Mücteba Hamaney, İran’da kutlanan Ulusal Fars Körfezi Günü kapsamında yayımladığı mesajla uluslararası gündeme damga vurdu. Açıklamasında Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’nin geleceğine dair net ifadeler kullanan Hamaney, bölgedeki dengelerin değişmekte olduğunu savundu.
Hamaney, özellikle ABD’nin bölgedeki varlığına yönelik sert eleştirilerde bulunarak, yeni bir sürecin başladığını dile getirdi.
“Küresel ekonomi için hayati bir geçiş noktası”
İran lideri, Hürmüz Boğazı’nı yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte kritik bir enerji ve ticaret hattı olarak tanımladı. Dünya petrol taşımacılığının önemli bir bölümünün bu dar geçitten sağlandığına dikkat çeken Hamaney, bölgenin stratejik öneminin her geçen gün daha da arttığını ifade etti. Bu nedenle yapılacak her yeni düzenlemenin yalnızca İran’ı değil, küresel piyasaları da doğrudan etkileyeceği yorumları öne çıkıyor.
ABD’ye doğrudan mesaj verdi
Hamaney’in açıklamalarında en dikkat çeken bölüm ise ABD’ye yönelik sözleri oldu. İran lideri, bölgenin geleceğinde dış müdahalelere yer olmadığını savunarak, “Hürmüz Boğazı’nda yeni bir sayfa açılıyor” ifadelerini kullandı.
Bu çıkış, son dönemde artan jeopolitik gerilimler ışığında, Tahran yönetiminin daha sert bir pozisyon almaya hazırlandığı şeklinde değerlendirildi.
Bölgesel güvenlik vurgusu öne çıktı
Açıklamada, Basra Körfezi ve çevresindeki güvenliğin bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiği mesajı verildi. Hamaney, komşu ülkelerle ortak kader vurgusu yaparak, dış güçlerin bölge üzerindeki etkisinin sona ermesi gerektiğini savundu. Bu yaklaşım, İran’ın uzun süredir dile getirdiği “bölgesel güvenlik yerel aktörlerle sağlanmalı” tezinin bir kez daha altını çizdi.

“Yeni yönetim planı” dikkat çekti
Hamaney, Hürmüz Boğazı için yeni bir yönetim modeline işaret ederek, bu planın hayata geçirilmesiyle birlikte bölgenin daha güvenli ve istikrarlı hale geleceğini öne sürdü.
Bu çerçevede İran’ın, boğazdaki kontrol ve düzenlemelerde daha aktif rol üstlenmek istediği yorumları yapıldı.
Bilimsel ve askeri kapasite mesajı
İran lideri açıklamasında yalnızca deniz yollarına değil, ülkenin genel savunma kapasitesine de değindi. Nükleer ve füze teknolojileri dahil olmak üzere elde edilen bilimsel kazanımların “ulusal sermaye” olarak korunacağını vurguladı.
Bu açıklama, İran’ın askeri ve teknolojik gücünü koruma konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.




