ÖZGE UYANIK/ Ankara’da talepleri için açlık grevinde olan özel sektör öğretmenlerine yönelik polis müdahalesi ve gözaltılar İzmir’de protesto edildi. Eğitim-Sen İzmir Şubeleri ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, öğretmenlerin günlerdir polis ablukası altında hak mücadelesi verdiğini belirterek “Öğretmenler hakkını alacak” dedi. Ankara’da hakları için açlık grevinde olan özel sektör öğretmenlerine yönelik polis müdahalesi ve gözaltılar İzmir’de protesto edildi. Eğitim-Sen İzmir Şubeleri ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası tarafından yapılan açıklamada, günlerdir Ankara sokaklarında hak mücadelesi veren öğretmenlerin polis şiddetiyle karşı karşıya bırakıldığı belirtilerek, talepler karşılanana kadar mücadelenin süreceği vurgulandı.
“Mücadele dersini öğretmenler veriyor”
Ankara Kurtuluş Parkı’nda hakları için bir araya gelen öğretmenlerin polis müdahalesine uğraması ve gözaltına alınmasına ilişkin basın açıklaması yapan Eğitim-Sen İzmir Şubeleri ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, öğretmenlerin günlerdir baskı, gözaltı ve polis ablukasına rağmen mücadeleden vazgeçmediğini belirtti. Özel Öğretmen Sendikası adına konuşan Can Derdiyok şunları söyledi: “Bizler; yıllardır verilen sözlerin tutulmasını bekleyen, oyalama taktikleriyle ömrü çalınan mülakat mağduru ve özel sektör öğretmenleriyiz. Bugün Ankara’da, ortak mücadelemizi büyütmek, gasp edilen haklarımızı geri almak için omuz omuza verdik. Ancak en masum, en anayasal hakkımız olan “sesimizi duyurma” çabamızın her adımında; karşımızda muhataplarımızı değil, polis kalkanlarını, biber gazını, darp ve ters kelepçeyi bulduk! Bizler sınıflarımızda öğrencilerimize demokrasiyi, hak aramayı, adaleti anlatırken; başkent sokaklarında hak aradığımız için yerlerde sürüklendik.
Direniş gün gün polis müdahalesiyle karşılaştı
* 14 Haziran: Milli Eğitim Bakanlığı önünden Meclis’e yürümek, halkın vekillerinin gözlerinin içine bakarak derdimizi anlatmak istedik. Daha Güvenpark’tayken etrafımız barikatlarla çevrildi. Bizler müzakere beklerken, kalkanlarla darp edildik. Ellerinde kalem tutması gereken 40’ı aşkın meslektaşımıza ters kelepçe vuruldu. En temel demokratik hakkımızın nasıl boğazlandığını tüm Türkiye gördü.
* 15 Haziran: Susmadık. Kurtuluş Parkı’nda yeniden bir araya gelmek istedik. Bu kez sadece parkı değil, kaldığımız otelleri, yürüdüğümüz sokakları ablukaya aldılar. Bizlere, ailelerimize, bizimle dayanışmaya gelen dostlarımıza şiddet uygulandı. Sesimizi kısmaya çalışanlara inat, o gün bedenlerimizi açlığa yatırdık; süresiz açlık grevine başladık!
* 17 Haziran: Açlığımızın üçüncü gününde, yorgun ama inançlı bedenlerimizle TBMM Çankaya Kapısı önünde haykırmak istedik. Bize yine polis kalkanlarıyla, şiddetle, gözaltılarla cevap verdiler. Sendika yöneticilerimiz, mücadele arkadaşlarımız yaka paça sürüklendi. Açlıktan eriyen bedenlerimizin sesini kolluk gücüyle bastırabileceklerini sandılar.
* 21 Haziran: Gecenin karanlığında baskının en ağırını yaşadık. Günlerdir açlık grevinde olan bizler, Madenci Anıtı’na yürümek istedik. Sendika binamızın çevresi kuşatıldı. Önümüze etten duvarlar örüldü, gözümüze biber gazı sıkıldı. Açlık grevinden dolayı zaten zayıf düşmüş arkadaşlarımız gaz bulutunun içinde fenalaştı, nefessiz kaldı. Yaşam hakkımızı, sağlık hakkımızı bile hiçe saydılar!
