İzmir markaları geliyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ilk kez 'Tarımsal Ürünlerin Pazarlama Stratejileri ve Politikaları Odak Grup Toplantısı'nı gerçekleştirdi. Tarım sektörünün bileşenleriyle birlikte katıldığım toplantıda kent tarımı için önemli kararlar alındı, yeni stratejiler belirlendi.

İzmir markaları geliyor

Dilek GAPPİ izlenimlerini yazdı...

Tarımsal Ürünlerin Pazarlama Stratejileri ve Politikaları Odak Grubu olarak, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in yönetiminde ilk toplantımızı gerçekleştirdik.

Üreticiler, birlikler, kamu kurumları, şirketler, uzmanlar ve bürokratlardan oluşan grubun ana amacı toplantının adından da anlaşılacağı gibi, İzmir’in tarımsal potansiyelinin kent, ülke ve global pazarlarda bilinirliğini, ticari potansiyelini ve marka değerini artırmak için yapılması gerekenlerdi.

Konu tarım, konuklar da ağırlıklı tarım kesiminden olunca uzun süre dertleri ve çıkmazları dinledik. Başkan Soyer zaman zaman “arkadaşlar tarımın sorunları bitmez bugünkü toplantının amacı pazarlama stratejileri” diye nazikçe, uyarmak durumunda kaldı.

Tarımcılar o kadar yoğun sorunlarla boğuşuyorlar ki, kendilerince 'ekonomik olarak üretim yapamıyorsan, üretici para kazanamıyorsa tanıtımını nasıl yapacaksın' haykırışları içindeler.

Oysa Başkan Tunç Soyer de biliyor ki, tanıtım ve pazarlama stratejileri farklı alanlar, hatta tekniklerdir.

Markalaşma stratejisi

Uzun süredir markalaşma üzerine çalışan biri olarak söyleyebilirim; algı ve pazarlama stratejileri sorunlar üzerine kurulmaz. Potansiyel, hedef ve iddialara göre markalaşma politikaları üretirsiniz. Potansiyelden eminseniz, iddialı olacak bir altyapınız varsa, marka ve itibar stratejisini yönetmeye başlayablirsiniz. O nedenle markalaşmanın yol haritası uzundur. Sadece sektör bileşenleri yetmez, farklı bir yönetim organizasyonu gerektirir. Süreç yönetimi, tedarik zinciri yönetimi, pazarlama ve hedef teorileri gibi teknik alanları kapsar. ‘Haydi şu konuda iyiyiz’ demekle markalaşma olmayacağı gibi, ‘sıkıntı içindeyiz o alanda nasıl pazarlama stratejisi kurabiliriz' demek de doğru değil. ‘Markalaşma ve Pazarlama’ zaten sıkıntıları aşmak için kullanılan operasyonel enstrümanlardır. Bu konuda kentin tarım potansiyeli, ulaşılan Tarımda İzmir Modeli altyapısı, güçlenen kooperatifler kadar Başkan Tunç Soyer’in de markalaşma alanında deneyim ve atakları, tarım ürünlerinde yeni bir pazarlama süreçlerinin ortaya konulması eldeki en büyük kozlar. Bu potansiyellerin doğru iletişimsel yönetim ve organizasyonlarla bütünleştirilmesiyle yurtiçi ve yurtdışında yepyeni bir pazarlama sürecinin başlayacağına güvenim tam. Gelelim toplantının sonucundan doğan, bir kısmı da Tunç Soyer’in vizyonu ile oluşan kararlara.

Kültürpark'a portatif pazar

Önceki gün açıklanan TÜİK verilerine göre İzmir, en çok tarımsal katma değer yaratan kentlerin arasında beşinci sıraya yükseldi. Kentin tarım sektöründeki payı 2017’de yüzde 4.43’e çıktı. Bu başlı başına önemli bir sonuç. Söz konusu rakamları yakalamakta kimlerin emeği varsa teşekkür etmek, İzmir’in boyunun borcu. Başkan Soyer de geçmiş dönem belediye başkanı Aziz Kocaoğlu’nu adını anarak tüm katkı koyanlara teşekkür etti. Ancak tarımda niceliksel büyümeyi başaran İzmir artık niteliksel büyüme içine girmeli. Başlangıç olarak anlamlı çarpıcı kararlar alındı ve yeni projelerin devamı gelecek. Kültürpark'ta portatif üretici pazarı kurma fikrine ince bir soru işareti koysam da birçok karar kent ve çevre illerin tarımına yeni bir vizyon kazandıracak nitelikte. Tunç Soyer, kararlı ve planlı gidiyor. Evet altını çizerek bitirelim; pazarlama stratejileri ve özellikle tarımsal ürünlerin iç/dış pazarlarda tanıtımı, marka değerleri oluşturularak döngünün üretici açısından ticari kazanç tüketici için kalite fiyat avantajına dönüştürülmesi kesinlikle kolay süreçler değil. Ancak şimdi karamsarlıkla değil bütüncül bir yaklaşımla bu iddialı hedeflere destek olma zamanı.

Çıkan sonuçlar

Hedef birincilik

2008-2017 döneminde en çok tarımsal katma değer yaratan kent sıralamasında beşincilikten ikinciliğe sıçrayan İzmir 4.5 yıl sonra birinci olacak.

İzmir mozerellası

Selçuk’ta manda çiftliği kurularak yeni bir İzmir markası üretilecek.

Kültürpark’ta her hafta üretici pazarı

Eylül ayından itibaren Kültürpark alanında portatif üretici ve süs bitkileri pazarı kurulacak

İstanbul ve Ankara’da üretici pazarı

İzmir’deki semt pazarlarının bir kısmında haftada bir gün üretici pazarı kurulurken, model İstanbul ve Ankara’ya da taşınacak. İzmirli üreticiye 20 milyonu geçen yeni pazarların yolu açılacak.

İzmir sütü markalaşacak

Türkiye’nin en sağlıklı sütü İzmir’de algısı pekiştirilecek. UHT süt tesisi kurularak süt ve süt tozu üretimi gerçekleştirilecek.

Yeni İzmir markaları

Ulusal ve uluslararası alanda markalaşma potansiyeli olan ürünler için ayrı markalaşma yol haritaları hazırlanacak.

Agro turizme ağırlık verilecek

Yarımada başta olmak üzere organik üretim alanları genişletilecek, agro turizm projeleri üretilecek.

Kooperatifler ne üretirse satın alınacak

İzmirli kooperatiflerin ürettiği her ürün satın alınacak. Alımlar tümüyle kooperatifler üzerinden yapılacak. Kooperatif alımları 4 kat arttırılacak.

Havza bazında üretim planlaması

Tarımda en büyük sıkıntı plansız üretimden kaynaklanıyor. O nedenle İzmir en kısa zamanda havza bazında planlamaya geçecek. Üretici ektiği ürünü her yıl değiştirmek zorunda kalmayacak.

Yeni ve kapsamlı laboratuvar

Toprak, tarımsal ve gıda ürünlerinin analizini gerçekleştirecek yüksek kapasitede laboratuvar kısa zamanda açılacak.

Güncelleme Tarihi: 08 Ağustos 2019, 13:56
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Rıza Avcan
Ali Rıza Avcan - 3 ay Önce

Anlaşılan toplantıya katılanları, "markalaşma" tutkusu ile ortaya çıkan neoliberal söylem oldukça etkilemiş... Küreselleşme ideolojisinin ve onun bir tezahürü olan markalaşma efsanesinin terk edildiği günümüz koşullarında, 10-20 yıl öncesinden gelen söylemlerle İzmir'i ya da İzmir'in ürettiklerini markalaştırmak düşüncesi, kusura bakmayın ama bayatlamış vaziyetteki fikirler... Tadı ya da kokusu farklı olduğu sanılan sütü "İzmir Sütü" diye markalaştırmak, Kültürpark'ta "portatif pazar kurmak", "İzmir mozerellası"ndan söz edebilmek, havza ölçeğinde üretimi ya da agro turizmi yeniden ve yeniden keşfetmek... Anlaşılan havanda bayağı bir su dövülmüş...

yasemin sase
yasemin sase - 3 ay Önce

Merhaba Kültürpark ile ilgili olarak yapılan hem Arama Konferansı'na hem de Çalıştay'a katılmış olan bir kişi olarak belirtmek isterim ki ;
Arama Konferansı'ndan 73 kişiden 222 ayrı görüş, öneri geldi ve sadece 1 kişiden Kültürpark'ta el emeği ürünü pazarı açılması istendi.
Çalıştay'da da 5 atölye kuruldu ve çok net bir şekilde RET EDİLEN başlıklardan birisi orada PAZAR kurulması idi.
Sanıyorum Başkan 500'e yakın Kültürpark konusunda söz söylemiş, emek vermiş, zaman ayırmış, bu konuda kafa yormuş işinin uzmanı kişilerin değerlendirmelerine karşın böylesi beklenmedik, anlaşılmaz bir talebi uygulamayı Kültürpark'a getirmeyecektir.

SIRADAKİ HABER