Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yıllardır kamuoyunun yakından izlediği soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in savcılıkta verdiği ifadenin ayrıntıları ortaya çıktı. Dosyaya giren ifadede Sonel, hem oğlu Mustafa Türkay Sonel’e yöneltilen suçlamaları reddetti hem de Gülistan Doku’nun öldürüldüğü yönündeki iddiaları kabul etmedi.
Soruşturmada en çok tartışılan başlıklardan biri olan SIM kart meselesine ilişkin de konuşan Sonel, kartın gönderilmesi talimatını kendisinin verdiğini söyledi. Ancak bunu, kayıp genç kadının bulunmasına yardımcı olmak amacıyla yaptığını savundu.
Oğlu hakkındaki iddiaları reddetti
Savcılık ifadesinde Tuncay Sonel’e, oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Gülistan Doku arasındaki iddialar da soruldu. Eski vali, oğlunun Gülistan’ı tanımadığını öne sürerek, aralarında herhangi bir bağ bulunmadığını savundu. Gülistan Doku’nun hamile kaldığına dair iddialar ile öldürüldüğü yönündeki suçlamalar için de “iftira” değerlendirmesinde bulundu.
Oğluyla ilgili savunmasında “aile terbiyesi” vurgusu yapan Sonel, böyle bir olayın içinde olmasının mümkün olmadığını söyledi. İfadesinde, oğlunun karıncayı dahi incitmeyecek bir yapıda olduğunu ileri sürdü.
SIM kart detayı soruşturmanın merkezinde
Dosyaya yansıyan ifadenin en çarpıcı bölümü, Gülistan Doku’ya ait SIM kartın resmi süreç dışında başka bir isme gönderilmesiyle ilgili oldu. Sonel, bu kartın gönderilmesi talimatını verdiğini doğruladı. Ancak amacı olarak, konum tespiti yapılmasını ve kayıp genç kadının son sinyal bilgilerinin incelenmesini gösterdi.
İfadesine göre, Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku kendisine ulaştı ve elindeki kartla ilgili yardım istedi. Bunun üzerine koruma ekibine gerekli işlemin yapılması yönünde talimat verdiğini belirten Sonel, sürecin tamamen kayıp kişiyi bulmaya yönelik olduğunu savundu.
Bu açıklama, dosyada uzun süredir tartışılan delil zinciri ve resmi prosedür tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Çünkü soruşturmanın en kritik unsurlarından biri olan kartın, neden resmi adli kanallar yerine farklı bir yöntemle gönderildiği sorusu önemini koruyor.
Telefon kayıtları da soruldu
Savcılık, Tuncay Sonel’e Gökhan Ertok ile yaptığı telefon görüşmelerini de sordu. İfade tutanaklarına göre Sonel, ilk etapta bu konuşmaları hatırlamadığını söyledi. Ancak farklı tarihlerde birden fazla görüşmenin tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine, eğer görüşme yaptıysa bunun yalnızca kayıp dosyasına ilişkin olabileceğini savundu.
Sonel, yaptığı açıklamada bu görüşmelerin içeriğini net olarak hatırlamadığını belirtirken, amacının yalnızca Gülistan Doku’nun en son nerede görüldüğünü ya da telefonunun hangi bölgede sinyal verdiğini öğrenmek olduğunu ileri sürdü. Sosyal medya yazışmaları ya da başka dijital içeriklerle ilgili bir konuşmayı ise hatırlamadığını söyledi.
Delil karartma iddiasını kabul etmedi
Soruşturmanın en ağır başlıklarından biri olan delil karartma iddiası da savcılık ifadesinde gündeme geldi. Dosyada yer alan iddialara göre, Gülistan Doku’ya ait bazı dijital verilerin temizlenmiş olabileceği öne sürülüyor. Bu kapsamda Tuncay Sonel’e, Gökhan Ertok’un kendisiyle ilgili beyanları da soruldu.
Eski vali ise bu suçlamayı açık biçimde reddetti. SIM kart üzerinden herhangi bir veri temizleme, mesaj silme ya da delil karartma talimatı vermediğini savundu. Kendi ifadesine göre yapılan tüm işlemler, kayıp dosyasının aydınlatılması amacıyla yürütüldü.
Para transferlerine “harçlık” savunması
Dosyada dikkat çeken bir diğer başlık da Gökhan Ertok’a gönderildiği belirtilen para transferleri oldu. Soruşturmaya giren kayıtlarda, belirli dönemlerde para gönderimleri yapıldığı öne sürüldü. Tuncay Sonel ise bu ödemeleri “harçlık” olarak nitelendirdi.
İfadesinde, zaman zaman ihtiyaç duyan kişilere yardım ettiğini, bu ödemelerin kendi açısından olağan olduğunu söyledi. Teknik bir iş için ihtiyaç doğmuş olabileceğini ve bu nedenle para göndermiş olabileceğini savundu. Ancak dosyadaki para miktarının yüksekliği, soruşturmanın tartışmalı başlıklarından biri olmaya devam ediyor.
Bu bölüm, soruşturmanın yalnızca kayıp dosyasıyla sınırlı kalmadığını; resmi görevliler, ilişkiler ağı ve adli süreç açısından da daha derin bir çerçevede değerlendirildiğini ortaya koyuyor.
Kamera değişimi ve arama süreci de gündemde
Savcılık ifadesinde Tuncay Sonel’e, Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından gündeme gelen kamera değişimi iddiaları da soruldu. Sonel, bu konuda bilgisinin olmadığını ve böyle bir talimat vermediğini söyledi. Konunun muhatabının emniyet birimleri olduğunu ifade etti.
Ayrıca Gülistan Doku’nun barajda olmadığı yönündeki değerlendirmelere karşı tepki gösterdiği ve karada arama yapılmasını savunan ekiplere olumsuz yaklaştığı yönündeki iddiaları da kabul etmedi. Bu konuda da herhangi bir müdahalesi olmadığını öne sürdü. Soruşturmanın ilk günlerinden itibaren tartışma yaratan arama yöntemleri, resmi açıklamalar ve sahadaki yönlendirmeler, dosyanın bugün hâlâ netleşmeyen yanları arasında yer alıyor.





