KAZİM BOZKURT/İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği uluslararası konferansta Körfez’in çok katmanlı bir ekolojik krizde olduğu açıklandı. İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, çözüm için hazırladıkları doğal yaşam adası projesinin bakanlıkça gerekçesiz iptal edildiğini, alg patlamalarına karşı kullanılan ‘modifiye kil’ uygulamasının yasaklandığını ve merkezi yönetimle koordinasyon sağlanamadığını açıkladı. Güler, “Hele böyle kirletilmiş bir körfezlerde nasıl bir tepki vereceğine şimdiden kestirmek kolay değil” diyerek İzmirlilere çağrıda bulundu: “Bu körfez olmazsa İzmir'de olmaz.”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefiyle 26-28 Mart 2026’da düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nın sonuç bildirgesi, Körfez’in 70 yıllık kirlilik birikimiyle baş başa olduğunu ve artık tekil müdahalelerle kurtarılamayacağını ortaya koydu. Bildirgede öne çıkan bütüncül havza yönetimi çağrısını ve somut çözüm adımlarını, konferansın düzenleyicilerinden İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler ile konuştuk. Güler’in verdiği bilgiler, bilimsel tespitlerin ötesinde, bürokratik engeller ve koordinasyon eksikliği nedeniyle İzmir Körfezi’nde zamanla yarışıldığını gözler önüne serdi.
“Üstündeki suyu da temizleyecek özelliğini yitirmiş durumda bulunuyor”
Konferansın en kritik sonuçlarından biri, Körfez tabanındaki yapının kirliliği absorbe etme özelliğini tamamen yitirdiğiydi. Dr. Güler, “Tabandaki o kirli-siltli malzeme kirlenmiş durumda. Üstündeki suyu da temizleyecek özelliğini yitirmiş durumda bulunuyor. Dolayısıyla da bu sisteme giren kirleticileri absorbe etme kapasitesi ve suyu temizleme kapasitesi hemen hemen bitmiş durumda” dedi. “Bu kirli malzemenin alınması gerekiyor. Alınıp bir şekilde bir yerlerde bertaraf edilmesi gerekiyor” diyen Güler, bunun en öne çıkan konulardan biri olduğunu vurguladı.
Bakanlık ada projesini gerekçesiz iptal etti, çamur Foça’ya dökülecek
Dip taramasından çıkacak 45 milyon metreküpe yakın çamurun nasıl bertaraf edileceği ise ayrı bir krize işaret ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2012'den beri üzerinde çalıştığı, dip çamurunu kontrol altında hapsedecek ve üzerinde doğal yaşam alanları oluşturacak iki büyük ada projesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından iptal edildi.
Dr. Güler, bu kararın gerekçesini dahi alamadıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: “11-12-2025 tarihli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yazısı iptal kararını veriyor. 6 ay olmuş. Bununla ilgili neden iptal edildiğine dair rapor istendiğinde ekolojik risk değerlendirme raporu 20-02-2026'daki verdikleri cevapta söz konusu rapora ilişkin iş ve işlemler devam ettiğinden ekolojik risk değerlendirme raporu paylaşılmamaktadır diyor. Yani daha değerlendirme bitmeden iptal edilmiş bir ada.” Güler, “Yaklaşık 2012'den beri sürdürülen bir çalışma var, emek var. Ve bunlar bir kalemde aslında 10 küsur senelik süren çalışma bir kalemde gerekçe sonradan belirtilmek üzere iptal ediliyor. Bu da ayrı bir durum” diye ekledi.
Projenin iptaliyle birlikte devasa miktardaki zehirli dip çamurunun, bakanlığın belirlediği Foça açıklarına dökülmesi seçeneği gündemde. Güler, “Ama o da ayrı bir çevresel etkileri yüksek bir kirlilik yaratabilir” uyarısında bulunarak, kendi önerdikleri modelin dünyada örneklerinin bulunduğunu söyledi: “Özellikle daha çok kuzey ülkelerinde, Hollanda, Belçika gibi yerlerde nehirlerden gelen malzemeler var ve oralarda da limanlar var. O limanları sığlaştırıyor bu malzemeler. Onun için onları çıkarıp daha açıklarda adalar yapıyorlar. Japonya'da var ve Amerika'da var.”
