Türkiye'nin yakın tarihine en karanlık günlerden biri olarak kazınan ve on binlerce insanımızı yitirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin hukuki boyutu, mahkeme salonlarında verilen zorlu hukuk mücadeleleriyle şekillenmeye devam ediyor. Felaketin merkez üssü olan Kahramanmaraş sınırları içerisinde yer alan ve adeta bir sembol haline gelen Ebrar Sitesi yıkıntılarının faturası yargı önünde tartışılıyor. Tam 76 masum canın enkaz altında kalarak hayatını kaybettiği K Blok felaketine ilişkin açılan davanın görülmesine Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Toplamda 16 kişinin sanık sıfatıyla yargılandığı bu kritik dosyada; bir tutuklu, dört tutuksuz, iki firari ve dokuz kamu görevlisinin hukuki sorumlulukları masaya yatırılıyor. Ancak duruşma salonundaki fiziki eksiklikler, adaleti bekleyen kayıp yakınlarının yüreğindeki acıyı bir kez daha dağladı.
Yıkılan umutların gölgesinde ağır ceza mesaisi
Gerçekleştirilen kritik duruşmada mahkeme heyeti, tarafların savunmalarını ve şikayetlerini dinlemek üzere yerini alırken, sanık sandalyelerinin büyük bir kısmının boş kalması dikkatlerden kaçmadı. Dosyanın tek tutuklu ismi olan Tevfik Tepebaşı, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi kısaca SEGBİS teknolojisi aracılığıyla duruşmaya bağlanarak hakkındaki ağır iddialara yanıt vermeye çalıştı. Hakkında yakalama kararı bulunan ve adaletten kaçan iki firari sanığın yanı sıra, tutuksuz yargılanmalarına karar verilen diğer dört sanığın da duruşma salonuna teşrif etmemesi, felakette yakınlarını kaybeden ailelerin büyük bir hayal kırıklığı yaşamasına neden oldu. Hukukun üstünlüğüne sığınan müşteki aileler, sanıkların tamamının yargı önünde hazır bulunması gerektiğinin altını çizerek duruma isyan etti.
İnşaattan anlamam diyen sanıktan zaman aşımı çıkışı
Duruşmanın en çarpıcı anları ise tutuklu sanık Tevfik Tepebaşı'nın savunmasını yaptığı dakikalarda yaşandı. Söz konusu felaket binasının yapım aşamasında hiçbir hukuki veya fiili görev almadığını iddia eden Tepebaşı, kendisinin tamamen farklı bir kooperatifte yöneticilik faaliyetleri yürüttüğünü öne sürdü. Kendi gelini ve dünürlerinin de aynı binanın enkazında kalarak can verdiğini mahkeme heyetine anlatan sanık, binanın çürük olduğunu bilmesi halinde kendi ailesinin orada ikamet etmesine asla müsaade etmeyeceğini savundu. Ancak savunmasının devamında sarf ettiği sözler salonda adeta buz etkisi yarattı. "Ben aslen öğretmenim, inşaat işlerinden, demirden, betondan anlamam" diyerek mesleki bilgisizliğini öne süren sanık, yıkılan binaların garanti sürelerinin çoktan dolduğunu ve hukuken zaman aşımına uğradığını iddia ederek beraat talebinde bulundu.
Acılı ailelerden olası kast talebi ve adalet feryadı
Sanığın kendini aklamaya yönelik bu soğukkanlı savunması, enkaz başında günlerce çaresizce beklemiş olan acılı ailelerin öfkesini daha da biledi. Duruşmada söz hakkı alan müştekilerden T.D., adaletin tam anlamıyla tecelli edebilmesi için adaletten kaçan firari sanıkların emniyet güçlerince bir an evvel yakalanıp demir parmaklıklar ardına gönderilmesini talep etti. Salondaki hüznün ve isyanın sesi olan bir diğer müşteki D.I. ise hakime dönerek, "Ben artık yaşayan bir ölü gibiyim hakim bey" diyerek içindeki tarifsiz yangını kelimelere döktü. Sanığın 'öğretmenim' savunmasına sert bir mantıkla karşı çıkan acılı vatandaş, "Madem kendisi bir öğretmendi, o halde neden gidip kooperatif başkanı olma gereği duydu? Neden bu evlerin yapımıyla, alım satımıyla ilgilendi?" sorularını yönelterek çelişkileri gözler önüne serdi. Aileler, sanıkların basit bir ihmalden değil, eylemlerinin sonuçlarını öngörebilecekleri olası kast suçlamasıyla çok daha ağır bir şekilde yargılanmalarını talep etti.
İddianame ne diyor ve süreç nasıl işleyecek
Tarafların beyanlarını, savcılık mütalaasını ve dosyadaki mevcut delil durumunu titizlikle inceleyen mahkeme heyeti, yargılamanın selametini sağlamak adına ara kararını açıkladı. Dosyada bulunan maddi eksikliklerin giderilmesi, toplanmayan delillerin mahkemeye sunulması ve firari şahısların yakalama emirlerinin infazının beklenmesi amacıyla duruşma 30 Haziran tarihine ertelendi. Mevcut tutuklu ve tutuksuz sanıkların adli durumlarında herhangi bir değişikliğe gidilmezken, gözler Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aylar süren incelemeler sonucunda hazırlanan o sarsıcı iddianame metnine çevrildi. Hukuki belgede, sanıkların tamamı hakkında inşaat süreçlerindeki hayati kusurları nedeniyle "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçlaması yöneltiliyor. Savcılık, bu ağır suçlama kapsamında her bir sanık için 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası öngörerek adaletin kılıcının keskinliğini vurguluyor. Şimdi tüm Türkiye, haziran ayında görülecek yeni duruşmadan çıkacak emsal niteliğindeki kararları bekliyor.




