Türkiye’nin yenilenebilir enerji üssü İzmir, rüzgâr türbini kanadı üretiminde yaşadığı zorlu süreci geride bırakarak muazzam bir geri dönüşe imza atıyor. 2024 ve 2025 yıllarında LM Wind Power, TPI Composites ve Aero Rüzgâr gibi sektör devlerinin fabrikalarını kapatmasıyla binlerce emekçi işsiz kalmış, kentin "rüzgârın başkenti" unvanı ciddi bir yara almıştı. Özellikle Menemen’deki TPI Composites fabrikalarında dört ay süren grevin ardından yaşanan belirsizlik, 2 bin 140 işçinin toplu işten çıkarılmasıyla sonuçlanmıştı.

Goldwind, TPI’dan boşalan Çiğli Sasalı’daki fabrikayı kiralayarak üretime geçmek için gün sayarken, bir diğer Alman devi Enercon da Bergama’da üretim yapmak için kollarını sıvadı. Bu geri dönüşler, İzmir’in sadece bir üretim sahası değil, dünya çapında bir tedarik zinciri merkezi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Faiz kararı belli olacak: Gözler Merkez Bankası'nda
Faiz kararı belli olacak: Gözler Merkez Bankası'nda
İçeriği Görüntüle

Nitelikli iş gücü yeniden iş başı yapıyor

Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Başkanı Elvan Aygün Anbar, İzmir’in 2 bin 307 MW kurulu gücüyle Türkiye’nin rüzgâr başkenti olduğunu hatırlatarak, sektördeki canlanmanın "nitelikli iş gücü" sayesinde hızlandığını vurguladı. Anbar, türbin kanadı üretimi için özel olarak tasarlanmış olan bu tesislerin adeta birer "milli servet" olduğunu ve başka bir sektöre devredilmeyerek yeniden aynı amaca hizmet etmesinin yatırımcılara ciddi bir zaman kazandırdığını belirtti. Geçtiğimiz yıl işten çıkarma şoku yaşayan binlerce tecrübeli işçi için bu yeni fabrikalar, mesleki deneyimlerini yeniden kazanca dönüştürebilecekleri birer umut kapısı oldu.

2035 hedefi için stratejik büyüme hamlesi

Türkiye’nin rüzgâr enerjisinde iddialı hedefleri doğrultusunda, bugün 16 bin MW seviyesinde olan toplam kurulu güç kapasitesinin 2035 sonunda 45 bin MW’a çıkarılması planlanıyor. Bu hedefe giden yolda İzmir’deki yerli üretim kapasitesi hayati önem taşıyor. Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmalarıyla sektöre yatırım yapan ve yerlilik taahhüdünde bulunan şirketler için İzmir’deki bu fabrikalar, stratejik birer üretim üssü niteliğinde. İzmir’in coğrafi konumu ve güçlü liman altyapısı, üretilen dev kanatların hem iç piyasaya hem de yakın coğrafyaya ihraç edilmesini kolaylaştırıyor.

Yüksek maliyetlere rağmen kümelenme başarısı korunuyor

Sektörde yaşanan kapanmaların en önemli nedeni olarak yüksek finansman maliyetleri ve AB ortalamasının üzerine çıkan iş gücü giderleri gösteriliyor. Döviz bazındaki işçilik maliyetlerinin yatırımcılar üzerindeki etkisine dikkat çeken ENSİA Başkanı Anbar, Türkiye’nin bu endüstriyi büyük emeklerle kazandığını ve sıfır noktasında olunan denizüstü (offshore) türbin kanatları üretimi için bu altyapının mutlaka korunması gerektiğini ifade etti. Fabrikaların yeniden açılmasıyla birlikte İzmir, hem sanayi altyapısını hem de tecrübeli rüzgâr enerjisi personelini bünyesinde tutarak, küresel pazardaki rekabetçi yapısını güçlendirmeye devam ediyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