İzmir’de kamuoyunun yakından izlediği kooperatif davasında tansiyon bir kez daha yükseldi. Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Heval Savaş Kaya hakkında ana dosyada oy çokluğuyla tahliye kararı verilmesine rağmen, her iki ismin de ayrı bir zimmet soruşturması kapsamında tutuklu olmaları nedeniyle cezaevinde kalmaları tepkilere neden oldu. Duruşmada söz alan avukat Defne Soyer, yaptığı uzun ve sert savunmayla yalnızca dosyaya değil, Türkiye’deki tutukluluk pratiğine dair kapsamlı eleştiriler yöneltti.

"Özgürlüğünden yoksun bırakılması kabul edilemez"

Savunmasına “isyan ediyorum” sözleriyle başlayan Defne Soyer, altı aydır süren tutukluluğun hukuki gerekçe içermediğini belirtti. Dosyada ne somut bir eylem ne de bu eylemi destekleyen delil bulunduğunu vurgulayan Soyer, suç isnadının varsayımlar ve iddialar üzerinden inşa edildiğini söyledi.

Soyer, “İftiralar üzerine başlamış, hiçbir eylem ve delil ortaya konulmayan, unsurları oluşmamış bir isnatla müvekkilin özgürlüğünden yoksun bırakılması kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Bu noktada mahkeme heyetine doğrudan seslenen Soyer, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının dosyada sistematik biçimde ihlal edildiğini savundu.

Ayakkabıcılar Odası’nda seçim mesajı: “Esnafa öncülük ettik”
Ayakkabıcılar Odası’nda seçim mesajı: “Esnafa öncülük ettik”
İçeriği Görüntüle

Savunmanın tonu yalnızca hukuki değil, vicdani bir çağrı niteliği de taşıdı. “Hangi hukukçu bu tabloya itiraz etmez?” diyen Soyer, yargılamanın geldiği noktada adaletin tercih edilmesi gerektiğini dile getirdi.

“Suç yaratmak için hukuku eğip büküyoruz”

Savunmanın en dikkat çeken bölümlerinden biri, Defne Soyer’in “Daha hukuku ne kadar eğip bükeceğiz suç yaratmak için?” sorusuyla başlayan çıkışı oldu. Bu sözlerle davanın özüne işaret eden Soyer, Tunç Soyer’in kamuoyunda ve siyasi yaşamında bu tür suçlamalarla anılmasının mümkün olmadığını ifade etti.

Kooperatif modelinin başarısızlığa uğramasının ya da çeşitli aksaklıklar yaşamasının cezai sorumluluk doğurmayacağını belirten Soyer, projeden yalnızca kooperatif üyelerinin değil, belediyenin ve Soyer’in de zarar gördüğünü söyledi. Bu durumun dahi kast ve çıkar iddialarını boşa düşürdüğünü savundu.

Savunmada dikkat çeken bir diğer vurgu ise siyasi saik iddiaları oldu. Defne Soyer, projeye zarar verilmesinin asıl amacının Tunç Soyer’e zarar vermek olduğunu, bu gerçeğin kamuoyunda açıkça görüldüğünü ifade etti. “Bu tabloyu daha fazla anlatmaya gerek var mı?” sözleri, salonda yankı uyandırdı.

Defne Soyer’in savunmasında en teknik ancak en sert bölümlerden biri, dosyaya son anda giren bilirkişi raporlarına yönelikti. Raporda yapılan değerlendirmelerin dosyadaki delilleri irdelemediğini, iddianame ve sanık beyanlarının tekrarından ibaret olduğunu söyledi.

“Otuz sayfalık bir kopyala-yapıştır metin için neden bu kadar bekledik?” diye soran Soyer, bilirkişi raporlarına yapılan itirazların yanıtsız bırakılmasını eleştirdi. Raporda ne gerekçeli bir analiz ne de hukuki bir yorum bulunduğunu vurguladı.

Savunmada ayrıca, kooperatif projesi kapsamında kamu zararı oluşmasının teknik olarak mümkün olmadığı ifade edildi. Belediyenin kasasından tek bir kuruş çıkmadığını hatırlatan Soyer, belediye şirketlerinin kamu yararı amacıyla kâr etmeyen alanlarda faaliyet gösterebileceğini, bunun hukuka aykırı olmadığını söyledi.

“Bu yalnızca bir tahliye talebi değil”

Savunmasının son bölümünde Defne Soyer, davanın bireysel bir özgürlük meselesinin ötesine geçtiğini vurguladı. Masum bir kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasının hukuk düzeninde derin bir sarsıntı yarattığını ifade eden Soyer, bu sarsıntının artık bir enkaza dönüşmemesi gerektiğini dile getirdi.

Mahkeme heyetinin bu yükün farkında olduğunu söylediğini belirten Soyer, cesaretle hukuk düzeninin korunması çağrısında bulundu. Tunç Soyer’in kamu vicdanında çoktan beraat ettiğini savunan Defne Soyer, mahkeme önünde de aynı sonucun kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

Savunmasını kişisel ama ölçülü bir notla tamamlayan Soyer, “Tunç Soyer benim babam. Onunla her zaman gurur duydum. Vicdanıyla yaşadı” sözleriyle konuşmasını noktaladı. Duruşma salonunda bu sözlerin ardından kısa bir sessizlik yaşandı.

Kaynak: haber merkezi