İşçinin anayasası toplu iş sözleşmesidir

İşçinin anayasası toplu iş sözleşmesidir

Serap YILMAZ (Genel İş 3 Nolu Şube/ Mali Sekreteri)

Toplu iş sözleşme (TİS) kanununun amacı, işçilerin ve işverenlerin, karşılıklı olarak, ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma koşullarını, bağıtlayacakları toplu iş sözleşmeleri yoluyla düzenleme, işçilerin toplu pazarlık ve grev haklarını, bu hakların özüne uygun biçimde kullanabilmelerini sağlayacak yol ve yöntemleri belirlemektir.

Toplu iş sözleşmesi, bir işyerinde çalışan işçilerin hizmet akitlerinin yapılması, kapsamı ve sona ermesinden işyerindeki çalışma koşullarının belirlenmesine, işçiler ve işveren arasındaki ekonomik ilişkilerinden karşılıklı borç ve yükümlülüklerin saptanmasına, sözleşmenin uygulanmasından denetim ve uyuşmazlıkların çözüm yollarını düzenleyen hükümlere, istihdam politikalarından çevre kirliliğine, işçi sağlığı ve iş güvenliğinden işçilerin sosyal yaşam olanaklarının yaratılmasına kadar, tüm alanlarda düzenlemeleri kapsayan ve üyelerini temsilen işçi sendikası veya sendikaları ile sendika üyesi olmayan işveren veya işveren sendikası arasında bağıtlanan bir sözleşmedir.

Toplu iş sözleşmelerine, temel insan haklarına, demokrasiye ve sosyal hukuk devleti ilkelerine aykırı hükümler konulamaz.

Toplu iş sözleşmesi yazılı olarak yapılmadıkça geçerli sayılmaz.

Bir işyerinde işyeri düzeyinde veya bir işkolunda işkolu düzeyinde bir toplu iş sözleşmesi yapılabilmesi, işyeri veya işyerlerinde veya işkolunda yetkili olmaya bağlıdır.

İşyeri toplu iş sözleşmeleri, bir yıldan az ve 3 yıldan uzun süreli olamaz. Ancak, faaliyetleri bir yıldan az süren işlerde uygulanmak üzere toplu iş sözleşmelerinin süresi bir yıldan az olabilir. Şu kadar ki, işin bitmemesi durumunda, bu sözleşmeler bir yılın sonuna kadar uygulanır.

Toplu iş sözleşmesinin süresi, sözleşmenin imzalanmasından sonra taraflarca uzatılamaz, süresinden önce sona erdirilemez ve/veya değiştirilemez..

Toplu iş sözleşmesi süresinin bitiminden önceki altmış gün içinde yeni sözleşme için yetki işlemlerine başlanabilir.

İşkolu toplu iş sözleşmeleri üç yıllık süre için bağıtlanır. Ancak, işkolu sözleşmesinin tarafları, bu üç yıllık süre içerisinde, ücret zamlarını, işkolu sözleşmelerinde belirlenen esaslara göre ve birer yıllık aralarla görüşerek karara bağlarlar.

Çalışma şartlarımızı belirleyen temel kaynakların başında toplu iş sözleşmeleri geliyor. Toplu iş sözleşmesi yapma hakkı işçilerin uzun mücadeleler sonunda elde ettikleri, bugün çalışma hayatını derinden etkileyen temel güç niteliğindedir. Hatta bu hakkın düzgün kullanımı, uzun vadede kanunları dahi etkileme, çalışma hayatına üst düzeyde yön verme imkanına sahiptir. Toplu iş sözleşmesiyle kurulan sistemler, bu sözleşmeden yararlanmayanlar için yargı önünde bir uygulama örneği ortaya koyabilmekte, uzun vadede yargı kararlarını etkilemektedir. Bugünkü yazımızda bu denli etkiye sahip bir güç olarak, toplu iş sözleşmelerinin içeriği ve ne zaman çalışanları etkileyeceği üzerinde duracağız.

