banner112
banner111

Küresel ısınma hepimizin sorunu

Küresel ısınma tehdidi artık tüm dünya ülkelerinin kabul ettiği bir gerçek. Aslında buna tehdit demek de çok doğru değil çünkü küresel ısınmanın yıkıcı etkilerini bizzat hissediyoruz.

Küresel ısınma hepimizin sorunu

Haber/ Özge Günerken

Günümüzde sel, kuraklık, orman yangınları gibi felaketlerin nedenleri arasına küresel ısınma da eklendi. Bunun yanı sıra sıcaklık artışları frenlenemezse yakın gelecekte gıda ve su krizi sadece Afrika’ya özgü bir problem olmaktan çıkacak.

Küresel ısınma sadece insanları değil hayvanları da olumsuz etkiliyor. Isınmanın etkisi ile hayvanlarda erken doğumlar görülüyor, göç hareketleri düzensiz hale geliyor. Bazı bitki ve hayvan türleri yer değiştiriyor ve bunun etkisiyle ekosistemler bozuluyor. Küresel ısınmanın bazı türlerin neslini tüketmesi; bunun bir sonucu olarak da bazı türlerde nüfus patlaması yaratması öngörülüyor.

Küresel ısınma küresel mücadele gerektiriyor. Bu gerçekten yola çıkan Birleşmiş Milletler (BM) 2015 yılında Fransa’nın Paris kentinde ilk adımı attı. Paris İklim Anlaşması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 21 Eylül’de BM 76'ncı Genel Kurulu görüşmelerinde yaptığı konuşmayla yeniden Türkiye’nin gündemine geldi. Erdoğan, “Paris İklim Anlaşması'nı, yapıcı adımlara uygun şekilde ve ulusal katkı beyanımız çerçevesinde, önümüzdeki ay Meclisimizin onayına sunmayı planlıyoruz” dedi.

PARİS İKLİM ANLAŞMASI NEDİR?

Paris İklim Anlaşması Dünya gezegenin ve insanlığın geleceği açısından çok büyük önem taşıyor. Hazır bu anlaşma yeniden gündeme gelmişken bu hafta hep birlikte Paris İklim Anlaşması nedir, neden önemlidir, bu anlaşma ile neler hedefleniyor bunları hatırlayalım.

4 Kasım 2016’da yürürlüğe giren Paris Anlaşması, iklim krizinin önüne geçmek amacıyla 197 ülkenin ortak hareket etmeyi kabul ettikleri uluslararası bir anlaşma.

Anlaşma ile küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 2 derece ile sınırlandırmak ve atılacak adımlarla mümkünse bunu 1.5 derecenin altında tutmak amaçlanıyor. Bunun için de sera gazı emisyonlarının azaltılması öngörülüyor. Çin, ABD, AB ve Hindistan, küresel sera gazı emisyonlarının yarısından fazlasından sorumlu; Türkiye ise ilk 20 ülke arasında.

197 ülkenin imzaladığı anlaşmayı şu ana kadar 191 ülke onayladı. Türkiye anlaşmaya imza atan ancak onaylamayan 6 ülkeden biriydi.

YARIM DERECENİN FARKI ÇOK BÜYÜK!

Paris İklim Anlaşması ile önemli bir adım atılsa da küresel sıcaklıkları 2 derece ile sınırlama hedefi yeterli değil. Çevreciler ve bilim insanları küresel sıcaklığın 1.5 dereceyle sınırlandırılması, en kötü ihtimalle de 2 derecenin altında tutulması gerektiği konusunda hemfikir.

Peki, yarım derece bu kadar mı çok şeyi değiştiriyor?

Cevap: Evet. Hem de sanıldığından da çok!

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) sitesinde yer alan, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) ortaya koyduğu verilere göre;

- Ortalama yüzey sıcaklığındaki artış 1.5°C olduğunda yüzde 100 artması beklenen sel riski 2°C’lik bir ısınmayla yüzde 170’e ulaşacak.

- Şiddetli kuraklığa maruz kalan insan sayısı 1.5°C’lik bir artışta 350, 2°C’lik bir artışta 410 milyona çıkabilir.

- Aşırı sıcak hava dalgaları dünya nüfusunun yüzde 9’u yerine yüzde 28’ini etkileyebilir.

- Her 0.5°C’lik artışın tarımda ürün verimliliğini daha da düşüreceği biliniyor.

- Küresel ortalama sıcaklık artışının 2 dereceyi geçmesi halinde insan hayatını doğrudan etkileyecek yıkıcı sonuçlar ortaya çıkacak.

TÜRKİYE’NİN BEYANI YETERLİ Mİ?

Türkiye’nin BM Sekreteryası’na sunduğu Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanı’nda, 2012 yılında 430 milyon ton olan toplam sera gazı emisyonlarının, azaltım önlemleri ile 2030 yılında 929 milyon tonla sınırlanacağı belirtildi. Hiç önlem alınmadığı takdirde ise emisyonların 2030’da 1 milyar 175 tona çıkacağı kaydedildi.

Yani Türkiye artış üzerinden %21 oranında azaltım yapabileceğini beyan etti. 2030 sonrasına dair sera gazı emisyonunu azaltmaya yönelik bir hedef ise açıklanmadı.

Yine WWF’nin yaptığı bir hesaba göre; eğer tüm ülkeler Türkiye gibi hedefler sunsa ortalama yüzey sıcaklığındaki artış bırakın 2 dereceyle sınırlanmayı, 4 dereceyi bile geçebilir.

Bu nedenle Türkiye’nin beyanını güncelleyerek fosil yakıttan yenilenebilir enerjiye geçişin sağlaması önem taşıyor. Bunun yanında, doğa koruma alanları genişletilmeli, orman varlığının artırılması sağlanmalı, yanlış tarım politikaları düzeltilmeli ve aşırı tüketimin önüne geçecek yeni politikalar üretilmeli.

İklim anlaşmasına uygun adımların atılması Türkiye ekonomisi için de büyük bir fırsat yaratabilir. Türkiye enerjide %70 oranlarında dışa bağımlı bir ülke. Fosil yakıtın terk edilmesiyle orta ve uzun vadede bu dışa bağımlılık azaltılabilir. Yapılan araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.

Sera gazı meselesi

Küresel ısınma ve iklim değişikliği denilince akla ilk gelen terimlerden biri de sera gazı oluyor. Sera gazı, atmosferdeki kızılötesi radyasyonu absorbe ederek ısıyı tutabilen gaz halindeki bileşiklerdir. Bu bileşikler, su buharı, karbondioksit, metan, ozon, azot oksit, kloroflorokarbonlar olarak sıralanabilir.

“Sera gazları o zaman iyi bir şey” diye düşünebilirsiniz. Aslında bu düşünceniz yanlış değil!

Sera etkisi, gezegenimizi 15 santigrat derece ısıtarak dünyada yaşamın devamlılığını sağlayan önemli bir olaydır. Ama eskilerin de dediği gibi; her şeyin fazlası zarardır.

İnsanların enerji elde etmek için fosil yakıtları gereğinden çok fazla yakması maalesef bir zamanlar gezegenimizi dengede tutan doğal sera etkisinin de aşırı artmasına neden oldu. Ulaşımda, elektrik üretiminde, endüstride, endüstriyel tarımda, ev ve işyerlerinde kullanılan ısınmada maalesef hep fosil yakıt tüketiyoruz. Bu da sera gazı artışına ve küresel ısınmaya yol açıyor.

YORUM EKLE

banner101

banner100