EGEÇEP'ten ekolojik yıkım nöbeti

EGEÇEP, Çevre Haftası kapsamında bugün Gündoğdu Meydanında “Ekolojik yıkıma karşı direniyoruz” mottosuyla basın açıklaması düzenledi.

EGEÇEP'ten ekolojik yıkım nöbeti

Haber/ Didar Demirci

Ege Çevre ve Kültür Platformu, Çevre Haftası kapsamında başladıkları etkinliklerinin ilkini bugün Gündoğdu Meydanında pandemi kuralları çerçevesinde gerçekleştirdi. EGEÇEP Sözcüsü Berna Babaoğlu Ulutaş’ın okuduğu basın açıklamasında, “Doğadaki yıkıma karşı ekolojik nöbetteyiz. Küresel ısıma, madenlerin, doğanın talanı, akarsularımızın kirletilmesi, suların ticarileştirilmesine karşı nöbeti tutuyoruz. Yaşanabilir bir doğa için ekolojik/ çevre nöbetindeyiz. Bir virüsün bütün dünyayı nasıl evlere hapsettiğini yaşıyoruz, doğanın talanına son diyoruz” sloganları eşlik etti.

 

Kapitalist üretim dünyayı kirletiyor

Kapitalist üretim tarzının her geçen gün dünyayı kirlettiğini ve bu nedenle gelecek kuşaklara yaşanılası bir dünya mirası bırakılamayacağını dile getiren Babaoğlu, kısaca şu noktalara değindi:

Küresel ısınma ve buna bağlı yaşanan kasırga sayısındaki ve şiddetindeki artış; Tüm dünyada, büyük bölümü ormanlık olmak üzere milyonlarca hektar arazide, madencilik adı altında yürütülen talanlar; Tarım alanlarına kurulan kimya, metalürji, demir çelik, çimento başta olmak üzere ovalarımızı, kentlerimizi yaşanmaz kılan sanayiler; Maden ve sanayi tesislerinin, yer altı sularını ve tüm canlıların ortak varlığı olan yerüstü sularını sorumsuzca tüketmeleri; Enerji bahanesi ile en küçük akarsuların bile üzerine kurularak, yöre halklarının kullandığı sulara el koyan HES’ler, kuş göç yollarına ve meralara kurulan RES’ler, aşırı su tüketen, hava kirliliğine neden olan, küresel ısınmaya en büyük katkılardan birisini yapan TES’ler, oluşan/oluşabilecek kazalarla, milyonlarca insan ve diğer canlıların hayatına kasteden NES’ler, sözde yenilenebilir enerji diye işletilen, gerçekte havayı, toprağı ve suyu aşırı derecede kirleten JES’ler, tarım alanlarını kaplayan GES’ler, yaşamları alt üst etmekle kalmıyor, doğanın dengesini de bozuyor; Yüzlerce köy ve kasabayı, tarihi mirasları sulara gömen, insanları yaşadıkları topraklardan kopararak kendine bile yabancılaşmasına neden olan, doğanın hem fiziki dengesini hem biyolojik dengesini bozan büyük barajlar; Başta, yanlış tarım ilacı kullanımı, sanayi, maden ve kentsel atıklar yüzünden alabildiğine kirlenen, içerisinde canlıların yaşamasına bile olanak kalmayan akarsular ve akarsulardan alınan sularla gerçekleştirilen, bu nedenle de sağlıksız gıda üretimine neden olan tarım; Genetiği değiştirilmiş ve sadece bir kez kullanılan tohumlarla köylünün, çiftçinin sömürülmesi, daha çok verim alınması için toprağı sömüren ve bu nedenle her yıl daha fazla kullanılmak zorunda kalınan tarım ilaçları; Sözde artan nüfusu beslemek amacıyla yapılan endüstriyel hayvancılık ve endüstriyel tarım ile sağlanan gıdalar yüzünden bozulan sağlığımız; Ekolojik dengelerin alt üst olması ile giderek sıklaşan salgın hastalıklar; Tarımla geçinemeyen köylülerin kentlere göç etmesiyle alt üst olan yaşamlar; Kimliğini yitiren, birer beton yığınına dönen çarpık kentler; Pompalanan tüketim alışkanlıkları; Halkın çıkarlarını değil silah sanayii başta olmak üzere çıkar çevrelerini zengin etmek amacıyla, yerel halklar kışkırtılarak çıkartılan savaşlar; Karadaki doğa talanı yetmiyormuş gibi denizlerin ve hatta gezegenlerin talanı; Milyonlarca dönüm tarım alanını kesen otoyollar… Tüm bu nedenlerle, giderek yaşanılamayacak hale gelen doğamızı korumak için, bugün burada, pandemi koşulları nedeniyle sembolik olarak ekolojik/ çevre nöbetindeyiz.”

Salgının sebebi ekolojik yıkım

Babaoğlu, yaptığı açıklamanın devamında tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüsü pandemisinin asıl nedeninin ekolojik yıkım olduğunu dile getirerek, “Artık kimsenin gizleyemeyeceği kadar açık ki bütün dünyayı saran virüsün sebebi Ekolojik yıkımdır. Doğaya karşı yıkım-talan devam ederse daha büyük salgınlarla karşı karşıya kalacağız. Buradan dünyadaki bütün yöneticilere sesleniyoruz artık yeter sağlıklı yeni bir yaşam biçimi kurmak için doğanın talanına son verin. Bu nöbetle diyoruz ki:

Doğamızı korumaya kararlıyız, gücümüzün yettiğince, bu doğa talanlarına karşı başta hukuk olmak üzere tüm meşru direnme haklarımızı kullanarak mücadele edeceğiz. Tek amacımız, gelecek kuşaklara yaşanılası bir dünya bırakmaktır. Halkımızı, bu doğa talanlarına karşı yanımızda olmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner92