Akhisar’ın Kalpaklı Kemalisti

İzmir Tarihi’nde yılmaz bir yurtsever olarak parlayan Oktay Gökdemir’in ardından..

Akhisar’ın Kalpaklı Kemalisti

Hazırlayan/ YAŞAR AKSOY

Doğup büyüdüğü Akhisar’ın Milli Mücadele Tarihi’ni yazan tek tarihçi olarak parladı. Daima Atatürkçü düşünce için ödünsüz bir özveriyle sonuna kadar erkekçe mücadele etti. İzmir’de tarih adına akademik düzeyde ne yapılacaksa hepsini teker teker yaptı. Halk çocuğu olduğu için onu bir avuç yurtsever destekledi, cenazesini öğrencileri kaldırdı.

Akhisar, Yunan işgalinde Kurtuluş Savaşı kahramanlarının bir araya geldikleri bir odak noktasıdır. Yunanlıların İzmir'de yarattıkları vahşet halk arasında duyulmuş, buna yerli Rumların yarattıkları moral bozucu hava da eklenince Akhisar halkı Yunan işgaline karşı tüm hıncını içine akıtmıştır. Akhisar da Yunan bayraklarıyla donatılmıştı. Her yerde Yunan zafer takları vardı, ortalık Zito Venizelos sesleriyle çınlıyordu..

Yunan birliğinin komutanı 5 Haziran 1919 günü Akhisar'a girerek, kilise çanlarının durmadan çaldığı bir ortamda ilerleyerek, hükümet konağına çıkar ve Yunan bayrağı çekilir..

Böylece Akhisar’da milli direniş hücreleri kurulur ve dayanışma içine girerler. Akhisar Milli Cephesi, Kırkağaç, Arabacıbozköy, Yayaköy (Zeytinliova), Şatırlar, Gökbel, Sarıç, Paşaköy, Saruhanlı, Yeniçiftlik, Alibeyli, Çal Dağı ve Marmara Gölüne kadar uzanır. Bu cephe, düşmanı yerinde tutmuş ve büyük kayıplar verdirmiştir.

Kurtuluş geliyor

Akhisar, 22 Haziran 1920'den 6 Eylül 1922'ye kadar Yunan işgalinde kalmıştır. 6 Eylül 1922 günü Akhisar'lı gençler Kuzeydeki Sudeliği mevkiine giderek Bakırlı Saçlı Efe müfrezesini karşılarlar ve hep beraber Akhisar'ın istasyon caddesinden (Tahir Ün Caddesi) doludizgin şehre girerler.

Fahrettin Altay Paşa yönetimindeki 5. Süvari Kolordusunun 14. Süvari Tümeni, 5. Alayına bağlı Yüzbaşı İsmail Hakkı komutasındaki 3. Süvari Bölüğü Güneydeki Bintepeler yönünden gelerek şehre girmiş, Teğmen Selim Örsel Akhisar Hükümet binasına Türk bayrağı çekmiştir.

Bir yurtsever aydın

Oktay Gökdemir, doğduğu belde Akhisar’ın milli mücadele tarihini yazan tek insandı. Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi Enstitüsü’nde 1990 yılında hazırlanan ve Akhisar Belediyesi tarafından bastırılan bu kitap sayesinde Oktay hoca ile tanışmıştık.

1991 yılıydı.. Konak’tan otobüse binmiş, Buca’ya Dokuz Eylül Üniversitesi Ekonomi Bölümünde İnkilap Tarihi konusunda ders vermek üzere gidiyordum. Gazeteci olmama rağmen beni bu göreve Prof. Ergun Aybars atamıştı. Ayaktaydım, otobüs kalabalıktı. Kavruk yüzlü, esmer, halk tipli genç adam bir yerinden kalktı yerini bana vermek istedi, “Hocam” diye hitap ediyordu. Yerine oturmayı kabul etmedim, itişip kakıştık. Sonra kendini tanıttı: ”Ben Oktay Gökdemir, ben de tarih hocasıyım..”. Sonra yanı başındaki koltuk boşaldı, oturdum. Çantasından “Kurtuluş Savaşında Akhisar” kitabını çıkardı, imzaladı, takdim etti. Böylece ölümüne kadar sürecek aramızda bir inanç kardeşliği başladı.

Nice panellerde birlikte konuştuk, nice dergi ve gazetelerde yan yana Atatürkçü yönde yazılar yazdık. Hasan Tahsin’in ilk kurşununda, İzmir Yangını sebebiyle saldırıya gecen Emperyalizmin köpeklerine karşı birlikte savaştık, hep beraberdik.

Şurası önemlidir.. O yazdığı Kurtuluş savaşında Akhisar kitabından 40 adet fotokopi çıkartarak, bu kitaptan habersiz 1980 önce silahla savaşan karşıt Akhisarlı ülkücü ve devrimci guruplara, 2010 yılından sonra bu fotokopileri dağıtarak teker teker okuttum, hepsini barıştırdım, kucaklaştılar benim evimin bahçesinde. Şimdi yaşları 60’a gelmiş bu insanlar dostturlar.. Milli Mücadele, bu gariban çocukları bir araya getirmiştir. Bunu unutamam.. Gökdemir bu bakımdan önemliydi..

Gökdemir’den manifesto

Ancak bir gün geldi, Gökdemir üniversiteden atıldı, çok sevdiği öğrencilerinden koparıldı.. Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oktay Gökdemir, üniversite tarafından sözleşmesinin yenilenmemesi üzerine Buca Edebiyat Fakültesi'nin önünde, 10 Aralık 2019 günü bir basın açıklaması yaptı. Ahmet Piriştina İzmir Kent Arşivi ve Müzesi’nde (APİKAM) görev yaptığı dönemde kentin kültür çalışmalarına çok önemli katkılar koyan, 30 yıllık akademisyenliği boyunca Cumhuriyet tarihi konusunda en üretken tarihçilerinden biri olan Doç. Dr. Oktay Gökdemir, açıklamasında üniversite yönetimini sert sözlerle eleştirdi. (Gazetelerden)

Üniversite kapısı önünde bir sandalye üzerine çıkarak açıklama yapan Oktay’ın bu eylemine, gazeteci Murat Atilla ile birlikte katılmıştık. Sonra onu mütevazi bir öğle yemeğine götürmüştük..

Gökdemir'in basın açıklamasına çok sayıda öğrenci, sivil toplum örgütü temsilcisi, sendikalar ve kalabalık bir yurttaş topluluğu katılmıştı. Üniversite yönetiminin sosyal medya paylaşımlarını bahane ederek görevini uzatmadığını belirten Gökdemir şunları vurguladı:

“Beni itibarsızlaştırmak için yapmadıkları kalmadı. Buradan ilan ediyorum, bu örgütlü kötülük sona erecek, haklı davamı kazanıp görevime, öğrencilerime geri döneceğim, 30 yılı aşkın üniversite öğretim üyesiyim. Bu süre zarfında binlerce öğrenci yetiştirdim. Köy enstitüsü mezunu öğretmen bir babanın çocuğu olarak eğitim süreçlerinde cumhuriyetçi, laik, bilimsel ve çağdaş eğitimin peşinde koştum, bunun için mücadele verdim. İktidarlar soruşturmalar açtı, yılmadım mücadeleye devam ettim. Bu süreçte ben, solcu, sosyalist, komünist, PKK’lı, Alevi aklınıza gelecek her şey oldum. Sözün özü görevime, kürsüme döneceğim. Öğrencilerime kavuşacağım. Hiçbir güç bunu engelleyemeyecek. Bu örgütlü kötülük sona erecek.” Dedi.

