Bölgedeki çatışmaların ve gerilimin gölgesinde görev yapan basın mensupları, üzerlerindeki "PRESS" yazılı yeleklere rağmen namluların hedefi olmaktan kurtulamıyor. Filistinli Gazeteciler Sendikası, kamuoyuyla paylaştığı "Basın Özgürlüğü Gerçeği" başlıklı son raporunda, Aralık ayı boyunca yaşananları belgeleriyle ortaya koydu. Rapora göre, İsrail güvenlik güçleri, gazetecilere yönelik sistematik bir sindirme politikası izleyerek, haber alma hakkını ve basın özgürlüğünü ayaklar altına aldı. Öldürmeden yaralamaya, keyfi gözaltılardan fiziksel saldırılara kadar uzanan 99 farklı ihlal, bölgede gazetecilik yapmanın bedelinin ne kadar ağır olduğunu bir kez daha kanıtladı. Özellikle sıcak çatışma bölgelerinde gerçeğin tek tanığı olan muhabir ve kameramanlar, görevlerini yaparken hayati tehlikeyle burun buruna geliyor.

Sistematik baskı ve susturma politikası

Sendikanın raporunda dikkat çeken en çarpıcı detay, saldırıların münferit olaylar olmaktan çıkıp, basını susturmaya yönelik bilinçli bir stratejiye dönüşmüş olmasıdır. Gazze Şeridi, gazeteciler için dünyanın en tehlikeli yeri olma özelliğini korurken, Aralık ayında görevini ifa etmeye çalışan bir basın mensubu İsrail ateşiyle hayatını kaybetti. Rapora yansıyan verilere göre, doğrudan hedef gözetilerek yapılan atışlar ve bombardımanlar sonucunda iki gazeteci ağır şekilde yaralandı. Acı tablo sadece sahadaki çalışanlarla sınırlı kalmadı; gazetecilerin aileleri de bu şiddet sarmalından nasibini aldı ve iki basın mensubunun yakını saldırılarda yaşamını yitirdi. Basın özgürlüğü kavramının tamamen rafa kalktığı bölgede, kameraların karartılması için her türlü baskı aracı devreye sokuluyor.

Bahçeli: "Asıl tehdit Amerikan emperyalizmidir"
Bahçeli: "Asıl tehdit Amerikan emperyalizmidir"
İçeriği Görüntüle

Batı Şeria ve Kudüs’te haber nöbeti zorlu

İhlallerin coğrafi dağılımına bakıldığında, işgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de durumun Gazze’den farksız olduğu görülüyor. İsrail ordusunun baskınlarını ve yerleşimci şiddetini belgelemek isteyen gazeteciler, sahada türlü engellemelerle karşılaşıyor. Aralık ayı verilerine göre bu bölgelerde tam 48 kez gazetecilerin görev yapması fiilen engellendi veya basın mensupları gözaltına alındı. Haber takibi sırasında gaz ve ses bombalarıyla yapılan 15 farklı saldırı vakası kayıtlara geçerken, iki olayda gazetecilerin üzerine kasıtlı olarak araç sürüldüğü ve ezilmek istendikleri belgelendi. Ramallah, El-Halil, Cenin ve Kudüs sokaklarında gerçeği aktarmaya çalışanlar, ayrıca 9 kez silahlı, 6 kez de sözlü tehdide maruz kalarak görev bölgelerinden uzaklaştırılmaya çalışıldı.

Ekipmanlar kırıldı itibar suikastları başladı

Raporda yer alan bir diğer vahim husus ise gazetecilerin sadece fiziki varlıklarına değil, mesleki itibarlarına ve ekipmanlarına yönelik saldırıların artması oldu. Sahada darbedilen iki gazetecinin yanı sıra, olayları görüntüleyen kameralar ve diğer basın ekipmanları İsrail askerleri tarafından tahrip edildi. İsrail bombardımanlarında iki gazetecinin evi yerle bir olurken, güvenlik güçleri yeni bir yönteme daha başvurdu. İki gazeteci hakkında, hiçbir delil sunulmaksızın "silahlı örgütlerle bağlantılı oldukları" iddiasıyla İsrail medyası üzerinden karalama kampanyası başlatıldı. Bu tür asılsız suçlamaların, gazetecilere yönelik olası saldırıları meşrulaştırmak ve uluslararası tepkileri hafifletmek amacıyla kurgulandığı ifade ediliyor.

Ordu gözetiminde yerleşimci şiddeti

Bölgedeki hukuksuzluğun bir diğer boyutu ise Yahudi yerleşimcilerin eylemlerinde görüldü. Raporda, fanatik yerleşimcilerin bir gazeteciye yönelik gerçekleştirdiği saldırının, İsrail askerlerinin koruması ve gözetimi altında yapıldığına dikkat çekildi. Bu durum, sendika tarafından "cezasızlık kültürü" olarak tanımlanırken, ordu ile yerleşimciler arasında fiili bir rol paylaşımı olduğu vurgulandı. Gazetecilerin haber takibi yapmasını engellemek için askerlerin ve yerleşimcilerin koordineli hareket etmesi, bölgedeki basın mensuplarını savunmasız bırakıyor.

Ekimden bu yana acı bilanço

Öte yandan Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi'nin verileri, tablonun vahametini tarihsel bir perspektifle sunuyor. 8 Ekim 2023’te başlayan ve Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesle sona eren çatışma süreci boyunca, toplam 257 Filistinli gazeteci görevleri başında katledildi. Bu süreçte Gazze’de 71 binden fazla sivil hayatını kaybederken, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te ise İsrail ordusu ve yerleşimcilerin saldırılarında en az 1105 Filistinli öldürüldü. Gerçeğin bedelinin kanla ödendiği bu coğrafyada, gazeteciler tüm baskılara rağmen tarihe not düşmeye devam ediyor.

Kaynak: AA