Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezi

Sonunda dünyanın gündeminden düşmeyen, merakla beklediğimiz ziyaret gerçekleşiyor. Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezi.

Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezi

Yazı Dizisi / Misket DİKMEN

Sonunda dünyanın gündeminden düşmeyen, merakla beklediğimiz ziyaret gerçekleşiyor. Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezi.

Bir üniversite yerleşkesi görünümünde, çok geniş bir alana yayılmış. Dışardan yüksek olmayan duvarla çevrilmiş. Binaların orta kısmında futbol, basketbol, voleybol sahaları... Kadınlı erkekli büyük bir kalabalık spor yapıyor. Kimi sahada kimi seyirci. Alkışlayanlar, tezahürat yapanlar... bir kıyamettir kopuyor. Bulunduğumuz yere daha yakın bir yerde ping pong masaları. Hepsi dolu. Etraflarında heyecanla karşılaşmayı izleyenler, birbirlerine takılanlar. Sevinenler, üzülenler...

Otobüsten indiğimizde gittiğimiz her yerde olduğu gibi yine rengarenk giysileriyle bir müzik ve dans topluluğu karşılıyor bizi. Gelenek hiç değişmiyor. Değişmiyor da tüm dünyanın dilinden düşmeyen merkezlerden birinde olduğumuza inanmakta zorlanıyoruz açıkçası.

Hoş geldiniz faslından sonra içeri buyur ediliyoruz.

Okulun küçük ama şık ve donanımlı bir konser salonu var.

Sahnedeki perdede ‘ yarın daha güzel olacak ‘ yazıyor. Gençler şarkı ve dansları çok sevdiklerini, duygularını bizimle paylaşmak istediklerini söylüyorlar. Sonra da birer profesyonel gibi müzikli danslı gösterilerini sunuyorlar. Onları izlerken bundan sonrasını, neler görüp neler duyacağımızı çok merak ediyorum.

Yaklaşık yarım saatlik bir gösteriden sonra sınıflara geçiyoruz. Ama önce yöneticiler ve öğretmenlerle konuşuyoruz.

Bu eğitim merkezine yakın zaman önce sadece Çin'de akredite olan gazetecilerden beşi girip haber yapmış. Biz yurt dışından giren ilk bağımsız gazeteciler grubuyuz. Yetkililer buranın bir asimilasyon merkezi değil teröre karşı geliştirilen çözüm yollarından biri olduğunu ve eğitimin bu süreçteki yerini çok önemsedikleri için bu okulların da bu amaca hizmet amacıyla kurulduğunu söylediler.

Bölgesel kalkınma ve terörün önünün kesilmesi amacıyla sürdürülen mücadelede çok yol alındığını ifade ettiler. Her yöntem birlikte sürdürülüyor. Bölgesel kalkınma, halkın yaşam koşulları ve kalitesinin arttırılması, yüksek eğitim kalitesi, ekonominin gelişmesi, ülkenin diğer bölgeleriyle olan ekonomik uçurumun ortadan kalkması, yeni istihdam olanaklarının yaratılması, sosyal, kültürel, sağlık konularında hizmet kalitesinin yükselmesini sağlayacak politikalar uygulandığını da belirtiyorlar. Ve istediğimiz sınıfa girip istediğimiz öğrenci ile konuşabileceğimizi ve her şeyi sorabileceğimizi özellikle vurguluyorlar.

Hepimizin aklında benzer sorular

Burada bulunan kişilerin yaş aralığı nedir?

Dış dünyayla bağlantıları nasıl sağlanıyor?

Ne kadar süreyle kalıyorlar? Bu süre nasıl belirleniyor?

Buradan ayrıldıktan sonra bağlantıları tamamen kesiliyor mu? İş bulmaları konusunda yardımcı olunuyor mu?

Bu merkezler dış basında kamplar şeklinde adlandırılıyor. Toplama kamplarıyla kıyaslanıyor? Bu konuda ne diyorlar? Kaç kişi eğitim alıyor?

Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezi Okul Müdürü Mecit Mahmut sorularımıza tek tek yanıt veriyor. Altı dilde çeviri devam ediyor. 12 gazeteci söylenenleri dikkatle not alıyor.

“Çin terörle mücadele çalışmasını ilerletince tecrübelerimizi uluslararası işbirliği ile sürdürebileceğimiz bir araştırma çalışmasına başladık. Yöntemler geliştirmeye çalışıyoruz . Radikal dincilerden ve terörden zarar gören ya da hafif suçlar işleyen kişileri eğitime alıyoruz. Dersler aşırıcılığı giderme, arındırma amaçlı. Çin Halk Cumhuriyeti yasaları, mesleki dersler, dil dersleri, sanat, müzik, spor dersleri ve kültürel çalışmalardan oluşuyor. Burada hem Mandarin Çincesi'ni öğreniyorlar hem de okuma yazmayı.