Ölüme giden yol

Bu manifesto gibi açıklamanın ardından hukuki süreç başladı. Şu an taraflardan biri ölmesine rağmen, hukuki süreç devam etmektedir, bu yüzden bir şey söylemek gereksizdir. Ardından Oktay Gökdemir’in büyük bir fedakarlıkla katıldığı ve hizmet verdiği Cumhuriyet Halk Partisi de kendisini partiden ihraç etti, bu konuda bir şey söylemeye zaten tenezzül etmem.

Böylece kahraman bir yurtsever akademisyen, üniversitesiz ve partisiz sokağa atıldı maddi ve manevi uçurumlara terk edildi, zaten felçli idi..

Sonunda ecel kapıyı çaldı..

Tarih 15.2.20121.. Birgün gazetesi haberi: “.. Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek sözleşmesi yenilenmeyen Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Dr. Öğr.Üyesi Oktay Gökdemir göreve iade talebiyle açtığı davası sürerken kalp krizi sebebiyle hayatını kaybetti. Gökdemir’in cenazesi Buca Cemevi’nden kaldırıldı”.

Yaşar Aksoy'un notu: Hayatının son döneminde Oktay Gökdemir'i işe alan ve kariyerine uygun bir görev veren Buca Belediye Başkanı Erhan Kılınç'a canı gönülden teşekkür ederiz.

Ardından yapılan açıklamalar

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu:

Uzun yıllar Dokuz Eylül Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyeliği yapan, cumhuriyet tarihi konusunda en nitelikli çalışmaları bizlere kazandıran, Atatürkçü, çağdaş ve aydın fikirleriyle kaleme aldığı yazılarla 9 Eylül Gazetesi’ne katkı sağlayan, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’nin kuruluşu sürecinde büyük emek veren Dr. Oktay Gökdemir’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Dr. Oktay Gökdemir, cumhuriyete olan bağlılığı ve inancıyla, yetiştirdiği öğrencileri ve tarih bilimine kazandırdığı çalışmalarıyla, mücadeleci onurlu duruşuyla sonsuza kadar yaşayacaktır. Yakınları ve sevenlerine başsağlığı dileriz”

Tarih Akademisyeni Türkan Başyiğit:

“Tarifsiz bir hüzün içindeyim. Benzer mücadeleler vermiştik. Medreseleşen üniversitede Oktay hoca davayı kazansa da ders vermezlerdi. Emekli ol hocam demiştim. Çünkü akademisyenlik emekliliği olan bir meslek değildir. Kampüs değil ki var olduğumuz yer. Kirli bir mücadeleydi. Kalbi dayanamadı.

İyi bir akademisyendi. Zamanın yeni üniversite düzeninde uyduruk makaleler yazıp, turistik seyahat için yapılan kongrelere gidip, puanlar toplayıp, maaşını arttırmak için kullanmadı. Facebook sayfasında yazdığı içerikler üniversitelerdeki pek çok profesörün kitaplarındaki bilgilerden çok daha içeriği doluydu. O Cumhuriyetin idealist ruhunu taşıyan bir hocaydı. Öğrencilerine ve toplumu aydınlatmaya adadı ömrünü.. Mücadelesinde haklıydı ama yalnızdı. Onun fark etmediği eski Türkiye ve o zamanın vefalı idealist insanları yoktu. Üniversitedeki mücadelesinde yalnızlaştırıldı. Bu kadar mücadele yaparken bu kez kalbi dayanamadı durdu. Mekanın cennet olsun”.

Tarih Akademisyeni Günver Güneş:

“..Oktay Gökdemir hoca'yı önce beyin kanaması sonra da kalp krizi ile ölüme götüren taşlar, üniversite de karanlık çetevari oluşmuş menfaat ve çıkar odakları tarafından örülmüştür. Yalan, iftira, jurnalle beslenen, mobbing ile desteklenen bu gruplar bugün Türkiye üniversiteleri için en büyük tehlike ve tehdit unsurudur. Oktay hocaya yaşatılanlar iktidara yakın herhangi birinin başına gelse Türkiye ayağa kaldırılırdı. Televizyonlar özel program yaparlardı. Bir Cumhuriyet aydını verimli bir akademisyen göz önünde ölüme sürüklendi. Türkiye bu ayıbı, bu utancı sorumluları cezalandırarak temizlemelidir.

