklinin bütçesinde derin yaralar açmaya devam ediyor. Dünya Gazetesi'nde kaleme aldığı "Asgari ücrete ve emekliye ara zam beklentisi?" başlıklı yazısında mevcut ekonomik tabloyu değerlendiren SGK Uzmanı Özgür Erdursun, çarpıcı tespitlerde bulundu.
Ocak ayında yüzde 4,84, şubat ayında yüzde 2,96 olarak açıklanan enflasyonun mart ayında da yüzde 3 seviyelerinde gelmesinin beklendiğini hatırlatan Erdursun, "Yılın daha ilk çeyreğinde fiyatlar ciddi şekilde artmış durumda. Ancak gelirler bu artışa ayak uyduramıyor" dedi. 2026 yılı için belirlenen 28 bin 75 TL'lik net asgari ücretin, TÜRK-İŞ'in şubat ayı verilerine göre 32-33 bin TL bandındaki açlık sınırının çoktan altında kaldığına dikkat çeken uzman, yoksulluk sınırının ise 105 bin TL'yi aştığını vurguladı.
Gecikmeli artış erimeyi hızlandırıyor
Memur ve emeklilerin durumunun da iç açıcı olmadığını belirten Erdursun, uygulanan sistemdeki temel soruna şu sözlerle dikkat çekti:
"Memur ve emekli tarafında farklı bir sistem işliyor. Bu kesimlere enflasyon farkı veriliyor, ancak bu fark altı ay geriden geliyor. Yani fiyatlar her ay artarken gelir ayarlaması gecikmeli yapılıyor. Bu da özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde ciddi bir alım gücü kaybına yol açıyor."
Çözüm için "dengeli" 5 öneri
Ücret artışlarının tek başına çözüm olmadığını ve ekonominin tüm dinamiklerini etkilediğini savunan Erdursun, hem çalışanı koruyacak hem de piyasa dengesini bozmayacak 5 aşamalı bir "dengeli geçiş modeli" önerdi:
1. Güncelleme Süresi Kısaltılmalı: Altı ayda bir yapılan enflasyon farkı güncellemesi yetersiz kalıyor. Bunun yerine 3 aylık bir güncelleme sistemine geçilerek gecikmeler ve ani maliyet artışları azaltılabilir. 2. Asgari Ücrete Şartlı Ara Zam: Asgari ücrette "sabit bir yıl" yaklaşımı terk edilerek, enflasyonun belirli bir seviyeyi aşması durumunda devreye girecek ölçülü bir ara güncelleme mekanizması oluşturulmalı. 3. Ücret Makası Korunmalı: Sadece belirli bir kesime zam yapmak yeni dengesizlikler yaratır. Eğitim, tecrübe ve kariyer basamakları dikkate alınarak nitelikli iş gücü ile düşük gelirli arasındaki ücret makası ve motivasyon korunmalı. 4. Enflasyonla Mücadele Şart: Enflasyon düşürülemezse yapılan hiçbir ücret artışı kalıcı çözüm sağlamaz. Ücret politikaları, enflasyonla topyekûn bir mücadele programıyla eşgüdümlü yürütülmeli. 5. İşverene Devlet Desteği: Artışların tüm maliyeti doğrudan işverene, özellikle de KOBİ'lere yüklenmemeli. Devlet, vergi ve prim destekleriyle işverenin yükünü hafifleterek sürece katkı sunmalı.
Yazısını sert bir uyarı ile noktalayan Erdursun, şayet bu düzenlemeler hayata geçirilmezse asgari ücretin açlık sınırının daha da altına ineceğini, memur ve emeklinin alım gücünün her geçen ay eriyeceğini belirterek, "Bu tablo sadece sosyal bir sorun değil, aynı zamanda ekonomik bir daralma riski de yaratacaktır" ifadelerini kullandı.




