Türkiye tarihinin en karanlık gecelerinden biri olan ve 11 ili yerle bir eden Kahramanmaraş merkezli depremler, üçüncü yılında da yürekleri yakmaya devam ediyor. Felaketin en ağır yıkımını yaşayan medeniyetler şehri Hatay, 6 Şubat sabahına yine uykusuz, yine yaslı ve yine öfkeli uyandı. Resmi rakamlara göre kentte 25 bine yakın insanın hayatını kaybettiği o meşum gecenin yıldönümünde, binlerce Hataylı sokaklara döküldü. Saatler felaketin vurduğu 04.17’yi gösterdiğinde kentte zaman adeta durdu; yerini sessiz çığlıklara ve dinmeyen gözyaşlarına bıraktı. Hem resmi erkanın hem de sivil toplum örgütlerinin katıldığı anma törenlerinde, kaybedilen canların hüznü ile sorumlulara duyulan öfke birbirine karıştı.
Sessiz çığlıkların yankılandığı zifiri karanlık
Gece yarısı başlayan anma etkinlikleri, kentin dört bir yanından gelen vatandaşların Atatürk Caddesi üzerinde toplanmasıyla start aldı. Hatay Valisi Mustafa Masatlı ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk’ün de eşlik ettiği sessiz yürüyüş, Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na kadar sürdü. Ellerinde meşaleler ve kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarını taşıyan kalabalık, adımlarını bu kez umuda değil, derin bir mateme attı. Emek ve demokrasi güçlerinin de yoğun katılım gösterdiği yürüyüşte, yaşanan facianın sadece bir doğa olayı olmadığı, yıllardır süregelen rant politikalarının ve denetimsizliğin bir sonucu olduğu vurgulandı. Sorumluların yargılanması talebi, sessizliğin içindeki en güçlü ses olarak meydanlarda yankılandı. Saatler tam 04.17’yi gösterdiğinde ise hayat durdu; 65 saniyelik saygı duruşu sırasında hıçkırık sesleri gecenin sessizliğini yırttı.
Dualar müşterek acılar ortaktı
Medeniyetlerin beşiği olan Hatay, bu büyük acıda da farklı inanışları aynı duada buluşturdu. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından üç semavi dinin temsilcileri, yan yana durarak kaybedilen canlar için ellerini semaya açtı. Duaların ardından kalabalık, kentin simgesi olan Asi Nehri kıyısına yöneldi. Bir zamanlar şehre hayat veren nehir, bu kez yasın simgesi oldu. Vatandaşlar, depremde yitirdikleri sevdikleri anısına nehrin sularına kırmızı karanfiller bıraktı. Suya düşen her karanfil, geride kalanların sönmeyen yangınını ve bitmeyen özlemini temsil ediyordu. Nehir kenarındaki bu ritüel, kentin hafızasına kazınan en dramatik anlardan biri olarak kayıtlara geçti.

Mezarlıkta yürek yakan bayramlaşma
Günün ilk ışıklarıyla birlikte acının adresi bu kez Deprem Şehitliği oldu. Şehir mezarlığına akın eden binlerce vatandaş, kaybettikleri anne, baba, eş ve çocuklarının kabirleri başında ağıtlar yaktı. Mezarlıkları dolduran kalabalık, sanki bir bayram sabahıymışçasına sevdikleriyle buluşmaya gelmişti; ancak bu kez kucaklaşmaların yerini toprağa sarılmalar aldı. Özellikle çocuk mezarlarının üzerindeki oyuncaklar, görenlerin yüreğini dağladı. Kimisi evladının en sevdiği arabayı, kimisi bebeğini mezar taşına bırakırken, mezar başlarında Yasin-i Şerifler okundu, buhur ve reyhan kokuları birbirine karıştı.
Bir mezar taşına bile hasret kalanlar
Mezarlık ziyaretleri sırasında en can yakıcı hikayelerden biri, depremde ailesinden 20 kişiyi kaybeden Semahir Diler’den geldi. Yaşadığı travmayı ve çaresizliği kelimelere dökmekte zorlanan Diler, sadece kaybettiklerine değil, bulamadıklarına da ağlıyordu. Bir ablasının enkaz altından hiç çıkarılamadığını, ona dair tek bir izin bile bulunamadığını belirten Diler, "Bir ablamın cansız bedenine bile ulaşamadık, ona bir mezar taşı yaptıramadık. Diğer ablam köy mezarlığında yatıyor ama kayıp olanın acısı içimizi kemiriyor. Ailecek yok olduk, toplamda 20 canımızı toprağa verdik. Bu acının tarifi yok, dinmesi mümkün değil" sözleriyle yürekleri parçaladı.
Gidenlerin ardından bitmeyen yas
Aynı kaderi paylaşan binlerce insandan biri olan Ömer Urfalı da ablası, eniştesi ve yeğenlerini kaybetmenin verdiği derin boşlukla mezar başındaydı. "Hepsi gitti, bir anda yok oldular" diyen Urfalı, Allah’tan kimseye böyle bir acı yaşatmamasını diledi. Hataylılar, felaketin üçüncü yılında da "Unutmadık, unutturmayacağız" diyerek hem kayıplarını andı hem de hala tam anlamıyla toparlanamayan kentlerinin yeniden ayağa kalkması için dayanışma çağrısında bulundu. Enkazların şekli değişse de, Hatay’da kurulan o hüzünlü düzen ve kalplerdeki yangın hala ilk günkü tazeliğini koruyor.





