Akademisyenlere destek

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, ihraç edilen akademisyenlere destek verdi; “Barış talep ettiği için yargılamak istenen tüm akademisyenlerin yanındayız, hukuksuzluğu teşhir edeceğiz” denildi.

Akademisyenlere destek

Haber/ Gökçe ADAR

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, ihraç edilen akademisyenlere destek verdi; “Barış talep ettiği için yargılamak istenen tüm akademisyenlerin yanındayız, hukuksuzluğu teşhir edeceğiz” denildi

“Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirgesine imza attıkları için ihraç edilen akademisyenlerin davaları devam ederken, İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, akademisyen Dilek Karabulut'un duruşmasından önce bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Eğitim Sen İzmir Şube Başkanı Necip Vardal, “Bugün hukuksuzluğa aleni olan, tamamıyla siyasi hesaplaşmanın ürünü olan bir davayı takip etmek, teşhir etmek ve üyelerimizin barış talebi eden akademisyenlerin yalnız olamadıklarını göstermek için buradayız. Türkiye siyasi tarihinde utanç tablosu olarak yer alacak bu davalar öylesine hukuksuz ki, savcılar dahi akademisyenlerin hangi suçlama ile ve nerede yargılanacağı konusunda hemfikir değil. Çünkü, siyasi iktidarın direktifleriyle açılmış, düşünce ve ifade özgürlüğünün kullanımından suç üretmeyi amaçlayan davalarla karşı karşıyayız” dedi. Açıklamaya, İzmir Baro Başkanı Av. Özkan Yücel, İzmir HDP Milletvekili Murat Çepni ile İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenlerinin temsilcileri de katıldı.

Yanlarında olacağız

Bir çok akademisyenin haksız yere ihraç edildiğini belirten Vardal, “Dokuz Eylül Üniversitesi'ndeki imzacı akademisyenlerin hakkında disiplin soruşturması açıldıktan 23 ay sonra, açığa alınmalarından ise 6 ay sonra ifadeleri istenmiştir. Bu süreç, yaklaşık iki yılda üç farklı rektöre, dört farklı komisyona ve 12 farklı soruşturmacıya sahne olmuştur. Emir ve talimatlarla işletilen bu hukuksuzluğun sonunda, önce üyelerimizin görevlendirmeleri keyfi biçimde yapılmamış, ardından da ihraçlar ve açılan söz konusu davalar karşımıza çıkmıştır” dedi. Vardal, şöyle devam etti: “Barış talebi, insanlığın ağır bedeller ödeyerek değerini anladığı bir taleptir. Bugün, bu talebi yargılamak isteyenler, kendi konforları ve küçük çıkarları pahasına yaşamlarımızı küle çevirecek br yangını körüklemektedir. Halbuki ihtiyacımız olan, silahların sustuğu, ölümün değil yaşamın değerli kılındığı, eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik ve adil bir yaşamdır. Böylesi hayati bir ihtiyaca sırtını dönenlerin, hukuk devletini, temel hak ve özgürlüklerini katledenlerin yarınlarımızı daha fazla karanlığa çevireceği unutulmamalıdır.”

Yine olsa imzalardım

Eğitim Sen Myk üyesi Özgür Bozdoğan, mücadeleyi birlikte sürdüreceklerini söyleyerek, “Biz bu davaların tarihe geçecek olan davalar olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu davaların neden açıldığını da, akademinin neden hedef alındığını da biliyoruz. Bir ülkede akademi susarsa herkes susar. Ancak bilinmelidir; hedef alınan akademisyenlerin fikri yalnız onlara ait değildir ve yalnız değildir” dedi. Barış talebini savunmaya devam edeceklerini dile getiren KESK Eş Başkanı Aysun Gezen de “Evrensel değerleri yok etmeye çalışıyorlar çünkü sorgulayan, düşünen nesil istemiyorlar. Biz, bu anlayışa karşı pes etmeyeceğiz. Bizlar barış talebini sonuna kadar savunacağız” ifadelerini kullandı.

Ege Üniversitesi'nden ihraç edilen akademisyenlerden Prof. Dr. Melek Göregenli ise bildirimin altına bugün olsa yine imza atacağını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “10 Ocak 2016'da birbirinden hiç haberi olmayan, 2 bin 200 akademisyen Türkiye'nin her yerinde farklı şehirlerinde çalışan akademisyenler, şiddete karşı uzlaşmayı, barışı, ölüme karşı yaşamayı savunan bir metnin altına imza attık. Yurt dışı çıkış yasağı koyuldu, sağlık güvencemizi kullanamadık yani pek çok mağduriyet yaşadık. Biz söylemediğimiz şeyler hakkında yargılanıyoruz. İzmir'de, 7 Ocak 2017'de barış imzacıları ihraç edildi ve daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi'nde ki arkadaşlarımız açığa alındı; 8 Temmuz 2018 yılında onlar da ihraç edildi. Bu yaşadığımız süreç, mağduriyetler, bizim haksız olduğumuzu göstermiyor. Barışa ne kadar çok ihtiyacımızın olduğunu görüyoruz. Barış isteğimizi daha ısrarcı bir şekilde yineleceğiz.”

Yargıtay'a gönderildi

“Bu Suça Ortak Olmayacağız” metnine imza attıkları için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatı ile haklarında dava açan akademisyenlerin duruşmaları görülmeye devam ediliyor. İstanbul'daki mahkemelerin yetkisizlik kararı verdiği akademisyen Dilek Karabulut'un ilk duruşması görüldü. “Terör propagandası” yapma iddiasıyla yargılanan Karabulut'un avukatı Ercan Demir, yetki ile ilgili problemin olduğunu belirtti ve daha önce dosyası İzmir'e yollanan akademisyenler hakkında mahkemelerin karşı yetkisizlik kararı verdiğini ve dosyaların Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nde beklediğini belirtti. Avukat Demir, mahkemenin de benzer şekilde karar vermesini ya da yargılama için Yargıtay'dan çıkacak kararın beklenilmesini talep etti. Mahkeme, avukatın talebini kabul etti ve karşı yetkisizlik kararı vererek dosyayı Yargıtay'a yolladı. Metne İzmir'de imza atmış akademisyenlerin dosyalarının tek bir dosyada toplanarak tek bir mahkemede görülmesi isteniyor.

Ne olmuştu?

11 Ocak 2016 tarihinde, Güneydoğu Anadolu illerinde sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar sırasında yaşanan insan hakları ihlallerine karşı Barış İçin Akademisyenler Girişimi, 'Bu suça ortak olmayacağız' başlıklı bildiri yayınlamıştı. Bildiriye, İzmir'de bulunan Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Ensititüsü, İzmir Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi'ndeki bir çok çalışan ve akademisyen imzalamıştı. İmzacı akademisyenler, OHAL KHK ile üniversitedeki görevlerinden ihraç edilmişti.

YORUM EKLE

banner97

banner96