Bu merkezler gerek toplumda gerek eğitim görenler ve aileleri tarafından olumlu karşılanıyor. Bu okulların, halkları terör düşünce ve eylemlerinden kurtardığına inanıyoruz.. Eğitim merkezimizde toplam 2000 oğrenci var.

Terör örgütünün ağırlığının olduğu kesimlerde toplumsal baskıyla dans, müzik yasaklanıyor. Buradaki gençler radikal islamcılardan zamanında etkilenmiş, az çok eylemlere katılmış hafif suçlular. İki seçenekleri var; ya yargılama koşullarını kabul edip ceza almak ya da bu okullarda egitim görerek yargılanmaktan ve hapse girmekten kurtulmak. Buraya gönüllü geliyorlar. Belirli zamanlarda aileleriyle görüşüyorlar. Aileler de istedikleri zaman gelip onları görebiliyor. Bu okullar toplama kampı değil mesleki eğitim merkezleri.

Açılma amacı radikal düşüncelerden etkilenen hafif suç işlemiş olanların eğitimi.

Psikolojik destek çok önem verdiğimiz konulardan biri. Buradan sınavlarda başarılı olunca ayrılabiliyorlar.”

Soruyorum. Bu sınav içeriğinde radikal düşüncelerden arınıp arınmadıkları nasıl tesbit ediliyor? Gerçekten -size göre- arınıyorlar mı? Psikologların yöntemleri ne, görüşleri bu konuda ne kadar etkili? Ya başaramayanlar?

Psikologlar eğitim sürecinde öğrenciler istedikleri takdirde destek oluyor.

Öğrenciler diğer derslerinde bütün okullarda olduğu gibi sınavlardan geçip mezun olurlar. Biz hem derslerindeki davranışlarından hem başarılarından tesbit ediyoruz. Başarılı olup gidenlere istihdam olanağı da sağlıyoruz. Başarılı olamayanlar arınamayanlar- derslere devam ediyor.

Bütün sınıflar dolu. Farklı dersler işleniyor. Sınıfların hepsinin kapıları açılıyor, birinden müzik sesi geliyor. Çevirmenini alan gazeteci dağılıyor. Merkezdeki kadın erkek bütün öğrenciler diğer okullarda, fabrikalarda da gördüğümüz gibi bir örnek giyiniyor. Kırmızı siyah eşofman. Öğrencilerin bir kısmı güler yüzle çok sıcak ifadelerle bizlerle ilgileniyor bir kısmı önündeki ders notlarıyla... Hiç çekinmeden poz veriyorlar. Hatta birlikte fotoğraf çektirmek istiyorlar. Sorularımıza da içtenlikle cevap verip kendi hikayelerini anlatıyorlar.

Çevirmenin aktardıklarını noktasına virgülüne dokunmadan kaydediyorum. Ve bu yazıya da öyle aktarıyorum.

Onlar anlattı, biz dinledik

Adı Avakur. 24 yaşında ama daha küçük gösteriyor.. Evli, bir çocuğu var: “Daha önce tüm kadınların burka içinde olması gerektiğini düşünüyordum. Eğer bunu yapmazlarsa kafir olduklarına inanıyordum. Ben burka giyiyordum. Küçük kız kardeşimi de burka giymesi için zorluyor o istemediği için dövüyordum. Ben eğitim almadım. Kız kardeşmin eğitim almasına da izin vermiyordum. Bana engel olmaya çalışan aileme de karşı koyuyordum. Her yerde teröristlerin söylediklerini paylaşıyor cihat istiyordum. Polis girişimlerimi tesbit etti. Ailemle de görüştü. Bana buradan söz ettiler. Ya yargılanıp cezaevine gidecektim ya da bu okula eğitime gelecektim. Benim gibi düşünceler içinde olanlara bir seçenek olarak sunulan bu okula gönüllü geldim. 10 aydır buradayım. Okuma yazma bilmiyordum öğrendim. İşsizdim meslek sahibi oldum. Terzilik öğrendim, giysi tasarlıyorum. Okul bitince bu işi yapacağım. Sınavlarda başarılı olursam mezun olacağım. Haftada bir gün çarşambaları evime gidiyor eşim, çocuğum ve ailemle birlikte oluyorum. Perşembe dönüyorum. Ev kadınıydım. Şimdi bir çok bilgi edindim.”

Soruyorum “Burada eşofman giyiyorsun. Bu seni mutsuz ediyor mu?" “Bir daha burka giymem” diye cevaplıyor.

