İzmir’in kalbinde yer alan 100. Yıl Anı Evi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’na özel düzenlenen “Milli Mücadele’nin İzinde: Anı, Tarih ve Vefa” başlıklı buluşmada, ziyaretçilerini tarihin sessiz tanıklığıyla bir araya getirdi. Konak Belediyesi ile İzmir İnisiyatifi Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlik, savaş yıllarının belleğini bugünün duygu dünyasıyla buluşturdu. Şehrin farklı ilçelerinden gelen katılımcılar, anı evinin gölgesinde bir araya gelerek, Türkiye’nin bağımsızlık yürüyüşünü anlatan belgeler ve objeler eşliğinde o zorlu günlerin izini sürdü. Etkinlik alanında kurulan düzen, yalnızca bir törenden ibaret kalmadı; aynı zamanda geçmişle bugün arasında canlı bir köprü kurdu.

100. Yıl Anı Evi’nde 30 Ağustos’a Özel Buluşma (1)

Sürücüler dikkat: İzmir'de 29 Ağustos'ta kritik yol trafiğe kapanıyor!
Sürücüler dikkat: İzmir'de 29 Ağustos'ta kritik yol trafiğe kapanıyor!
İçeriği Görüntüle

Şehit yakınları ve gazilerle anlamlı paylaşımlar

Programın odağında şehit yakınları, gaziler ve aileleri vardı. Onlar, bu toprakların hangi fedakârlıklarla vatan kılındığını en yakından bilenlerdi. Etkinlik boyunca yalnızca hatıralar anlatılmadı; aynı zamanda ortak bir yasın ve ortak bir gururun dili kuruldu. Konuşmalar arasında gözyaşıyla gülümsemenin birbirine karıştığı anlar yaşandı. Katılımcılar, hatıra defterlerine duygularını yazarken, “milli mücadele”nin yalnızca bir tarih başlığı değil, aynı zamanda bugün hâlâ sürdürülen bir vicdan meselesi olduğunun altını çizdi. Bu yönüyle buluşma, anmanın ötesine geçti; kente yayılan bir vefa çağrısına dönüştü.

Konuşmalarda Cumhuriyet'in değerleri öne çıktı

Etkinliğin ilk bölümünde kürsüde söz alan isimler, 30 Ağustos’un yalnızca askeri bir zafer değil, Cumhuriyet’e giden yolun en kritik eşiği olduğuna dikkat çekti. “Zafer, bir millete özgüvenini geri veren andır” vurgusu sahada sık sık duyuldu. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ve barış fikrine bağlılığı, günümüz dünyasının sert rüzgârlarıyla kıyaslanarak anıldı. Konuşmacılar, “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesinin, yalnızca diplomatik bir söylem değil, ülkenin kültür ve eğitim politikalarında da yol gösterici olması gerektiğini belirtti. Bu çerçevede, müzeler, kütüphaneler ve anı evleri gibi hafıza mekânlarının, yeni kuşakların tarihsel bilinçle yetişmesinde kritik rol üstlendiği vurgulandı.

100. Yıl Anı Evi’nde 30 Ağustos’a Özel Buluşma (10)

Anı odalarında sessiz bir yolculuk

Programın ikinci bölümünde, anı evinin farklı temalardaki odaları, rehber eşliğinde ziyaretçilere açıldı. Fotoğraflar, mektuplar, haritalar ve kişisel eşyalar, bir dönemin çetin mücadelesini tek tek sahneye çağırdı. Her bir nesne, sözün bittiği yerde başlayan bir hikâye gibiydi. Ziyaretçiler, kimi zaman bir askerin el yazısıyla yazdığı kısa bir notun, kimi zaman bir cephe fotoğrafının karşısında sessizliğe büründü. Bu deneyim, katılımcılara milli mücadelenin yalnızca cephede değil, evlerin içinde, atölyelerde, tarlalarda ve sıralarda da sürdüğünü hatırlattı. Anı odalarının dramaturjisi, ziyaretçilere tarih dersinin ötesinde bir empati alanı sundu: Geçmişi yalnızca okumayı değil, hissetmeyi de mümkün kıldı.

Ulvi Puğ’un çağrısı: Hafızayı birlikte koruyalım

Etkinliğe katılan İzmir Milli Kütüphane Vakfı Başkanı Ulvi Puğ, konuşmasında ulusal hafızanın korunmasında müzeler ve kütüphanelerin taşıdığı önemi öne çıkardı. Puğ, “Yüzlerde Atatürk aydınlığı, yüreklerde vatan sevgisi” sözleriyle salondaki birlik duygusunu pekiştirdi. Cumhuriyet’in kazanımlarının çocuklar ve gençlerle buluşmasının, geleceğin en sağlam teminatı olduğunu vurguladı. Atatürk’ün çocuklara ve gençlere duyduğu güvenin, bayramların anlamı ve taşıdığı mesajlarda ete kemiğe büründüğünü hatırlatan Puğ, “En büyük eser Cumhuriyet’tir ve emanet gençlerdedir” yaklaşımının eğitim politikalarında somut karşılık bulması gerektiğini söyledi. Bu konuşma, hafıza mekânlarının yalnızca gezilen yerler değil, toplumsal dayanıklılığı artıran kültür kurumları olduğu fikrini güçlendirdi.

Kaynak: Haber Bülteni