“Yaşamak ve mesleğimizi onurumuzla yapmak istiyoruz”
“Biz Ne İstiyoruz? Neden Sokaktayız?” Diyerek öğretmenlerin taleplerini anlatan Derdiyok şöyle devam etti: “Biz bu ülkenin öğretmenleriyiz ve günlerdir Ankara sokaklarında çok basit, çok insani bir şeyi haykırıyoruz: Yaşamak istiyoruz! Mesleğimizi onurumuzla yapmak, bize verilen sözlerin tutulduğunu görmek istiyoruz. Bunun karşılığı barikat olamaz. Bunun karşılığı yüzümüze sıkılan gaz, bileğimize vurulan kelepçe olamaz! Bu sadece bir maaş pazarlığı değildir. Bu mücadele; halkın çocuklarına eğitim veren bir öğretmenin, ay sonu kirasını veya mutfağındaki erzağı düşünmekten nefes alamaz hale getirilmesine karşı bir isyandır. Öğretmenlik onurunun, patronların iki dudağı arasına terk edilmesine karşı bir direniştir.
Özel sektör öğretmenleri olarak taleplerimiz lütuf değil, haktır:
* Gasp edilen taban maaş hakkımız derhal geri verilmelidir.
* Eğitim iş kolu kurulmalıdır.
* Kamudaki meslektaşlarımızla eşit özlük haklarına sahip olmalıyız.
* Belirsiz süreli sözleşme ile iş güvencemiz tanınmalıdır.
* Sömürü çarkına dönen kurumlardaki düşük ücretli, keyfi ve kölece çalışma düzenine son verilmelidir.
Mülakat mağduru öğretmenler olarak isyanımız aynıdır:
* 2023 KPSS’de derece yapmış, yazılı sınavda alnının teriyle hakkını kazanmış meslektaşlarımızın emeği “mülakat” denilen garabetle gasp edilemez!
* Hakları ellerinden alınan 1611 öğretmen arkadaşımızın atama hakkı derhal iade edilmelidir.
* Bir insanın gençliğini, emeğini, ailesinin umutlarını ve geleceğini üç dakikalık mülakatlarla çalamazsınız!
“Bu düzenin adı eğitim değil, sömürüdür”
Bu Düzenin Adı Eğitim Değil, Sömürüdür!
Aylardır çalmadığımız kapı, aşındırmadığımız koridor kalmadı. Bakanlıklarla, bürokratlarla görüştük; bize sözler verdiler. Ama gördük ki, devletin bakanlıkları öğretmenin midesine girecek lokmayı değil, özel okul patronlarının kasasına girecek kârı koruyor!
Unutmayın; bugün bize reva görülen bu zulüm; yarın hemşireye, işçiye, akademisyene, emekliye yapılacaktır. Bizler sizin kardeşiniz, evladınız, komşunuz, çocuğunuzun öğretmeniyiz. Bizim yüzümüze sıkılan o biber gazı aslında bu halkın vicdanına sıkılmıştır. Bizim bileklerimize vurulan o kelepçe, bu ülkenin eğitimine, geleceğine vurulmuştur.
Yetkililere ve kamuoyuna son kez sesleniyoruz:
* Verdiğiniz sözleri tutun!
* MEB, Çalışma Bakanlığı ve patron derneklerini bizimle aynı masaya oturtun.
* Taleplerimizi yasalaştırın, Meclis’teki kanun teklifini derhal gündeme alın.
* Öğretmenlerin üzerindeki polis ablukasını, şiddeti ve gözaltı terörünü bitirin.
* Açlık grevindeki arkadaşlarımızın sağlık hakkını güvenceye alın ve bu zulmün sorumlularından hesap sorun!
Halkımıza çağrımızdır: Bizi görün, sesimizi duyun! Neden bu zulme uğradığımızı, bize verilen sözlerin neden tutulmadığını sorun. Sessizlik, bu sömürü düzeninin en büyük silahıdır. Biz susmuyoruz, siz de susmayın!
Açlık grevindeyiz. Barikatlar altındayız. Gözaltındayız. Yerlerde sürükleniyoruz. Ama asla boyun eğmiyoruz!
Somut adım atılana, o sözler tutulana kadar buradayız. Hakkımız olanı almadan bu şehirden gitmeyeceğiz!
Yaşasın öğretmenlerin omuz omuza mücadelesi!
Sözler tutulsun, öğretmenlik yaşasın!
Öğretmenler hakkını alacak!”