“Biz birlikte çalışmaya hazırız da geri dönüşlerimiz maalesef olmadı”
Körfez kirliliğinin ana kaynağının Gediz Havzası olduğuna dikkat çeken Güler, Büyükşehir Belediyesi’nin yetki alanı dışında kalan bu bölgede koordinasyon eksikliği yaşandığını ifade etti. “Gediz'in üzerindeki kurulmuş olan organize sanayiler, sanayiler, evsel nitelikli kirleticiler ve tarımdan gelen, sulamadan gelen bu kimyasallar... Bunların bir disipline alınması gerekiyor” diyen Güler, kamera ve anlık izleme sistemleriyle sürekli kontrolün şart olduğunu ancak bu yetkinin Çevre Bakanlığı'nda bulunduğunu vurguladı.
Belediyenin kendi imkanlarıyla Gediz ve Ağıl Deresi’nde düzenli ölçümler yaptığını ve kirlilik değerlerinin hâlâ çok yüksek olduğunu belirten Güler, merkezi yönetimle iletişimlerini şöyle özetledi: “Biz birlikte çalışmaya hazırız da ama bunun programlarını da birlikte yapabiliriz ama geri dönüşlerimiz maalesef olmadı şu ana kadar.”
Kil uygulaması da yasak, acil eylem planı yok
Körfezdeki alg patlamalarına karşı geçen yıl başarıyla uygulanan ve “yangın söndürme” olarak nitelendirilen modifiye kil yönteminin de bu yıl Çevre Bakanlığı tarafından yasaklandığını açıklayan Güler, şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
“Körfez temizlenmiş durumda değil. Geçen sene çok farklı değil. Biz geçen sene kil uygulamasıyla yangını söndürmeye çalıştık. Zaten kil uygulaması yangın söndürmek için. Lokal çözümler bunlar. Ama bu sene yasakladı çevre bakanlığı. Henüz bu konuyla ilgili kullanmayın dediler. Biz henüz şu anda kil ile ilgili bir kullanma süreci başlasa bile izin almadan kullanamıyoruz. Ama çevre bakanlığının da buna geliştirdiği, böyle durumlarda geliştirdiği bir acil eylem planı şu anda yok.”
Bakanlığa, uluslararası yönetmelikleri işaret ederek çağrıda bulunduklarını söyleyen Güler, “Dünya örneklerinde de nasıl uygulanacağına dair Amerika'da, Avrupa'da bununla ilgili yönetmelikler çıkartmış vaziyetteler. Buna bağlı bir çalışma yürütüp o yönetmeliği yayınlamaları gerekiyor” dedi.
“Bu yaz bizi neyin beklediğini çok önceden kestirmemiz kolay değil”
Yaza ilişkin temkinli konuşan Dr. Güler, net bir öngörüde bulunmaktan kaçındı: “Geçen sene çok sıcaktı. Suyun sıcaklığı artınca bu alglerin etkileri daha da artabiliyor. Hele böyle kirletilmiş bir körfezlerde nasıl bir tepki vereceğine şimdiden kestirmek kolay değil. Bunu tahmin etmek olacak deriz olmaz. Çünkü çok olasılık ve çok parametre var. Hepsi bir araya geldiğinde de felakete dönüşüyor zaten. Geçerken bir geminin bir kirletici bırakması bile bazı şeyleri tetikleyebilir. O yüzden dikkatli olmamız gerekiyor. Biz o yüzden her gün bir drone uçurup nereden ne kirlilik geldiğini görmeye çalışıyoruz.”
“Bu körfez olmazsa İzmir'de olmaz”
Körfezin kurtarılmasının tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Dr. Işıkhan Güler, sözlerini İzmirlilere çağrı yaparak tamamladı:
“Körfez hepimizin dolayısıyla bu duyarlı bütün vatandaşlarımızın duyması ve bu konuda sorumluları başta Çevre Bakanlığı olmak üzere sorumluları uyarmak üzere... Vatandaşlarımızın da yapması gerekiyorlar. Çünkü bu körfez olmazsa İzmir'de olmaz. O yüzden bir göz bebeği sadece İzmirli olanlar için de söylemiyorum bunu. İzmir'de olmayanlar için de İzmir körfezi çok önemli. Herkesin bu konuda sorumluları olan bakanlıklara bunları hatırlatmaları gerektiğini düşünüyorum.”



