İYİ Parti Lideri Meral Akşener, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Akşener, İsveç'te aşırı sağcı politikacının Kur'an-ı Kerim yakmasına tepki göstererek, "Bu vandallık, bu barbarlık, bu düşmanlık dünyanın hiçbir yerinde fikir hürriyeti olarak pazarlanamaz. Bu düpedüz bir nefret suçudur. İsveç hükümetinin 'insan hakları' kisvesiyle bu duruma yol vermesi ise asla ve asla kabul edilemez bir acizliktir. Bu acizliği bir kez daha şiddetle kınıyorum. Türkiye Cumhuriyeti devletini yöneten bir iktidar böyle ciddi bir konuda sadece eleştiriyle, göstermelik tepkilerle yetinemez. Siyaset üstü gördüğümüz bu tip konularda iktidarın yapması gereken, 'dostlar alışverişte görsün' anlayışının ötesine geçmektir. Devleti yönetenler bu sorumlulukla ve yetki sahibi olmanın ciddiyetiyle hareket etmek zorundadır" dedi.

'İSVEÇ HÜKÜMETİNİ YARGIYA ŞİKAYET EDECEĞİZ'

İYİ Parti olarak bu konuda bir adım atacaklarını duyuran Akşener, "Üstelik bu adım İsveç Savunma Bakanının ülkemize gelişini ertelemekten veya yandaş kanallarda mizansenler yazmaktan çok daha sonuç odaklı bir adım. Bu aşağılık eylem fikir özgürlüğü olarak pazarlanamaz. Nitekim bunu sadece biz değil İsveç'in de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de söylüyor. Sözleşme kapsamında, bu şekilde korunan bir özgürlük yok. Dolasıyla bu tablo karşısında biz de İsveç'te İYİ Parti gönüllülerimizden bir grubu hareket geçirdik. Cuma günü Stokholm'deki bir yerel mahkemede failler hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Bu nefret suçunun gerçekleşmesine yol verdiği için İsveç hükümetini yargıya şikayet edeceğiz. Tüm iç hukuk yolları tüketildikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidilecek. Ve inanıyoruz ki; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bizi haklı bulacak" diye konuştu. 

'ADIM ATAN TEK BİR MAKAM BİLE YOK'

Akşener, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel eski Başkanı Sinan Ateş cinayetiyle ilgili de "Sinan Ateş'e karşı aşağılık bir suikast düzenlendi. Güvenlik güçlerimizin olayın aydınlatılması için ellerinden geleni yapacağına inandım. Bengisu ve Banuçiçek kızlarımızın göz yaşlarının yüzü suyu hürmetine devletin devletliğini, yargının da sorumluluğunun gereğini yapmasını bekledim. Ancak suikastin üzerinden geçen 26 günün ardından görüyorum ki bu olay artık aileyi aşmış ve devlet yönetiminde ciddiyetin ne denli kaybolduğunu bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Ülkemizde can güvenliğinin, hukukun ve adaletin ne denli tahrip edildiği bir kez daha karşımıza çıkmıştır. Devletin dört bir yanını saran mafyalar, simsarlar, tefeciler, uyuşturucu kaçakçıları gün gibi ortalığa saçılmıştır. Aşağılık suikastin üzerinde birçok soru işareti varken, toplum vicdanı atılan her şaibeli adımla yara alırken, milletimiz devletini topyekun göreve çağırırken adım atan tek bir makam bile yok. Yazıklar olsun" ifadelerini kullandı. 

'PALAVRANIN BİNİ BİR PARA'

Ekonomiye ilişkin gelişmelere de değinen Akşener, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin açıklamalarını hatırlatarak, "Nebati bakan çıkıp, 'Kasımda enflasyonun boynunu kırdık. Aralıkta belini kırdık. Şimdi devamı gelecek. Bundan sonra enflasyonla mücadelede en rahat alandayız' diyor. Palavranın bini bir para. Hem enflasyonla mücadeleden söz ediyor hem de 'Türk Lirası'nı değerli hale getirirseniz sanayi yavaşlar, işsizlik olur. Türk Lirası'nı değersiz hale getirirseniz ise bunun tam tersi olur' diyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Böyle bir cahillik, böyle bir iş bilmezlik olabilir mi? Hem enflasyonla mücadeleyi hem de Türk Lirası'nı değersiz hale getirmeyi aynı anda hedefleyemezsiniz. Birinden birini öncelemeniz gerekir. Eğer ki Türk Lirası'nın değersiz olmasını savunuyorsanız 'Yaşasın enflasyon' demeniz gerekir ki zaten siz düpedüz bunu savunuyorsunuz. En azından dürüst olun" dedi.

'14 MAYIS'TAN SONRA BİZ GELİYORUZ'

Akşener, daha sonra Diyarbakır'da kendisine ulaşan ve seslerini duyurmalarını isteyen mimarları anarak, "Kadro sorunları var, çözüm bekliyorlar. İktidar ise her zamanki gibi oralı bile değil. Bugün buradan iktidar sesinizi duydu duydu, duymadı 14 Mayıs'tan sonra zaten biz geliyoruz" diye konuştu.
Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimler için 14 Mayıs'ı işaret etmesiyle ilgili de "Neden seçimlere bu kadar az bir süre kala erken seçim kararı aldılar biliyor musunuz? Çünkü gençlerden korkuyorlar. Çünkü gençlerin oy kullanmasından korkuyorlar. Çünkü gençlerin onları sandığa gömeceklerini çok iyi biliyorlar. Okulların açık olduğu bir zamanda, hatta sınavların olduğu bir dönemde seçim yapmak demek; gençlere, 'oy kullanmayın' demektir. Bu kadar basit. İktidar şunu çok iyi biliyor ki; öğrencilerimizin birçoğunun ikametgahı okuluyla aynı şehirde değil. Yani seçim için memleketlerine dönmek zorundalar. Üstelik birçok öğrencimizin de oy kullanmak için memleketlerine gidip geri dönecek durumu yok. Ne aileleri ne de kendileri, otobüs biletini bile karşılayacak güce sahip değil. Kimse merak etmesin. Artık biz varız. İYİ Parti olarak bizim için bu tip tezgahları bozmak özel bir ilgi alanı. Kurulduğumuz günden beri hamdolsun uzmanı olduk ve her zaman olduğu gibi evelallah bu tezgahı da bozacağız" diye konuştu. (DHA)