Bunca adaletsizlik, haksızlık karşısında dimdik ayakta durmak umut olmak, mücadeleye sımsıkı sarılmak senin kişiliğinde karakterinde şekil buldu. Akademinin ezberinde karanlığında entellektüel duruşunla bir abide oldun Her gün İzmir'in mahallelerini, mekanlarını ustaca yazarken biz okurken kendimizden geçerdik.. Evlatların bize emanettir. Mekanın cennet olsun.”

Tarih akademisyeni Bahar Aslan:

“.. son bir senedir çok yoruldun... ama dimdik ayakta durdun... son güne kadar o saf ironinle gülmeye tebbesüm etmeye devam ettin... miden kötüydü, yemek yiyemiyordun son altı aydır... çünkü hazmedemedin olanları... "dirseklerimi çürüterek tırnaklarımla kazıya kazıya geldiğim yerden beni bu adamlar etti" diyordun hep... dilinde hep mahkeme kararı vardı, açıklanmasını bekliyordun... gözümün önünde eridin gittin... şimdi alsınlar o fakülteyi karınlarına koysunlar.... kendindin, olmaya geldiğin insan olmuştun, sahiciydin, gerçektin, oktay gökdemirdin...

bir an bile kendin olmaktan vazgeçmedin... benim için en iyi akademisyen sendinnn ve biliyorsun ki bu hep öyle olacak.... saklanması, korunması gereken parlak bir zekaydın... bunu hazmedemediler.... dünyaya bin kere gelseler yine senin gibi olamazlar... belki yazacaklarının birçoğunu yazdın, söyleyeceklerinin bir çoğunu söyledin ama bu gidiş çok kopuk, çok hazin, çok çocuk, çok sen... ben şimdi kime dert yanacağım, kimin kafasını ütüleyeceğim, kiminle oturup sohbetinden feyz alacağımmmm... keşke bu şehre hiç gelmeseydim, seni zor zamanlarında yalnız bırakmasaydım, bilmiyordum, bilmiyordum...”

Sanatçı ve yazar Haluk Işık:

“Buca Cemevi avlusundan, bu kentin Cumhuriyet, Basmane, Gündoğdu, Vasıf Çınar meydanlarına, kimseler bilmez adreslerine gitmiştir. Bilirim ki, sayısız işle donattığımız, söylediğimiz hayatta bir yer bulsun diye, kaç geceyi sabaha eklediğimiz o yerlere her gittiğimde, biz yeniden buluşacağız. Sonra dönüp, mesela APİKAM Bahçesinde ya da duvarının ardındaki kahve masalarında, bu bizi kesmez, sırada şimdi ne var diyeceğiz. Buca Cemevi dönüşünde oralara gittim, dolaştım. Haklıydım. Yoldaşımın samimiyetle yarattığı ve şimdi emanet bıraktığı bir yoldaşlık hakkı... Oktay Hocam, nerede kalmıştık?..

Oktay kardeşimin son arzusu..

Oktay Gökdemir, ölmeden üç gün önce 11 Şubat 2021 akşamı beni aradı.. Çok heyecanlıydı:

“Yaşar babam.. Aldığım habere göre “senin ilk ismini taşıyan” ve İzmir tarihinde ahkam kesen biri, 1922 İzmir Yangını konusunda hemen bu yıldan başlamak üzere etkinlik yapmak için profesyonel amaçla İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne başvurmuş. Bu başvuruda hayatı boyunca İzmir Yangını konusunda vatani görevleri yapan benim ve senin isimlerin yok. Bizi yok etmek istiyorlar. Ne olur, Başkan Tunç Soyer ile temasa geç ve bu durumu izah et..”

