Kuşaktan kuşağa aktarılan taşımacılık: At arabacılığı

Uzun yıllar boyunca bu zahmetli taşıma türü, tüm teknolojik gelişmelere ve araç yoğunluğuna rağmen önemini hiç yitirmedi. Hiçbir şehrin yolunun geçmediği Diyadin ilçesinin yükünü omuzlamış emektarlar geçmişi geleceğe taşımaya niyetli

Kuşaktan kuşağa aktarılan taşımacılık: At arabacılığı

Haber/ İhsan BİRGÜL

Diyadin, Ağrı'nın yedi ilçesinden biri. Murat Nehri'nin etrafındaki kanyonların üzerinde bulunan eski Diyadin Kalesi'nin etrafında kurulmuş, eski ve küçük bir ilçe. Abartı gibi gelebilir ama hiçbir şehrin yolunun geçmediği bir ilçe. Bu kendine has özellikleri olan ilçe, içe dönüklüğüne rağmen çok çeşitli kişilik ve kültürlere sahip. Bu kültürlerin belki de en eskilerinden biri at arabacılığıdır. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu zahmetli taşıma türü, tüm teknolojik gelişmelere ve araç yoğunluğuna rağmen hiç önemini yitirmedi. Diyadin'in yükünü omuzlamış emektar "keleskeciler" -çünkü Diyadin'de herkes böyle hitap eder onlara- adeta yok olmaya yüz tutmuş bir kültürü yaşatmaya çalışıyorlar. Yazın sıcağından, kışın soğuğundan çatlayan yüzlerine rağmen şehre gülümseyen bu emektarlar geçmişi geleceğe taşımaya niyetli. Biz de atlarını ekmek teknesi olarak görüp, onları gözleri gibi koruyup kollayan ve bu kültürün devam ettiricisi at arabacılarına bu meslek ve kültürü sorduk.

ŞEHRİN YÜKÜNÜ TAŞIYOR

55 yaşındaki Cemal Sancak çeyrek asırdan fazladır bu işi yapanlardan biri. En eskilerden yani. Bu işte 35 senesini devirdiğini dile getiren Sancak şunları dile getirdi: "İlçemiz çok eski bir yerleşim yeri fakat belediye olması 1926 yılına denk geliyor. O zamandan beri ilçemizin en geçerli taşıma araçları 'keleske' dediğimiz at arabalarıdır. Ben 35 senedir bu işi yapıyorum. Biz, bizden önceki kuşaktan aldık bu mesleği, bizden sonraki kuşağa aktardık, aktarıyoruz. Daha eski yıllarda at arabaları ile köylere gidip çerçilik yapan arkadaşlarımız vardı. Otomobil sayısı arttıkça o kültür neredeyse bitti. Fakat biz hala varız. Yaz kış demeden bu şehrin yükünü taşıyoruz. Soğuk bir memleket olduğumuzdan dolayı sonbaharda neredeyse bu şehrin bütün yakacak odunu, kömürü, kışlık un ve patatesi bizim sırtımızda taşınıyor. Yazın ise çoğunlukla inşaat malzemelerini taşıyoruz. Yaz kısa sürdüğü için, o mevsimde çok yoğun bir şekilde inşaat çalışması olur. Özellikle çatı kapatma. Böylesi işlerde bazen bir iki parça için bile nakliye gerekir. O zaman da akıllara ilk biz geliriz. Örneğin; Murat Nehri'nden kumu çıkarmadan tutun, çeşitli renklerdeki çatı saclarına kadar, keresteden tutun çimentoya kadar inşaat ile ilgili ne varsa taşıyoruz."


Yaklaşık 5 senedir bu iş alanında olduğunu söyleyen 30 yaşındaki Metin Yalçın, kendilerinin neden tercih edildiklerini şu şekilde ifade etti: "Bizim buranın çoğu sokağı ya dar ya da rampadır. Böyle olunca kamyonetlerden daha çok tercih ediliyoruz. Bilindiği gibi burada kışın bazen hava -35'leri buluyor. Bu havalarda kimi kamyonetler bırakın mahallelere yük taşımayı, olduğu yerde bile çalışamıyor. Ayrıca biz yükü sadece taşımıyoruz, aynı zamanda indirme ve bindirmesini de yapıyoruz. Mesela; bir evde eğer taşıdığımız yükleri içeri taşıyacak kimse yoksa genç veya sağlıklı bir kişi, biz o yükleri evlerin içine de taşıyoruz Bu da bizim tercih edilmemizin nedenlerinden biridir. Daha önceki belediye başkanı döneminde 'patpat' adını verdikleri motorlu araçlar imal edilmesine rağmen, gerek trafiğin izin vermemesi gerekse at arabacılığının artık burası ile özdeşleşen bir kültür olması nedeniyle o araçlar öylece kaldı. Zor şartları olsa da bu şehrin yükü yine bizim omuzlarımızda kaldı."

AT SEVGİSİ ŞART

15 yaşından beri bu işi yapan 35 yaşındaki Feyat Kocamış da şehirdeki işsizlikten dolayı bu işe girdiğini belirterek, "Başka bir iş olmadığından bu işe girdik. Sonra da devam ettik. Bir süre sonra insanlar size, siz de işinize ve atlarınıza alışıyorsunuz. Sigortamız yok, başka bir sosyal güvencemiz yok fakat yine de bir kültürü, ekmek paramızı da kazanarak yaşatıyoruz. Bu işte en önemli nokta hayvan sevgisi yani at sevgisi. Bizim için atlarımız her şeyden önce gelir. Yemlerine, sularına ve terlemelerine çok dikkat ederiz. Hayvan sevgisi ile beraber bu atlar bizim ekmek teknemiz. Bu şehrin yükünü beraber sırtlıyoruz. Zorlu şartlara rağmen atlarımızın bakımlarına çok dikkat ederiz" dedi.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ümit bakır
Ümit bakır - 1 ay Önce

Böylesi güzel geleneklerimizin var oluşu bize mutluluk enjekte ediyor . Temenim böylesi güzel geleneklerin devamlılığının sağlanması ve tarihin tozlu sayfalarına gömülmemesidir . Sayın ihsan birgül sizlere teşekkürlerimi sunarım ☺