Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında açılan ve siyaset gündemini uzun süredir meşgul eden "kent uzlaşısı" davasında beklenen karar açıklandı. 30 Ekim 2024 tarihinde gözaltına alınıp tutuklanan ve yerine kayyum atanan Özer, Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dördüncü kez hakim karşısına çıktı. 14 Temmuz 2025'teki duruşmada tahliye edilen ve tutuksuz yargılanmasına devam edilen Özer, bugünkü duruşmaya kızı ve avukatı Seraf Özer ile birlikte geldi. Salonda ailesi ve partili destekçilerinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel de hazır bulundu. Duruşma öncesinde mahkeme heyetinde yaşanan sürpriz değişiklik, davanın seyrine dair tartışmaları da beraberinde getirdi. Duruşma savcısı ve heyetteki bir üyenin değiştiği öğrenildi.
Savunma makamı iddiaları 'kurgu' olarak niteledi
Duruşmada esas hakkında savunma yapan Ahmet Özer’in avukatı Hüseyin Ersöz, iddianamedeki suçlamaların hukuki temelden yoksun olduğunu savundu. Mütalaada yer alan terör örgütü üyeliği suçlamasının somut delillerden uzak, sübjektif yorumlara dayandığını belirten Ersöz, "Müvekkilimiz hakkındaki iddiaların temelinde 'kent uzlaşısı' kurgusu yer alıyor. İddianamede bazı PKK yöneticilerinin konuşmalarından cımbızlanan ifadelerle, PKK'nın belediyelere sızdığı algısı yaratılmaya çalışılıyor. Ancak ortada ne gizli bir anlaşma ne de somut bir delil var" dedi. CHP'nin seçim stratejisi olan "Türkiye İttifakı" modelinin bir terör faaliyeti gibi gösterilmeye çalışıldığını belirten Ersöz, iddiaların tamamen afaki ve zorlama yorumlara dayandığını vurguladı.
Özer: 'Hayatımın 255 günü dört duvar arasında çalındı'
Sanık kürsüsüne çıkan Ahmet Özer ise savunmasında 64 yaşında bir akademisyen ve siyasetçi olarak yaşadığı mağduriyeti dile getirdi. "Terör örgütü üyeliği" gibi mantıksız bir suçlamayla yargılandığını belirten Özer, "Bu mesnetsiz iddia yüzünden hayatımın 255 gününü tek kişilik hücrede geçirmek zorunda kaldım. Bu, benim gibi bir aydın için tarifsiz bir acıdır" ifadelerini kullandı. Hayatı boyunca terörün ve şiddetin karşısında durduğunu, barış içinde birlikte yaşamayı savunduğunu vurgulayan Özer, "Bir terör örgütüne üye olmam değil, ismimin onlarla anılması bile imkansızdır. İrademi kimseye teslim etmedim, etmem" şeklinde konuştu.
Remzi Kartal ile görüşme iddialarına yanıt
İddianamenin en tartışmalı başlıklarından biri olan Remzi Kartal ile telefon görüşmesi yaptığı iddiasına da değinen Özer, Kartal ailesini hemşerilik ve aşiret bağları nedeniyle tanıdığını belirtti. Ailenin Türkiye siyasetinde önemli yer tuttuğunu, amcası Kinyas Kartal'ın eski TBMM başkanlarından olduğunu hatırlatan Özer, "Remzi Kartal da 1991 yılında milletvekili seçilmişti. O dönemde siyasetçi kimliğiyle görüşmemiz normaldi. Ancak yurtdışına çıktıktan sonra kendisiyle irtibatım olmadı. 2015 yılında bir görüşme yaptığımı hatırlamıyorum. Kaldı ki, o telefon numarasının ona ait olduğuna dair dosyada bir delil bile yok" dedi. Özer, HTS kayıtlarına dayandırılan bu iddiaların "hayal ürünü" olduğunu savundu.
Mahkemeden hapis kararı ve 'hukuk faciası' tepkisi
Yapılan savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ahmet Özer'e "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Karar salonda soğuk duş etkisi yaratırken, duruşma sonrası açıklama yapan avukat Hüseyin Ersöz, durumu "hukuk faciası" olarak nitelendirdi. Ersöz, "Dosyada müvekkilimizin aleyhine tek bir somut delil yoktu. Hukukun, vicdanın ve Anayasa'nın gereği beraat olmalıydı. Ancak maalesef lehe olan onca delile rağmen mahkumiyet kararı verildi. Bu kadar açık bir masumiyetin cezalandırıldığına ilk kez şahit oluyorum" diyerek tepkisini dile getirdi. Kararın istinaf ve Yargıtay süreçlerine taşınması bekleniyor.