Mehmet Emin: “Kafirler bizim düşmanımız diye düşünüyordum. Komşumuzun oğlunu dövüyordum. Bunun için buraya geldim. Nasıl yargılanacağımı bilmiyordum. Okulu seçenek olarak sundular. Gelmeseydim belki bir teröriste dönüşecektim. Önce polis benimle konuştu. Suçumu söyledi ve okulu tavsiye etti. Ailemle konuştuktan sonra gelmeye karar verdim. Şiddet görmedik, görmüyoruz” diyor

Bilikiz Eskar: O da 24 yaşında. Kıpır kıpır. Çok güzel gülüyor. Akıcı konuşuyor. “Benim gelişimin nedeni Çin Halk Cumhuriyeti'nin yasalarına aykırı davranmam. İnternet üzerinde dini aşırıcılığı yayan videoları izledim, paylaşmaya başladım. Yasalara aykırı davrandığım için buraya geldim. Gönüllü oldum. Daha önce Çin'in iç kısmında eğitim alma fırsatım vardı. Ama kafirlerle birlikte eğitim alırsam kendimi, inancımı kaybedeceğim diye düşünüyordum. Aynı fırsatı olan diğer arkadaşlarımı da eğitime gitmemeleri için zorluyordum. Büyükannemle birlikte yasak mekanda yasadışı dini çalışmalara katılıyordum. Ailem, annem, babam bazı girişimlerimi engellemeye çalıştı. Ama ben dinlemedim. Bundan sonrası için aslında daha umutla bakıyorum. Dil ve hukuk bilincim gelişti, meslek edindim. Ben de kıyafet tasarımı öğrendim. Avukar gibi ben de kendi işyerimi kurmak istiyorum. Artık din konusundaki düşüncelerim aynı değil. Eskiden kafamda aşırı dinci fikirler vardı. Artık yok.. Ama hala müslümanım. Buna kimse karışmıyor. Burada yasaları öğrendikten sonra ne yapılır ne yapılmaz öğrendim. Geldiğimden beri daha farklı düşünüyorum. Bu okul benim icin çok değerli. Daha önce şeriatın dışında hukuk olmadığınainanıyor ve bir şey bilmiyor, tanımıyordum. Kocam sigara ve içki içiyordu. Bunun müslümanlığa aykırı olduğunu söylüyordum. 'Kafirsin' diyordum. Aslında benim devletim bana hoşgörü gösterip burada eğitim vererek bana herkesin eşit olduğunu gösterdi. Herkesin eşit olduğunu öğrendiğim zaman haklarımı korumayı da öğrendim.”

Nadire 25 yaşında. Bekar: “Çin Halk Cumhuriyetinin yasalarına karşı gelmek ve dini aşırılıklar nedeniyle buradayım. Yasadışı dini toplantılara, eylemlere katıIdım. Cami dışında kendi dükkanımda gizli toplantılar düzenledim. Bu toplantılarda terör örgütünü ve aşırı dinciliği savunan konuşmalar yaptım. Dokuz aydır buradayım. Eve tamamen dönüşüm sınavı geçmeme bağlı. Her hafta eve gidiyorum. Okulumuzda ibadet yok. Yasal mekanlarda ibadet edilebilir. Artık eskisi gibi düşünmüyorum. Eğer ben farkedilmeseydim buraya gelmeseydim terörist olacaktım. O yola devam edersem terörün içinde kalacaktım.”

Abdul Emin 45 yaşında. Güleç. Çok samimi ama kısa konuşmasının sonunda çarpıcı bir cümle kurdu. Çeviri hatası olabilir mi diye bir daha söylemesini rica ettim. “Teroristler hakkında bilgileri sakladım, yardım ettim. Malzeme taşıdım. İnternette dini aşırlıklara ilişkin videolar paylaştım . Polis beni tesbit etti ve bu okulu söyledi. Gönüllü geldim. Ben terör suçu işledim. Ama ”devletim benden vazgeçmedi.”

Onlarla konuşurken yönlendirilmişler mi yoksa içten mi olduklarına dair kendimce tek dayanağım beden dilleri ve mimikleriydi. Güleç yüzleri, ilgileri, konuşmaktan çekinmemeleri... Topluca fotoğraf çektirme istekleri ve kameranın karşısına geçtiğimizde neşeyle sarılmaları da ayrıca belirtmem gereken bir nokta. Sınıflarda uzun zaman geçirdik. Müzik sınıfının dersini izledik. Sonra bozkırın soğunu yok sayıp keyifle ping pong oynayanları seyrettik bir süre. Yatakhaneler, meslek eğitimi atölyesi ve yemekhane ziyaretlerinden sonra akşam çökerken ayrıldık merkezden.

Çin'in başdöndüren yükselişi 1

Dünya ailemizdir 2

Şincan Şincan meyli (güzel) Şincan 3

Urumçi'de 2. Gün 4 

Hedef: Halkın yoksulluktan kurtulması 5

Merhaba Kaşgar 6

Kaşgar Eğitim Merkezi 7

Güncelleme Tarihi: 22 Mart 2019, 16:07
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner7