
SİNAN GENÇ/ Türk Halk Müziği'nin yaşayan efsanelerinden Kıymet Unutma Şenli, yalnızca güçlü yorumu ve bağlama ustalığıyla değil, TRT tarihinde açtığı çığırla da hafızalara kazındı. Yıllarca İzmir Radyosu'nun sevilen seslerinden biri olan Şenli, TRT'nin ilk ve tek bağlama çalıp söyleyen kadın sanatçısı olarak Türk müzik tarihinde özel bir yere sahip oldu. Muğla'nın Yatağan ilçesinde doğan ancak sanat yaşamını İzmir'de şekillendiren Şenli, genç yaşlarda ailesinin yerleştiği kentte müziğe yöneldi. İzmir Devlet Konservatuvarı'nda eğitim gördüğü yıllarda bağlamayla tanışan sanatçı, o dönemde erkek egemen kabul edilen bir alanda öncü isimlerden biri haline geldi. "Kadınların bağlama çalmasının bile şaşkınlıkla karşılandığı yıllardı. Ama ben sazımdan hiç vazgeçmedim" diyen Şenli, 1970 yılında İzmir Radyosu'nda sözleşmeli sanatçı olarak göreve başladı.
İzmir Radyosu'nun altın yıllarına damga vurdu
İzmir Radyosu'nun en parlak dönemlerinde mikrofon başına geçen Kıymet Unutma Şenli, yıllarca Ege'nin sesi oldu. TRT mikrofonlarında seslendirdiği türkülerle milyonlara ulaşan sanatçı, aynı zamanda bağlamasıyla sahne alan ilk kadın sanatçı olarak dikkat çekti. "Acem Kızı", "Karahisar Kalesi", "Ayağında Kundura", "Arda Boyları" ve "Denizin Dibinde Demirden Evler" gibi eserlerin ilk yorumcularından biri olan Şenli, 45'lik plaklarıyla da döneme damga vurdu. Neriman Tüfekçi, Nezahat Bayram, Nimet Oğuz, Yılmaz İpek, Şahin Gültekin, Talip Özkan ve Arif Sağ gibi halk müziğinin önemli isimleriyle çalışan sanatçı, yurt içi ve yurt dışında sayısız konser verdi.
"Saz çalamamak su içememek gibi"
Bugün ise İzmir'in Gümüldür Mahallesi'nde sakin bir yaşam süren sanatçı, iki yıl önce yaşadığı talihsiz kaza nedeniyle bağlamasından uzak kalmanın hüznünü yaşıyor. Arkadaş ziyaretine gittiği sırada düşerek bileğini kıran Şenli'nin kolunda kalıcı hasar oluştu. Tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamayan sanatçı artık bağlamasını çalamıyor. "Bu benim için yemek yiyememek, su içememek gibi bir şey. Hayatımın 60 yılı sazımla geçti. Kendimi '74 yaşındayım, artık yeter' diye teselli etmeye çalışıyorum. Ama insanın içi yine de sızlıyor" sözleriyle duygularını dile getiriyor.
Sazlarını gençlere emanet etti
Bağlamasına dokunamasa da türkülerin yaşamaya devam etmesini isteyen sanatçı, yıllarca kullandığı sazlarını genç müzisyenlere hediye ettiğini söyledi.
"Sazlarımı gençlere verdim. Onlar çalsın, onlar yaşatsın. Benim görevim bitti ama türküler bitmesin. Yeter ki özüne sadık kalsınlar" diyen Şenli, halk müziğinde yaşanan değişimden ise kaygı duyuyor.
Türkülerin giderek özünden uzaklaştırıldığını savunan sanatçı, "Eskiden sanatçılar çok ağır sınavlardan geçerdi. Şimdi türkü okumuyorlar, adeta arabesk söylüyorlar. Türkülerin ruhunu kaybediyoruz" ifadelerini kullandı.
Agora Meyhanesi'nin şairiyle başlayan aşk
Kıymet Unutma Şenli'nin hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri de eşi Dr. Onur Şenli ile tanışması oldu.
Türk müziğinin unutulmaz eserlerinden "Agora Meyhanesi"nin söz yazarı olan Dr. Onur Şenli ile yolları, İzmir'in efsane mekanlarından Reyhan Pastanesi'nde kesişti.
Sanatçı o günü şöyle anlatıyor:
"İlhan Gençer bizi tanıştırdı. Onur Bey gazetecilik yapıyordu ve benimle röportaj yapmak istemişti. Reyhan Pastanesi'nde buluştuk. O röportaj dostluğa, dostluk da aşka dönüştü. 1991 yılında evlendik."
Agora'nın sırrı hâlâ saklanıyor
Dillere pelesenk olan Agora Meyhanesi şarkısının ardındaki büyük aşk hikâyesini de ilk kez anlatan Şenli, eşine verdiği sözü bugüne kadar koruduğunu söylüyor.
"Onur gençlik yıllarında büyük bir aşk yaşamıştı. Agora Meyhanesi şiiri o aşkın ardından yazıldı. Şarkıya ilham veren kişi İzmir'in tanınmış ailelerinden birinin mensubuydu. Onur bana bu sırrı emanet etti. Ölünceye kadar da o isim bende kalacak."
İzmir kültürünün yaşayan hafızası
Yaklaşık 40 yıl boyunca TRT ve İzmir Radyosu çatısı altında çalışan Kıymet Unutma Şenli, bugün sadece bir sanatçı değil, İzmir'in kültürel belleğinin yaşayan tanıklarından biri olarak görülüyor.
TRT'nin ilk kadın bağlama sanatçısı olarak açtığı yoldan bugün çok sayıda kadın müzisyen yürüyor. İzmir Radyosu'nun altın yıllarını yaşayan, Ege'nin türkülerini Türkiye'ye taşıyan sanatçı ise artık sahnelerden uzak olsa da geride bıraktığı eserler ve anılarla yaşamaya devam ediyor.
Bağlamasını eline alamıyor olabilir. Ancak İzmir'in kültür hayatında bıraktığı iz, tıpkı seslendirdiği türküler gibi yıllar boyunca yankılanmayı sürdürecek.












