Küresel enerji arzının şah damarı olarak kabul edilen ve zaman zaman bölge ülkeleri arasındaki güç mücadelelerinin merkez üssüne dönüşen Hürmüz Boğazı'nda sular bir kez daha ısınıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ülkenin en büyük enerji aktörlerinden Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi'ne (ADNOC) ait bir ticari petrol tankerinin seyir halindeyken silahlı saldırıya uğradığını resmen duyurdu. Bölgede alarm durumuna geçilmesine neden olan olay, uluslararası toplumun gözünü yeniden Körfez'e çevirmesine yol açtı.
Gece Yarısı Gerçekleşen Saldırı ve Bağımsız Doğrulama
Diplomatik kaynaklardan ve uluslararası denizcilik örgütlerinden alınan bilgilere göre, saldırı gece saatlerinde tankerin uluslararası sularda seyrettiği sırada meydana geldi. İran topraklarından havalandığı tespit edilen silahlı iki insansız hava aracı, ADNOC firmasına ait petrol tankerini doğrudan hedef aldı. Geminin gövdesine isabet eden mühimmatlar maddi hasara yol açarken, tankerde bulunan mürettebatın saldırıyı yara almadan atlatması olası bir trajedinin önüne geçti.
Bölgedeki deniz trafiğini yakından takip eden İngiltere Deniz Ticaret Örgütü (UKMTO) de yaşanan sıcak gelişmeyi doğrulayan bir rapor yayımladı. UKMTO tarafından yapılan acil durum bilgilendirmesinde, BAE'nin Fuceyra kentinin yaklaşık 145 kilometre kuzey açıklarında seyreden bir petrol tankerine kaynağı tam olarak belirlenemeyen bir mühimmatın isabet ettiği kaydedildi. İngiliz yetkililer, gemideki sivil mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğunu ve güvende olduklarını belirterek, saldırının mahiyetine ilişkin çok yönlü bir soruşturmanın başlatıldığını bildirdi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararlarına İhlal
Olayın duyulmasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı tarafından yazılı ve oldukça sert bir kınama mesajı yayımlandı. Ticari bir geminin açık denizde vurulmasının hiçbir gerekçeyle kabul edilemeyeceğinin altı çizilen diplomatik metinde, saldırının uluslararası hukuku ayaklar altına aldığı vurgulandı.
Bakanlık açıklamasında, sivilleri ve küresel ticareti hedef alan bu tür eylemlerin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) denizlerde seyrüsefer özgürlüğünü teminat altına alan ve ticari gemilere yönelik her türlü saldırıyı kesin bir dille yasaklayan 2817 sayılı kararının aleni bir ihlali olduğu hatırlatıldı. BAE yönetimi, uluslararası toplumu bu ihlaller karşısında sessiz kalmamaya ve bölgede serbest ticaretin güvenliğini sağlamak için ortak hareket etmeye davet etti.
Tahran'a Yönelik Ağır Suçlama: "Korsanlık Faaliyeti"
Abu Dabi yönetiminin yayımladığı metindeki en dikkat çekici bölüm ise doğrudan İran Devrim Muhafızları Ordusu'nu hedef alan ifadeler oldu. Saldırının münferit bir olay olmadığına işaret edilen açıklamada, sivil ticari gemilerin kasıtlı olarak hedef alınması ve Hürmüz Boğazı'nın bölge ülkeleri üzerinde bir baskı ve şantaj unsuru olarak kullanılmaya çalışılması, doğrudan doğruya "korsanlık" faaliyeti olarak nitelendirildi.
İran Devrim Muhafızları tarafından organize edildiği öne sürülen bu tür saldırgan eylemlerin sadece BAE'nin değil, tüm bölgenin istikrarına dinamit koyduğu ifade edildi. Açıklamanın sonunda, dünya petrolünün çok büyük bir kısmının taşındığı bu dar su yolunda güvenliğin tehlikeye atılmasının, küresel enerji güvenliğine ve dünya ekonomisine yönelik doğrudan ve yıkıcı bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulunuldu. Saldırının ardından Hürmüz Boğazı ve çevresindeki askeri devriyelerin artırıldığı, bölgeden geçiş yapan diğer ticari gemilere de azami dikkatli olmaları yönünde uyarılar geçildiği öğrenildi.




