İzmir Körfezi’nde yürütülen dip tarama çalışmaları sırasında çıkarılan çamurun yeniden denize bırakıldığı yönündeki iddialar tartışma yarattı. Konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıyan Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, mevcut tabloya ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle dile getirdi:

“İzmir Körfezi, yıllardır süren denetimsizlik ve kirletici şirketlerin kâr ve rant hırsı nedeniyle adeta bir atık havuzuna dönüşmüştür. Bugün ise bu kirliliği önlemeye yönelik politikalar geliştirmek yerine, oluşan tahribatın ‘temizleme’ adı altında bizzat bir rant alanına dönüştürüldüğü bir durumla karşı karşıyayız.”

Körfez’deki son duruma ilişkin sahadan gelen bulgulara da dikkat çeken Bayhan, yaşanan sürecin etkilerini şu ifadelerle aktardı:

“Nitekim İzmir-Foça açıklarında avlanan balıkçıların ağlarından çıkan yoğun çamur, bu malzemenin Körfez’de yürütülen temizlik çalışmaları sırasında denize bırakıldığına dair güçlü iddiaları gündeme taşımış; mevcut politikaların sorunu çözmek yerine derinleştirdiğini bir kez daha ortaya koymuştur.”

Kirletmeyi kurumsallaştırdılar

Bilimsel verilerin ortaya koyduğu tabloya işaret eden Bayhan, Körfez’deki ekolojik yıkımı şu sözlerle değerlendirdi:

“2024 yılında yaşanan balık ölümleri ve ardından yapılan bilimsel analizler, bu yıkımın boyutunu açık biçimde ortaya koymuştur. Amonyak değerlerinin olması gerekenin katbekat üzerine çıkması, çözünmüş oksijen seviyesinin kritik eşiklerin altına düşmesi, Körfez’in adeta yaşam dışı bir ortama sürüklendiğini göstermektedir. Bu tablo, tekil bir arıza ya da geçici bir ihmalle açıklanamaz; aksine yıllardır biriken sanayi kaynaklı kirletmenin doğal sonucudur.”

“Körfezdeki kirliliğin kaynakları da son derece açıktır. Demir-çelik ve metal sanayi ağır metalleri doğrudan denize boşaltmakta; petrokimya tesisleri ve gemi söküm faaliyetleri Körfez’i kimyasal atık havuzuna çevirmektedir. Tekstil ve kimya sektörü, özellikle Gediz Havzası üzerinden zehirli atıkları Körfez’e taşımakta; gıda ve yağ sanayi ise yarattığı organik yükle denizdeki oksijenin tükenmesine yol açmaktadır.”

Mevcut denetim ve yaptırım mekanizmalarını eleştiren Bayhan, sistemin işleyişine dair değerlendirmesini ise şu sözlerle dile getirdi:

19 Mart 2026 Muğla elektrik kesintisi!
19 Mart 2026 Muğla elektrik kesintisi!
İçeriği Görüntüle

“Bakanlığınızın kamuoyuna sunulan ‘cezalar kesiliyor’ söylemi de gerçeği yansıtmamaktadır. Milyonluk cezalar, milyar dolarlık holdingler için bir yaptırım değil, üretim maliyetinin bir parçasıdır. Arıtma tesislerini sürekli çalıştırmanın maliyeti çoğu zaman kesilen cezalardan daha yüksektir. Bu nedenle mevcut sistem fiilen şirketlere ‘kirletmeye devam et, bedelini öde’ mesajı vermektedir. Bu bir ceza mekanizması değil, kirletmenin kurumsallaştırılmasıdır.”

Kamuoyuna yansıyan “temizlik” faaliyetlerinin gerçeği yansıtmadığını savunan Bayhan, şu ifadeleri kullandı:

“Öte yandan sanayi kuruluşlarının kamuoyu önünde gerçekleştirdiği sembolik temizlik faaliyetleri, gerçek kirliliği gizleyen bir ‘yeşil badana’ işlevi görmektedir. Kameralar önünde kıyıdan birkaç çöp toplayan şirketler, üretim süreçlerinde doğayı kirletmeye devam etmektedir.”

Dip tarama faaliyetlerine ilişkin iddiaları da gündeme getiren Bayhan, sürecin denetim boyutuna ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu yapısal sorunlar devam ederken, İzmir Körfezi’nde yürütülen dip tarama faaliyetleri kapsamında ortaya çıkan çamurun Körfez’deki temizlik çalışmaları sırasında denize bırakıldığına dair güçlü iddialar gündeme taşınmıştır. Bu durum hem balıkçıların geçim kaynaklarını doğrudan tehdit etmekte hem de Özel Çevre Koruma Bölgesi statüsündeki Foça açıklarını kirletmektedir.”

Kaynak: BÜLTEN