Telefondaki Oktay’a şunları söyledim:

“Kardeşim bizi daima es geçerler. Çünkü önümüzdeki 2022 yılı, İzmir’in Kurtuluşunun 100 yılıdır. Bu yılda Emperyalizm, hem İzmir’i Atatürk önerliğinde geri alan kemalistlere, hem de İzmir’in Yangını konusunda büyük bir taarruz başlatacak. Bu saldırıya bilimsel açıdan direnecek kişileri daha şimdiden alt etmek istiyorlar. İlk kurşunun atıldığı 15 Mayıs’ın 100. Yıldönümünde de yine böyle bir erken saldırı olmuştu. İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin önderliğinde bunu alt etmiştik. Hatırlarsın bunları. Yine bunlara göğüs gereceğiz. Ancak ben, Tunç Soyer’i rahatsız etmek istemem. Onu, sen ara..”

Yanıt şöyle geldi:

“Tamam babam, ben ararım..”

Not: Bu konuşma telefon kayıtlarında var. Bir hukuki süreçte taraflara arz etmeye hazırım. 2022 yaklaşıyor. Nice provokasyon yapılacak. Ama biz hazırız. Yanı başımızda Oktay’ın olduğunu bilerek..

 

Oktay Gökdemir’in Pırıl Pırıl Akademik Özgeçmişi..

1963 yılında Akhisar’da doğdu. 1985 yılında Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü”nden mezun oldu. 6 ay süreyle Yozgat ili Çayıralan Lisesi’nde tarih öğretmenliği yaptı. DEÜ Atatürk İlkeleri İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nde Yüksek Lisans ve Doktora yaptı. 1987-95 yılları arasında DEÜ. Buca Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

1996 yılında Mersin Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü kurucusu oldu. Aynı üniversitenin 1998 ve 2001 yılları arasında Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölüm Başkanlığını yaptı. 1997 yılında Mersin’de düzenlenen “Tarih ve Milliyetçilik” konulu I. Ulusal Tarih Kongresi’nin Yürütme Kurulu Başkanlığı’nı üstlendi.

1999 yılında Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Türk Araştırmaları Merkezi’nde konuk öğretim üyesi olarak bulundu. Aynı yıl, Paris’te bulunan Arşiv Nasyonal ve Aix – en Provence’de bulunan Archive D’autre Mer. ve Marsilya’daki Archive Chambre Of Commerce’de arşiv çalışmalarında bulundu.

2000 yılında DEÜ. Fen – Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü kurucuları arasında yer aldı. 2004 yılında DEÜ. Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü olan Oktay Gökdemir, aynı üniversitenin değişik fakültelerinde Cumhuriyet Tarihi üzerine dersler verdi.

2006 yılından sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı Danışmanlığı görevlerini üstlendi.

2007 yılı içinde Yunanistan’ın Atina kentinde bulunan Centre d’Etudes d’Asie Mineure (Küçük Asya Araştırmaları Merkezi)’de İzmir’le ilgili araştırmalar yaptı. TÜBİTAK Sosyal Bilimler Projeleri Koordinasyon Kurulu üyeliği görevini de üstlendi.

2004-2006 yılları arasında Buca Atatürkçü Düşünce Derneği başkanlığı görevini yürüttü. 2008 yılında İzmir Rotary Kulüplerince hizmet başarı ödülüne layık görüldü. Aynı yıl İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlemiş olduğu Cumhuriyet Sempozyumu’nun yürütme kurulu başkanlığını ve Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği’nin düzenlemiş olduğu Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi adlı sempozyumun yürütme kurul üyeliğini üstlendi. Gökdemir, aynı zamanda İzmir Kent Kitaplığı Yayın Kurulu Başkanlığını da yürüttü..

Kendi alanında çok sayıda makalesi, kitabı bulunan Oktay Gökdemir, DEÜ. Fen- Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görevine iş akdinin feshedilmesi tarihine kadar devam etti.. 2019 yılında İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin Hasan Tahsin Onur Ödülü’ne layık görüldü.

Yazdığı kitaplar: Cumhuriyet’e Giden Yol, Almanya Atatürkçü Düşünce Derneği Yay., Önel – Werlag, Köln, 1998, 2- Tarişbank Tarihi, Hüsnü Erkan ve Diğerleriyle, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı Yay., İzmir 1993, 3- Kurtuluş Savaşı’nda Akhisar, Akhisar Belediyesi Kültür Yay., İzmir 1990, 4- Tariş Tarihi, Zeki Arıkan ve Diğerleriyle, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı Yay., İzmir 1993., 4- Gelenekten Geleceğe 65 Yıllık Birikim: ESHOT Tarihi, ESHOT Genel Müdürlüğü Yayını, 2009. 

Uluslararası Hakemli Dergi Makaleleri: “Der Radikale İslamismus İm Kontexst Der Globalisierung Und Der Glokalisierung Diskussion”, Globalisierung Migratıon Und Multikultiralitat, Frankfurt, 1999, s. 61-68. 

Bilimsel Bildirileri: Birçok., Yayınlanan Bilimsel Makaleleri: 38 adet, Katıldığı Paneller: Yıllar içinde sayılamayacak kadar çok. Konferansları: Sayılamayacak kadar çok,  Gazete Makaleleri: Sayılamayacak kadar çok, Söyleşileri: Çeşitli basın organlarında, radyo ve televizyonlarda birçok.

Hazırladığı Sergiler: 1. İzmir Kent ve Sağlık Sergisi - Metin Yazarlığı - İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2. Cumhuriyet'in İzmirlileri Sergisi - Metin Yazarlığı - İzmir Büyükşehir Belediyesi, 3. Bir Devrim Çiçeğidir Cumhuriyet Sergisi - Metin Yazarlığı - İzmir Büyükşehir Belediyesi, 4. Dünden Bugüne İnsan Hakları Sergisi - Metin Yazarlığı - İzmir Büyükşehir Belediyesi

 Lisans Düzeyinde verdiği dersler:  Tarih Bilimine Giriş, Tarih Yazıcılığının Sorunları, Siyasal Düşünceler Tarihi, Tarih ve Ötekiler, Tarih ve Post-Modernizm, Siyaset Bilimine Giriş, İnsan Hakları Eğitimi, Türk Kültür Tarihi, Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi. 

Yüksek Lisans Düzeyinde verdiği dersler: Türkiye’nin Sosyal ve Ekonomik Tarihi, Cumhuriyet Tarihi Yazıcılığının Sorunları, Cumhuriyet Tarihinin Kaynakları, Küreselleşmenin Yarattığı Sorunlar ve Türkiye. 

Doktora Düzeyinde verdiği dersler:  Milliyetçilik ve Milliyetçilik Kuramları. 

Üniversite dışındaki görevleri: 2547 sayılı kanuna göre, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yerel Tarih ve Kültürel Çalışmalar Danışmanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi Müdürlüğü (2006’dan itibaren).

DEVRİM

(Oktay Gökdemir’e..)

Daha çok işimiz vardı, devrimin yiğit çocuğu

Eski sokaklar, kaldırımlar, bu kadim şehir özler seni artık

Verdin iliğini, kemiğini bu yoksul halka, bu acımasız hayata

Rahat ol, koltuklar, şan ve şerefler onların olsun

İsmin yazıldı artık devrimin kalpaklı künyesine

Mirasın, o emekçi yüzünde saklı güneşin artık..

Yaşar Aksoy

Güncelleme Tarihi: 19 Şubat 2021, 13:12
YORUM EKLE

banner97

banner96