SEMİ TEKTAŞ/Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali 9’uncu kez kapılanı açmaya hazırlanıyor. 24 Nisan’da açılışı yapılacak olan festivalde yaşanan bir olay ise kamuoyunda tepkilere neden oldu. Festival ekibi 4 seanslık film gösterimi için İstinye Park’tan salon talebinde bulundu. Buna karşın talep “fayda sağlamayacağı” gerekçesiyle uygun bulunmadığı festival gerekçesiyle reddedildi. Öte yandan aynı gün ve saat diliminde, kamuoyunda daha önce kadına yönelik şiddet iddiaları nedeniyle yargı süreci yaşamış ve ceza alan Ozan Güven’in etkinliğine aynı mekânda salon tahsis edildiği ortaya çıktı. İzmir 9. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali yönetimi ise karara tepki gösterdi.

Salon Ozan Güven’e tahsis edildi

Festival ekibine yer verilmeyen salon, 2020 yılında eski sevgilisi Deniz Bulutsuz'a abajurla şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılandığı davada, 2025 yılı Ekim ayında 2 yıl 3 ay hapis alan oyuncu Ozan Güven’e tahsis edildi. Güven, O.M.G isimli anlatısını sunacak.

“Dört seansı sığdıramadık”

Yer taleplerinin kendilerine fayda sağlamadığı gerekçesiyle reddedildiğini ifade eden Festival Direktörü Gülten Taranç, “Dört seansı sığdıramadık. Seansları yerleştiremeyince İstinye Park’a gittik. Ben, Sema Pektaş ve ulusal koordinatörümüz Burçe Çalışkan olmak üzere üç kişi gittik. Orada ricacı olduk. Bize açıkça şunu söylediler: “Bizim logomuzun sizin afişinizde yer alması bize bir fayda sağlamıyor.” Bunu doğrudan yüzümüze söylediler. İlk etapta reddetmediler ancak daha sonra mesajla dönüş yaparak talebimizi geri çevirdiler. “Size salon tahsis edemiyoruz” dediler. Ben de şunu ifade ettim: “Fayda diyorsunuz ama benim zaten buraya ekip kurmam zor, ekip göndermem zor. Dört filmi sığdıramadığım için ayrıca bir yükün altına giriyorum.” Zaten maddi olarak güçlü bir yapımız yok. Bilet satışımız da yok; ticari bir festival değiliz. Eğer bilet satışı olsaydı, bunu bir gelir modeli üzerinden konuşabilirdik. Büyük bir organizasyonuz ama bütçemiz oldukça sınırlı. Buna rağmen ‘fayda’ üzerinden değerlendirilmek gerçekten zorlayıcı. Yine de bunu daha fazla tartışma gereği duymadım. Festivalin sosyal sorumluluk yönünü, öğrencilerin aktif olarak çalıştığı bir yapı olduğunu anlatmaya çalıştık. Sosyal medyada 4,5 milyonluk bir erişimimiz olduğunu, 60 yönetmenin konuk olarak geleceğini, dünyanın farklı yerlerinden katılımcılar olacağını ifade ettik” dedi.

8 bin 500 yıllık mirasta 'ortak akıl' devrede
8 bin 500 yıllık mirasta 'ortak akıl' devrede
İçeriği Görüntüle

“Kabullenemedim”

İsmi şiddet ile anılan birine salon verildiğini buna karşın kendilerine yer verilmemesine tepki gösteren Taranç, “Bu durumu kabullenemedim ve üst yönetime ulaşmaya çalıştım. “Ben dokuz yıldır bu festivali yapıyorum, İzmirliyim. İstanbul’dan gelen bir ekip bu işletmeyi satın alıyor ve bize burada yer verilmiyor” dedim. Bir şekilde sesimi duyurmaya çalıştım ancak üst yönetimden de herhangi bir dönüş alamadım. Açılış günümüzde, gece yarısı, aynı mekânda bir oyuncunun sahneye çıktığını fark ettim. Yani bana “fayda sağlamaz” diyenler, aynı anda o isme sahne vermişti. Buradaki temel sorun şu: “Nasıl fayda sağlarım?” diyenler, şiddet uygulamış bir kişiye alan açarken bize yer vermiyor. Düşünün, kız kardeşiniz bir erkek tarafından darp ediliyor ve o kişinin reklamları her yerde karşınıza çıkıyor. Bunu bir kadın yönetmen olarak anlatmak benim için çok daha ağır bir deneyime dönüşüyor. Buna itiraz etmeye çalıştım, derdimi anlatmaya çalıştım ama bir karşılık bulamadım. Sesimi duyurabilmek için tüm kadın yönetmenlere yazdım. Onlar da bu durumu paylaştı ve ciddi bir kamuoyu oluştu” diye konuştu.

“88 ülkeden 69 film”

Taranç, “Festivalimiz İzmir’de yerel bir etkinlik gibi algılanıyor olabilir ancak biz 88 ülkeden başvuru almış, uluslararası iş birlikleri olan bir festivaliz. Bu yıl 69 film göstereceğiz ve bunlar yılın öne çıkan yapımları arasında yer alıyor. Brezilya’dan, Amerika’dan, İran’dan pek çok filmimiz var. Kanada’dan gelen kadın yönetmenler de dahil olmak üzere birçok uluslararası konuk ağırlıyoruz. Bu olay, festivalimizin dokuzuncu yılında yaşandı. Önümüzde onuncu yıl var ancak zaten oldukça kırılgan bir zeminde ilerliyoruz. Üstelik alkol yasası nedeniyle sponsorumuz gelecek yıl bizimle devam edemeyecek. Bu nedenle zaten kaygılıyız ve festivali sürdürebilmek için yoğun çaba harcıyoruz. Aslında bize salon verilmemesine başta tepki göstermedik; bu olay bir ay önce yaşandı. Ancak bize yer vermeyenlerin, kadına şiddetle anılan bir isme sahne vermesi beni derinden rahatsız etti. Çünkü bu durum, yaşadığımız haksızlığı daha görünür kıldı. Aynı zamanda sesimizi duyurabildiğimizin de somut bir göstergesi oldu” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