Ege'nin köklü eğitim kurumlarından Ege Üniversitesi, son yılların en büyük organize mali yolsuzluk operasyonuyla çalkalanıyor. Kampüs sınırları içinde yürütülen bilimsel başarıların gölgesinde, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü ve lojistik satın alma birimlerinde uzun süredir sistematik bir hortumlama çarkının işletildiği iddiaları adliye koridorlarını harekete geçirdi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde büyük bir gizlilikle yürütülen derinlemesine incelemeler, akademide kurulan bu suç organizasyonunun sadece makam yetkilerini kötüye kullanmakla kalmadığı, devletin kasasını milyarlarca lira zarara uğratarak lüks bir şahsi servet imparatorluğu kurduğunu ortaya çıkardı. Soruşturmanın finansal boyutuna odaklanan mali şube müdürlüğü uzmanları, şüphelilerin doğrudan veya yakınları adına açtıkları paravan yapılar üzerinden edindikleri taşınır ve taşınmaz mülklerin izini sürdü.
Mali suçların tespiti ve suçtan elde edilen gelirlerin aklanmasının önlenmesi amacıyla başlatılan geniş çaplı tedbir hamlesi kapsamında, organize şebekenin kurumsal damarları kesildi. Savcılığın talebi ve nöbetçi mahkemenin onayıyla birlikte, kamudan usulsüz yöntemlerle çekilen paralarla finanse edildiği kesinleşen devasa bir mal varlıkları havuzuna devlet tarafından resmen el konuldu. Operasyonun teknik dökümü incelendiğinde, 26 şüpheli şahıs ile organize suç ağına lojistik ve finansal altyapı sağladığı belirlenen 16 şirkete ait olduğu saptanan mal varlığı unsurları bloke edildi. Karar doğrultusunda, organize şebekenin yasa dışı kazançlarla satın aldığı tam 150 araç ve 49 taşınmaza el konuldu. El konulan lüks binek otomobiller, iş makineleri ve milyon dolarlık gayrimenkuller, devlet koruması altına alınarak yediemin otoparklarına ve tapu sicil müdürlükleri şerh listelerine kaydedildi.
Sayıştay raporlarındaki dehşet verici üç milyarlık kara delik
İzmir merkezli olarak başlatılan ve aralarında İstanbul ile Ankara'nın da bulunduğu 6 farklı ilde eş zamanlı şafak operasyonlarıyla patlak veren soruşturma, üniversite hastanesinin tıbbi cihaz ve sarf malzemesi tedarik zincirinde kurulan organize tuzağı deşifre etti. Devletin en üst denetim mekanizmalarının radarına takılan harcama kalemleri, soruşturma dosyasının ana omurgasını oluşturuyor. Müfettişlerin aylar süren fatura, ihale ve doğrudan temin dosyaları üzerindeki incelemeleri sonucunda hazırlanan Sayıştay raporlarına göre gerçekleştirilen alım işlemleri nedeniyle tam olarak yaklaşık 3 milyar 100 milyon lira kamu zararının oluştuğu belgelendi. Üniversite hastanesinin ve döner sermaye havuzunun adeta içini boşaltan bu fahiş rakam, eğitim ve sağlık hizmetlerine ayrılması gereken bütçenin, şebekenin kontrolündeki belirli firmalara menfaat sağlamak amacıyla nasıl peşkeş çekildiğini tüm çıplaklığıyla kanıtladı.
Adli süreçlerin kronolojisi incelendiğinde, emniyet birimlerinin teknik ve fiziki takibinin ardından yargı makamlarının son derece hızlı ve kararlı hareket ettiği gözleniyor. İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince düzenlenen baskınlarda gözaltına alınan 47 şüphelinin emniyetteki yasal sorgu ve ifade işlemleri Yeşilyurt Hizmet Binası'nda tamamlandı. Toplanan delillerin ardından aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu 41 şüpheli adliyede hakim karşısına çıkarılmak üzere İzmir Adliyesi'ne sevk edildi. Çıkarıldıkları ağır ceza mahkemesi sorgusunda suçlamaların niteliği, kamu zararının büyüklüğü ve kaçma şüphesi göz önüne alınarak aralarında şebekenin tepe yöneticilerinin de bulunduğu 27 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Resmi sıfatı olmayan gölge yöneticinin gizemli makam odası
Soruşturma dosyasında yer alan ve kamuoyunda büyük bir şaşkınlık yaratan en dramatik detaylardan biri ise üniversite idari yapısının dışarıdan gelen organize bir sivil aktör tarafından nasıl adeta rehin alındığı konusu oldu. Devlet memuru olmayan, akademisyen sıfatı taşımayan ve kurumla hiçbir organik bağı bulunmayan örgüt elebaşısı Ş.Ç'nin, tıp fakültesi ve hastane yönetiminde mutlak bir otorite kurduğu iddia ediliyor. İddianameye yansıyan iddialara göre, örgüt elebaşının üniversitede herhangi bir resmi görevi bulunmamasına rağmen fiilen genel müdür veya dekan gibi davrandığı, tüm kamu ihale süreçlerini kendi evindeki şahsi şirketi gibi yönlendirdiği ve daha da vahimi, kendisine tıp fakültesi binasında özel bir makam odası tahsis edildiği ileri sürüldü.
Bu gölge yöneticinin kurduğu yasa dışı sisteme göz yuman ve kamu imkanlarını suç şebekesinin emrine sunan akademik kadronun da maskesi düşürüldü. Tutuklanan isimler arasında, akademik unvanlarını ve idari yetkilerini paravan firmalara haksız kazanç sağlamak için kullanan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı D.B. ile idari mali işlerin yönetiminden sorumlu olan hastane eski başmüdürü Ö.Ö. de yer alıyor. Doğrudan temin sınırlarını kasıtlı olarak bölerek ihaleleri rekabete kapatan, hastaneye alınmayan tıbbi malzemeleri alınmış gibi göstererek sahte hakediş raporları düzenleyen bu akademik şebekenin, döner sermaye gelirlerini nasıl eritip kendi lüks harcamalarına kanalize ettiği mahkeme kayıtlarında saniye saniye çözümleniyor. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, holdingleşen bu yapının uluslararası para transferlerini ve yurt dışı bağlantılarını da incelemek üzere siber suçlar uzmanlarıyla koordineli olarak tahkikatı ucu açık şekilde derinleştirmeye devam ediyor.




