Uzun ve sabırla geçen bir oruç ayının sonuna yaklaşırken, çarşı pazarda ve çarşılarda bayram alışverişi telaşı zirveye ulaştı. Bir ay boyunca değişen beslenme düzeninin ardından vatandaşlar, bayram sofralarını süsleyecek ve misafirlerine ikram edecekleri lezzetler için pastane ve marketlerin yolunu tutuyor. Ancak bu yoğun ve karlı alışveriş dönemi, piyasadaki kötü niyetli üreticilerin de hızla harekete geçmesine neden oluyor. Konuyla ilgili kamuoyunu aydınlatan ve hayati uyarılarda bulunan Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Toprak, özellikle şerbetli hamur işleri, şekerleme ve çikolata satışlarında yaşanan dönemsel patlamanın halk sağlığını doğrudan tehdit eden fırsatçılara geniş bir zemin hazırladığını vurguladı. Uzman isim, bir aylık oruç sürecinden çıkan yorgun sindirim sisteminin aniden ağır, şerbetli ve aşırı şekerli gıdalara maruz kalmasının zaten tıbbi açıdan bir risk oluşturduğunu, buna bir de hileli ve kimyasal katkılı gıdaların eklenmesiyle hastane acillerinin dolup taşabileceğini ifade etti.
Fiyat etiketi sahtekarlığın en net göstergesi
Vatandaşların alışveriş telaşı sırasında dikkat etmesi gereken en önemli ve belirleyici kriterlerin başında, ürünlerin tezgahlardaki satış bedeli geliyor. Artan maliyetler ortadayken piyasa ortalamasının çok altında satışa sunulan ürünlerin kesinlikle şüphe uyandırması gerektiğinin altını çizen yetkili, sektörde yapılan hilelerin akıl almaz boyutlara ulaştığına dikkat çekti. Geleneksel lezzetlerimizin vazgeçilmezi olan ve lüks tüketime giren baklavalarda Antep fıstığı yerine gıda boyasıyla yeşile boyanmış yer fıstığı ve hatta kurutulmuş bezelye tozu kullanıldığına dair çarpıcı tespitler aktaran Toprak, kaliteli bir tatlı üretiminde kullanılan tereyağı, şeker ve diğer temel ham maddelerin piyasa değerinin herkes tarafından bilindiğini hatırlattı. Tüketicilerin bütçelerini korumak isterken "ucuz" etiketinin cazibesine kapılmaması gerektiğini belirten uzman, ederinin çok altında satılan şerbetli ürünlerin ve vitrinleri süsleyen sözde kakao ürünlerinin büyük ihtimalle taklit ve tağşiş yöntemiyle üretildiğini, örneğin gerçek kakao yağı kullanmak yerine insan sağlığına zararlı ucuz bitkisel yağlar ve kalitesiz pralin kullanılarak halkın cebinin ve sağlığının gasp edildiğini dile getirdi.
Gizlenen içerikler ölümcül reaksiyonları tetikleyebilir
Gıda terörünün sadece ekonomik bir hırsızlık veya aldatmaca olmadığını, aynı zamanda insan hayatıyla doğrudan Rus ruleti oynamak anlamına geldiğini belirten gıda denetmenleri, sahte ürünlerin etiketlerindeki eksik, yanıltıcı veya tamamen yanlış bilgilerin tam anlamıyla bir felakete davetiye çıkardığını belirtiyor. Yaşanabilecek en büyük ve ani tehlikelerden birinin solunum yollarını tıkayan anafilaktik şoklara varabilen reaksiyonlar olduğuna değinen Toprak, etiket üzerinde açıkça belirtilmemesine rağmen tüketilen bir ürünün içinde gizli bir alerjen bulunmasının telafisi imkansız acı sonuçlar doğurabileceğini kaydetti. "Siz güvendiğiniz bir fıstıklı ürünü aldığınızı zannedersiniz ancak maliyeti düşürmek için içine katılan farklı bir kuruyemiş türüne karşı alerji durumunuz varsa, o neşeli bayram sabahınız bir anda hastane koridorlarında bitebilir" sözleriyle tehlikenin görünmeyen boyutunu anlatan uzman, ambalajsız ve açıkta satılan ürünlere karşı iki kat daha dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. İçeriği belirsiz, kimyasal boya ve tatlandırıcılarla bezenmiş maddelerin tüketilmesiyle birlikte toplu gıda zehirlenmesi vakalarında da bayram günlerinde ciddi artışlar yaşanabileceğine işaret eden Toprak, resmi denetimlerin yetişemediği noktalarda tüketicinin mutlaka kendi otokontrolünü sağlaması ve şüpheli durumları yetkili mercilere ihbar etmesi gerektiğini ifade etti.
Güvenilir esnaftan şaşmamak hayati önem taşıyor
Günümüzde piyasadaki hileli üretim tekniklerinin endüstriyel boyutta ve giderek daha profesyonel bir hal alması, sıradan bir tüketicinin sahte ürünü gerçeğinden ayırmasını neredeyse laboratuvar analizi olmadan imkansız hale getiriyor. Bir gıdanın sahte olup olmadığını sadece tadına bakarak, koklayarak veya vitrindeki dış görünüşünü inceleyerek anlamanın günümüz koşullarında çok zor olduğunu belirten mühendisler, tam da bu noktada alışveriş yapılan adresin ticari geçmişi ve güvenilirliğinin devreye girdiğini söylüyor. Yaklaşan Ramazan Bayramı öncesinde tüm vatandaşlara sağduyu çağrısında bulunan Toprak, telaşla yapılan alışverişlerin mutlaka bilinen, üretim ve denetim süreçleri şeffaf işleyen kurumsal firmalardan veya yıllardır aynı mahallede dürüstçe hizmet veren, kalitesinden emin olunan esnaflardan yapılması gerektiğini önemle tavsiye etti. Hem ailenin en savunmasız bireyleri olan çocukların hem de eve gelen misafirlerin sağlığını riske atmamak adına, ambalajlı ürünlerde etiket okuma kültürünün yaygınlaşması, son kullanma tarihlerinin kontrol edilmesi ve firmaların işletme kayıt belgelerinin sorgulanması, bayram sevincinin kabusa dönüşmemesi için atılacak en güçlü tüketici adımı olarak öne çıkıyor.




