Kentin iki büyük metropol ilçesi olan Bornova ile Buca'yı dev bir yeraltı arteriyle birbirine bağlamaya hazırlanan ve tamamlandığında Türkiye'nin tamamen belediye öz kaynaklarıyla inşa edilen en uzun karayolu tüneli unvanını taşıyacak olan Buca Onat Tüneli projesi hız kesmeden devam ediyor. Şehrin kronikleşen trafik sorununa kalıcı bir çözüm getirmesi hedeflenen bu devasa mühendislik projesinin sadece yer altında değil, yer üstündeki etkileşim alanlarında da yoğun bir mesai harcanıyor. Tünelin geçeceği güzergah üzerinde yer alan ve teknik incelemeler sonucunda riskli yapı statüsünde olduğu tespit edilen binaların tahliye süreci, alışılagelmiş sancılı kentsel dönüşüm pratiklerinin aksine, tam bir sosyal belediyecilik anlayışıyla yürütülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları, bölge halkıyla kurulan şeffaf diyalog ve yasaların sunduğu esnek çözümler sayesinde, vatandaşların can ve mal güvenliğini önceleyerek hiçbir mağduriyete mahal vermeden süreci sorunsuz bir şekilde ilerletiyor.
Masadaki üç cazip seçenekle vatandaşın eli güçleniyor
Bölgedeki hak sahiplerini tedirgin etmemek ve yıllardır yaşadıkları mahalleden mağdur olarak ayrılmalarını önlemek amacıyla belediye yönetimi tarafından oldukça kapsamlı ve esnek bir program hazırlandı. Evini veya ticari işletmesini boşaltmak durumunda kalan vatandaşlara, adeta kendi kaderlerini belirleme şansı veren üç farklı ve güçlü seçenek sunuluyor. İlk seçenekte, yapısını ve arsasını tamamen devretmek isteyen hak sahiplerinin mülkleri, serbest piyasa koşullarındaki güncel bedeller üzerinden belediye tarafından peşin olarak satın alma yöntemiyle kamulaştırılıyor. İmzaların atılıp uzlaşının sağlanmasının ardından binanın tahliyesi ve güvenli yıkım işlemleri gerçekleştiriliyor.
İkinci seçenekte ise toprağından kopmak istemeyen vatandaşlar için mülkiyet hakkının korunması formülü devreye sokuluyor. Bu modelde, hak sahibi talep ederse sadece üzerindeki riskli yapı satın alınırken, arsanın mülkiyeti vatandaşa kalmaya devam ediyor. Üçüncü ve en çok dikkat çeken formül ise kat karşılığı sözleşme modeli olarak öne çıkıyor. Bu modeli seçen veya mülkünü tamamen satmak istemeyen vatandaşlar asla yalnız bırakılmıyor. Bölgede yapılacak olan zemin etütleri sonucunda alanın yeni bir inşaata uygun bulunmaması durumunda, vatandaşlara belediyenin kentin farklı noktalarındaki rezerv alanlarında bulunan mevcut veya yeni inşa edilecek konut ve iş yerlerinden teklifler götürülüyor. Üstelik bu süreç boyunca vatandaşlara, 2026 yılı rakamlarıyla aylık 30 bin TL gibi ciddi bir kira yardımı ve tek sefere mahsus olmak üzere 25 bin TL nakdi taşınma desteği sağlanıyor.
Uzlaşma odaklı şeffaf ve adil bir yol haritası çizildi
Sürecin teknik ve idari mutfağını yöneten İzmir Büyükşehir Belediyesi Emlak Şube Müdürü Aytaç Koçak, proje sahasındaki tüm taşınmazlar için hasar tespiti ve detaylı teknik incelemelerin eksiksiz olarak tamamlandığını vurguladı. Belediye Meclisi tarafından onaylanan ve vatandaşın mülkiyet hakkını sonuna kadar koruyan bir uygulama modeli geliştirdiklerini belirten Koçak, temel amaçlarının yargı süreçlerine takılmadan, idari yoldan son derece hızlı ve adil çözümler üretmek olduğunun altını çizdi. Uygulanan yeni yol haritasının şifrelerini veren Koçak, taşınmaz değerlemelerinin tamamen güncel piyasa dinamiklerine göre yapıldığını, her bir hak sahibiyle birebir görüşmeler gerçekleştirilerek detaylı teknik bilgilendirme yapıldığını ve uzlaşma protokollerinin hızla hayata geçirildiğini ifade etti. Mülkiyet sorunu kalıcı ve yasal bir çözüme kavuşana kadar, tahliye edilen binalardaki vatandaşların barınma ihtiyaçları için sağlanan tüm desteklerin kesintisiz olarak devam edeceğini de sözlerine ekledi.
"Önceliğimiz insan hayatı kararı yurttaş veriyor"
Sürecin tamamen vatandaşın inisiyatifi, özgür iradesi ve onayıyla ilerlediğine dikkat çeken Şube Müdürü Koçak, tapu devir başvurularının bile doğrudan süreci devam ettirmek isteyen vatandaşlar tarafından bizzat yapıldığını belirtti. Ödenen 30 bin liralık kira desteğinin sabit kalmayıp her yılın ekonomik şartlarına göre güncellenerek hesaplara yatırılacağını vurgulayan Koçak, "Bizim buradaki mutlak önceliğimiz bölge halkının can ve mal güvenliğidir. Tünel inşaatı ilerlerken yurttaşlarımızı riskli bölgeden hızlı ve sağlıklı yaşam alanlarına nakletmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Koçak ayrıca, kat karşılığı anlaşma yapan vatandaşların yeni evleri veya iş yerleri teslim edilene kadar kira yardımından faydalanmaya devam edeceklerini, dileyenlerin ise bu süreçte belediyenin sunduğu sosyal konut imkanlarından da yararlanabileceğini hatırlattı.
Sosyal hizmetler ağıyla milyonlarca liralık dev bütçe aktarıldı
Devasa altyapı projesinin soğuk yüzünü ısıtan asıl faktör ise belediyenin devrede tuttuğu sosyal destek mekanizmaları oldu. Teknik çalışmalarla eş zamanlı olarak yürütülen sosyal yardımlar kapsamında, bölge halkının taşınma ve barınma ihtiyaçları için ciddi bir bütçe ayrıldı. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı yetkililerinden Cem Yavuz Kaplan'ın kamuoyuyla paylaştığı rakamlar, desteğin boyutunu gözler önüne seriyor. Resmi verilere göre, geride bıraktığımız 2025 yılında 40 farklı hak sahibine toplamda 1 milyon liraya yakın taşınma yardımı sağlanırken, 2026 yılının sadece ilk aylarında 19 vatandaşa daha 475 bin liralık nakdi destek sunuldu. Daha da önemlisi, kira yardımları kalemi altında 2025 yılında 13 hak sahibine bir yıllık peşin olarak toplam 4 milyon 320 bin lira ödeme gerçekleştirildi. İçinde bulunduğumuz 2026 yılında ise aylık 30 bin lira olarak güncellenen rakam üzerinden, an itibarıyla 60 vatandaşa düzenli olarak kira desteği yatırılmaya devam ediliyor ve bu kalemde şu ana kadar 1 milyon 675 bin liralık bir kaynak bölge halkına aktarılmış durumda.




