Türkiye genelinde bireylerin kendi sağlıklarını yönetme becerilerini ve tıp sistemini kullanma alışkanlıklarını ölçen kapsamlı bir araştırma, sağlık okuryazarlığı ile hastane pratikleri arasındaki derin çelişkiyi ortaya koydu. Tüketici sağlığı şirketi Haleon'un Ipsos Türkiye iş birliğiyle gerçekleştirdiği "Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması", vatandaşların modern tıp kanalları, teknolojik imkanlar ve koruyucu sağlık uygulamaları arasında nasıl bir denge kurmaya çalıştığına ışık tutuyor. Doğrudan Türkiye genelini temsil eden 2 bin 8 kişinin katılımıyla yapılan anketler ve eczacılarla yürütülen derinlemesine görüşmeler, birinci basamak sağlık hizmetlerinin tıkandığı noktaları net bir şekilde deşifre ediyor.

Her iki kişiden biri acil servisleri hızlı çözüm noktası olarak görüyor

Araştırma verilerinde en dikkat çekici ve kamusal sağlık yönetimini doğrudan ilgilendiren başlık, acil servislerin kullanım amaçlarındaki sapma oldu. Katılımcıların yüzde 50'si karşılaştıkları sağlık sorununun niteliğine, derinliğine veya ciddiyetine bakmaksızın doğrudan acil servise başvurabileceğini belirtti. Toplumun yarısı tarafından hafif rahatsızlıklarda dahi acil servislerin bir "hızlı çözüm noktası" olarak algılanması, triyaj kademelerini felç eden en temel faktör olarak öne çıkıyor. Bu durum, acil servislerin birincil ve hayati işlevinin dışına çıkmasına yol açarken, poliklinik randevusu alamayan veya sıra beklemek istemeyen hastaların yarattığı yoğunluk nedeniyle genel sağlık sistemi üzerindeki yükün katlanarak artmasına neden oluyor.

Renklerin gücüyle kansere meydan okuyan çocuklardan büyüleyici sergi
Renklerin gücüyle kansere meydan okuyan çocuklardan büyüleyici sergi
İçeriği Görüntüle

Sağlık bilgisini sorgulamada yapay zekanın payı yarıya ulaştı

Geleneksel doktor-hasta ilişkisi dijitalleşmenin getirdiği yeni nesil danışma mekanizmalarıyla kabuk değiştiriyor. Araştırmaya göre Türkiye'de sağlık konusunda en güvenilir bilgi kaynakları yüzde 84 ile doktorlar ve yüzde 79 ile eczacılar olmaya devam ediyor. Ancak bu geleneksel güven oranlarına tezat oluşturacak biçimde, katılımcıların yaklaşık yarısı sağlık bilgisine ulaşmak için modern yapay zekâ araçlarından yararlandığını itiraf ediyor. Dijital asistanları ve algoritma tabanlı sistemleri kullanan vatandaşlar, en çok hastalık ve semptom yorumlama, uyku ve beslenme önerileri alma ile alternatif tedavi seçeneklerini araştırma amacıyla arama motorlarının ötesine geçerek bu yeni nesil araçlara başvuruyor. Bu durum, dijitalleşen dünyada bireylerin hekime gitmeden önce bir ön eleme mekanizması kurmaya çalıştığını gösteriyor.

Ruh sağlığı önemseniyor fakat profesyonel destek göz ardı ediliyor

Toplumun zihinsel refahı ve psikolojik dayanıklılığı söz konusu olduğunda, farkındalık düzeyi ile eyleme geçme pratiği arasında ciddi bir uçurum gözleniyor. Araştırma kapsamında katılımcıların yüzde 84'ü ruh sağlığının genel yaşam kalitesi için çok önemli olduğunu açıkça beyan ederken, bu alanda uzman bir psikolog veya psikiyatrdan profesyonel destek alanların oranı yalnızca yüzde 26'da kalıyor. Toplumun yüzde 44'ü günlük stres düzeyini "yüksek" veya "tahammül edilemez" olarak tanımlasa da bu kronik gerilimi klinik olarak çözülmesi gereken bir sağlık sorunu yerine, hayatın kaçınılmaz ve olağan bir parçası olarak görmeyi tercih ediyor. Ekonomik ve sosyolojik bariyerlerin de etkisiyle ruhsal iyilik hali, teoride kabul gören ancak pratikte profesyonel bir yatırıma dönüştürülmeyen bir alan olarak kalıyor.

Koruyucu sağlık uygulamalarında en yaygın refleks su tüketimi oldu

Bireylerin hastalıklardan korunmak ve vücut dirençlerini yüksek tutmak adına son bir ay içinde en sık başvurduğu pratik öz bakım davranışları incelendiğinde, listenin başında temel yaşam kaynakları yer alıyor. Türk toplumunun günlük yaşam akışında en düzenli uyguladığı öz bakım davranışı, günlük su tüketimine dikkat etmek olarak kayıtlara geçti. Bunu sırasıyla dengeli beslenmeye özen göstermek ve gün içinde düzenli yürüyüşler yapmak takip etti. Öte yandan dehidrasyon ve metabolik dengenin korunması adına yürütülen bu pratik çabaların yanı sıra, toplumun ortalama uyku süresi ise biyolojik sınırların ideal alt sınırı olan 7 saat olarak ölçüldü. Koruyucu uygulamaların popülerliği artsa da bunun hastane yükünü azaltacak seviyede sistemli bir bilince dönüşmediği görülüyor.

Etiket: Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması, acil servis yoğunluğu, sağlık sistemi yükü, yapay zekâ sağlık, Haleon Ipsos araştırma, ruh sağlığı desteği, koruyucu sağlık, su tüketimi, tıp dünyası, toplumsal sağlık alışkanlıkları

Kaynak: HABER MERKEZİ