GENEL

Zeybek aşkı sokaklara taştı

Yıl 1972… Fransa’nın Dijon kentinde, 52 ülkenin katılımıyla düzenlenen “Dünya Halk Oyunları Olimpiyatı”nda dünya birincisi olan İzmir Folklor Derneği ekibinde yer alan Sinan Güngör, bu sevdasını doğup büyüdüğü Basmane sokaklarında, tıpkı o muhteşem günlerde olduğu gibi yaşatmaya devam ediyor.

Abone Ol

Onu çoğu zaman tarihi semtin sokaklarında, aradan yıllar geçse de aynı heyecanla Zeybek oynarken görmek izleyenlere büyük keyif veriyor. Folklor sevgisinin yaş tanımadığını, yediden yetmişe herkese gösteren Güngör, ekip olarak altın madalya kazandıkları, Türk bayrağını göklere çektirip 52 ülkeye İstiklal Marşı’nı dinlettikleri Fransa’daki o unutulmaz final gecesini şöyle anlatıyor: “15 bin kişilik açık hava tiyatrosundaydık.

9 Eylül Gazetesi (@dokuzeylul_com)'in paylaştığı bir gönderi

Son üçe kaldık: Yugoslavya, Japonya ve Türkiye. Yugoslavya okundu. Dört kez dünya birincisi olmuş bir ekipti, elendi. Sonra Japonya dendi. Bizim ekip heyecandan yere çöktü. Bir kız arkadaşım bayıldı. Sonra tekrar sahneye çağırdılar: ‘Dünya birincisi Türkiye!’ Bu anonsu son nefesime kadar unutmayacağım. Biz bu toprakların kültürünü sahnede değil, yaşayarak taşıdık. Dünya birinciliği de böyle geldi zaten.”

“Birleşin, İzmir Olun”

Kendisinin bir Basmane çocuğu olduğunu her fırsatta gururla dile getiren 75 yaşındaki Sinan Güngör, hâlâ dedesinden kalma 150 yıllık evde yaşadığını belirtiyor: “Hayatımın büyük kısmı burada; folklorla, oyunla, insanla geçti. Biz bu işe 1967 yılında başladık. O zamanlar Ege Turizm Folklor Cemiyeti vardı. Eskişehir’de küçük bir kulüp gibiydi. Talip Özkan, Sevgi Babaoğlu ve Salih Orhun hocalık yapıyordu. Şahin Ünal’la birlikte orada başladık, sonra Kordon’a geçip Sevgi Babaoğlu’yla devam ettik. 1968’de dernekleşme fikri doğdu. Basmane’de kurduk derneği; hepimiz Basmaneliydik. Erkekleri bulmak kolaydı ama kız bulamıyorduk. Cumhuriyet Kız Meslek Lisesi’nde öğretmen olan Ertuğrul Hocamız devreye girdi: ‘Erkekler Basmane’den, kızları ben ayarlayacağım’ dedi. İlk kızlarımızın hepsi Cumhuriyet Kız Lisesi’nden geldi.” Derneğin kurulmasında önemli bir isim de Hümeyra Özbaş’tı. Kuşadası’ndaki Kısmet Oteli’nin sahibi ve Abdülhamid’in torunu olan Özbaş, bir gün onlara şöyle demiş: “Niye hepiniz ayrı ayrı gidiyorsunuz? Birleşin, İzmir olun.” Başkanlığı da kendisi üstlenmiş ve derneğin ilk kurucu başkanı olmuştu. Dernek merkezi Alsancak’ta olsa da ruhu Basmane’ydi. “Genelde Kuşadası Tatil Köyü’ne, Foça’ya gidiyorduk. O zamanlar oralara Türkler alınmazdı; Fransızlar gelirdi. Ama folklor grubu olarak bizi çağırırlardı. İzmir Turizm Folklor Derneği büyük ve disiplinli bir grup olduğu için genelde bizi tercih ederlerdi.”

Dünya Birinciliğine Giden Yol

Yurt dışı hikâyelerinin Menter Şahinler sayesinde başladığını anlatan Güngör şöyle devam ediyor: “Mülkiye’de okumuş, sonra Paris’te konsolos olmuştu. Bir gün ‘Dijon’da uluslararası bir halk oyunları yarışması var’ dedi. Ama şart koydular: ‘Sizi görmeden davet etmeyiz.’ 1971’de trenle, günler süren bir yolculukla Dijon’a gittik. Yaklaşık 50 kişiydik, enstrümanlarımızla. Bizi izlediler ve beğendiler. ‘Erzurum kız kostümleri, Zeybek, Halay ve Kafkas getirin; bunlar çok şaşaalı’ dediler. 1972’de bu kez otobüsle gittik. 52 ülke katılıyordu. Meğer yarışma dünyada 27’nci kez yapılıyormuş ama Türkiye ilk kez katılıyordu.” Dijon’da farklı bir değerlendirme sistemi vardı: “Sadece sahnedeki performans değil, bütün şehir jüriydi. Sokakta nasıl yürüyorsun, kültürüne dikkat ediyor musun, davranışların nasıl… Halk gözlüyor, not alıyor, jüriye bildiriyordu.”

Final gecesi ise unutulmazdı

“Altın kolyemizi taktılar, beratımızı verdiler. Daha önce hiç yapmadıkları bir şeyi de söylediler: ‘Seneye açılışı siz yapacaksınız.’ Devletten pek destek görmedik; özel davetle gittik. Cebimde 25 kuruş vardı. Ama İzmir’e döndüğümüzde gazeteler doluydu. Vali Namık Kemal Şentürk karşıladı bizi. Bu İzmir için büyük bir gururdu.” Dernek yıllarca varlığını sürdürmüş, bugün hâlâ Bornova’da yaşamaya devam ediyor: “Bizim yetiştirdiklerimizin yetiştirdikleri devam ediyor. Ben hâlâ folkloru izlerim ama yozlaşma var. Herkes para için hoca oldu, uydurma oyunlar çıktı. Zeybek herkesin ağzında ama gerçek Zeybek araştırılmıyor. Aslında Zeybek bir dans değil, bir ayindir. Tek başına oynanır. Kökeni Ödemiş’tir. Başlıkların yüksekliği, kırmızılığı bile tanrısal bir anlam taşır. Bunlar araştırılmalı.”

“Basmane Zamanın Durduğu Yer”

Basmane’den kopamadığını özellikle vurgulayan Güngör sözlerini şöyle tamamlıyor: “Burası zamanın durduğu yer. 1890’lar hâlâ burada yaşanıyor. Alsancak’ta bulamayacağın dostluğu, ağacı, gölgeyi burada bulursun. Ben buradan kopmadım, kopmam da. Hayalim şu: Basmane’ye Sart Kapısı’nın bir maketi yapılsın. Çünkü burası Roma’nın Altın Yolu’nun girişiydi. Çocuklar görsün, bilsin. Biz bu toprakların kültürünü sahnede değil, yaşayarak taşıdık. Dünya birinciliği de böyle geldi zaten.”