Toplu iş sözleşmeleri, iş sözleşmelerini etkileyen bir kaynaktır. İşverenle işçi ilk kez karşı karşıya geldiklerinde arada kurulan sözleşme bireysel iş sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. Sendikanın işverenle veya işveren sendikasıyla yaptığı sözleşme ise toplu iş sözleşmesi olup, işçi bundan ancak işe girdikten sonra yararlanabilmektedir.

Toplu iş sözleşmeleri, işçinin bireysel iş sözleşmesini etkileyerek, bireysel iş sözleşmesindekinden kural olarak daha iyi haklar getirmektedir. Toplu iş sözleşmelerinde öncelikle ücrete ilişkin konular düzenlenmektedir.

Ücretin zamana göre mi yoksa parça başı mı ödeneceği, asgari ücretin ne kadar olacağı, fazla çalışma ücret oranları, sosyal yardım niteliğindeki ödemeler, prim, ikramiye, yıllık ücretli izinler, idari izinler, ücretsiz izin hakları, evlenme, doğum, vefat, askerlik izinleri ve çalışma usul ve yöntemlerine ilişkin birçok konuyu içermektedir.

Sendikal güvenceler, bir işçinin sahip olduğu herhangi bir sendikal konumu ya da gösterdiği sendikal bir faaliyet sebebiyle özellikle işverenin ayrımcı işlem ve hareketlerine karşı öngörülen bir güvencedir

Toplu sözleşmelerin hiç kuşkusuz ekonomik ve sosyal hayata olan yararlarını göz ardı etmek mümkün değildir. Nitekim toplu iş sözleşmeleri çalışanlar arasında 'Eşit işe Eşit ücret ' uygulayarak gelir dağılımının adaletli bir şekilde gerçekleşmesine, sosyal adalet ilkesinin korunmasına katkı sağlamış oluyor. Ülke genelinde kayıt dışı işçiliğin önlenmesinde de sendika büyük rol oynar

Bir taraftan salgın, ekonomik kriz, temel tüketim ihtiyaçlarına her gün gelen zamlar karşısında işçilerin, emekçilerin ücretleri yarı yarıya erirken, diğer taraftan doğrudan ya da dolaylı olarak alınan vergiler işçilerin belini büküyor ve işçiler bankalara borçlanarak yaşam mücadelesi veriyor. Bu durum dolayısıyla toplu sözleşmedeki beklentileri de yükseltiyor.

Ülkenin içinde bulunduğu bu durum emeğiyle geçinenleri başta olmak üzere başta belediyeler olmak üzere bütün kurumları da etkiliyor. Bugün, demokrasinin bütün değerlerinin alaşağı edildiği bir ülkede hizmet veriyoruz. Hukukun, adaletin, yargının olmadığı bir ülkedeyiz. Bunun emeğe yansımasını, hep birlikte yaşıyoruz. İşsizlik artıyor, iş cinayetleri durmuyor. İnsanca yaşamak için mücadele gün geçtikce daha fazla artıyor .

Sadece kendi üyelerimizin talepleri için değil, diğer sınıf kardeşlerimizle en geniş birlikteliği sağlayarak ülkedeki antidemokratik uygulamalara karşı birleşerek örnek bir mücedele anlayışı ortaya koyulmaktadır. Hiç şüphe yok ki yarın da aynı mücadeleyi örgütleyeceğiz. Yaşasın iş, ekmek özgürlük mücadelemiz!

Tarihin ilk toplu iş sözleşmesinin İ.Ö. 241 yılında Pergamon (Bergama) Kralı ile askerleri arasında imzalandığı iddia edildi. Sürekli savaşlardan yorgun düşen askerler hak istemişler ve oturup kralla sözleşme imzalamışlar). Böylece sadece ilk toplu iş sözleşmesi değil, tarihte askerlere ilk toplu pazarlık hakkı bu topraklarda tanınmış oldu. O günden bu güne kadar işçiler ve işveren arasında mücadele devam etmiştir ve devam edecektir.

YORUM EKLE

banner97

banner96