Çalışırken ölmek istemiyoruz

İş kazalarında Avrupa birincisi dünya üçüncüsü ülkemizde resmi olarak her gün 172 kişi iş kazası yaşamakta ve yaşanan bu iş kazalarında maalesef ki her gün 4 işçi hayatını kaybetmektedir.

Çalışırken ölmek  istemiyoruz

Yazan/ Engin TOPAL (İzmir Genel İş 1 Nolu Şube Başkanı)

Ölümlerin kader ya da kaza olarak anılmasına karşın, ağır ihmal, denetimsizlik, taşeronlaşma ve daha fazla kar elde etme hırsı bu yaşanan iş cinayetlerinin en büyük sebebidir.

Ülkemizde yaşanan iş kazalarında yaşamlarını kaybeden işçilerin yüzde 98’i sendikasız, örgütsüz çalışan ve esnek çalıştırılan işçilerden oluşmaktadır.

Bugünün şartlarında ülkemizde esnek çalışmaya dayalı çalıştırılan işçilerin hala devletin almış olduğu resmi iş kanunları çerçevesinde resmi olan 11 saatten fazla çalışamaz yasasını işverenler tanımamaktadır.

Dolayısıyla sendikasız işçiler bu fazla çalışmalarda iş cinayetlerine daha çok maruz kalmaktadır.

4 Nisan 2015 tarihinde TBMM’de İş Sağlığı ve İş Güvenliği yasası, yasallaştığı kanuna göre İSG uzmanları yasa gereği görev aldığı iş yerlerinde göreviyle ilgili mevzuat ve teknik gelişmeleri göz önünde bulundurarak iş sağlığı güvenliğiyle ilgili eksiklik ve aksaklıkları tedbir ve tavsiyeleri belirleyecek ve işverene yazılı olarak bildirecektir.

Fakat şöyle bir gerçeklik ile karşı karşıyayız; bir iş yerinde ücretli olarak çalışan ve iş yerindeki aksaklıkları sadece belirtebilen harici olarak bir yaptırım ile birlikte sonuçlandıramayan bir paradoksun içindeyiz ve ayrıca yasa metninin konu bulacağı üzerine iş sağlığı ve iş güvenliği adı üzerinde biz emekçilerin gözünde sadece sermayenin güvenliğini anlamından başka bir anlam ifade etmemektedir.

Her geçen gün ve oluşan ölümlerle sonuçlanan iş cinayetleri bunun bir göstergesidir. 6331 sayılı İSG yasasında yer alan birçok madde kâğıt üzerinde kalıyor denetlemesi yapılmıyor ve her geçen gün de iş kazaları ciddi boyutlarda artış göstermektedir.

Sendikamızın yaptığı AR-GE çalışmaları açıkça göstermektedir ki; örgütlü olan iş yerlerinde iş kazalarının daha minimize edilerek ortamlar yaratılabiliyor ve bu da bize gösteriyor ki ülkemizde güvencesiz ve esnek çalışmanın özgür, bağımsız toplu sözleşmelerin önünün açılması sendikal örgütlülüğün tabana daha yaygınlaştırılmasını ortaya koymaktadır.

Türkiye tarafından onaylanan İLO (Uluslararası Çalışma Örgütü) çalışma dünyasında biz emekçiler olarak büyük önem taşımaktadır ve sözleşmeleri kanun hükmü özelliği taşımaktadır.

Buna rağmen Türkiye İLO tarafından kara listeye alınmıştır. İşçi haklarına saygı duymayan listesine dâhil edilmiştir. Ülkemizde sendika örgütlerinde uluslararası örgütlerin AR-GE çalışmalarında çok net bir biçimde görülmektedir ki Türkiye’de iş sağlığı iş güvenliği sendikalaşmanın önünde işverenler ve mevcut hükümet tarafından bu haklar engellenmektedir.

6331 sayılı yasada her ne kadar iş sağlığı ve güvenliği uzmanları çalıştırılır ibaresi konulsa da eğer iş sağlığı uzmanının parasını patron veriyorsa o iş sağlığı uzmanının hazırlayacağı rapor esnek bir rapordan öteye geçmeyecektir.

İş sağlığı uzmanlarının kurulacak bir platformla devlet, sendika ve işveren tarafından oluşturulacak bir fon üzerinden istihdam edilmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi birçok soruna daha gerçekçi bir bakış açısı olacaktır.

Biz örgütlü mücadelemizi yasaların uygun şartlara getirilene kadar gerek yazılı gerekse görsel basında ve meydanlarda anlatmaya haklı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER