Türk sinema tarihi, beyazperdenin tozunu yutmuş, emeğiyle ve yeteneğiyle var olmuş bir ismine daha ağlıyor. "Bereketli Topraklar Üstünde", "Güneşi Gördüm" ve "Hükümet Kadın" gibi Türk sinemasının mihenk taşı sayılan projelerde sergilediği üstün performanslarla hafızalara kazınan usta sanatçı Ali Tutal, 76 yaşında aramızdan ayrıldı. Geçtiğimiz ay aniden geçirdiği ağır bir beyin kanaması sebebiyle hastaneye kaldırılan ve o günden bu yana yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren usta sanatçının vefat haberi, sanat camiasına adeta bir kor gibi düştü. Hayatını sanata ve topluma adayan, şatafattan tamamen uzak, sadece mesleğinin hakkını vererek yaşayan usta ismin gidişi, klasik Türk sinemasının altın çağını temsil eden o güzel insanların birer birer eksildiğini bizlere bir kez daha acı bir şekilde hatırlattı.
Atlas sahnesinde son alkışlar yankılandı
Hayatının büyük bir bölümünü setlerde, senaryo sayfaları arasında ve kameralar karşısında geçiren usta sanatçı için bugün, sinemamızın mabedi sayılan Atlas Sineması çatısı altında çok özel ve hüzünlü bir anma merasimi gerçekleştirildi. Yıllarca yeteneğiyle güldürdüğü, ağlattığı ve düşündürdüğü seyircisinin karşısına bu kez cansız bedeniyle çıkan sanatçıyı son yolculuğunda meslektaşları, ailesi ve sevenleri yalnız bırakmadı. Sahnede yer alan siyah beyaz fotoğrafının etrafı kırmızı karanfiller ve çelenklerle donatılırken, salondaki ağır sessizliği zaman zaman yükselen hıçkırık sesleri bozdu. Düzenlenen bu veda töreni, sadece bir aktörün ardından dökülen gözyaşlarını değil, aynı zamanda koca bir devrin kapanışına şahitlik eden bir topluluğun ortak hüznünü yansıtıyordu. Salonda bulunan herkes, ekranda dönen film kesitlerine bakarak anılara daldı ve Türk sinemasının bu isimsiz kahramanına içinden gelen son teşekkürlerini sundu.
Törenin şüphesiz en sarsıcı ve akıllara kazınan anlarından biri, hayatını kaybeden sanatçının kadim dostu ve meslektaşı Halil Ergün'ün kürsüye çıktığı dakikalardı. Ayakta durmakta ve konuşmakta bir hayli zorlandığı gözlenen usta isim, titreyen elleriyle mikrofonu aldığında salondaki herkes pürdikkat kesildi. Konuşmasına başlarken arkadaşına veda eden usta aktör, aslında koca bir sinema endüstrisinin, yani o eski Yeşilçam ruhunun da yavaş yavaş kaybolduğuna isyan etti. "Başka bir şeyler oluyor, sinema kültürü başka yaklaşımlar üstünde var olmaya çalışıyor" diyerek sektördeki acımasız değişime ve vefasızlığa sitem dolu sözlerle değinen usta isim, sahnede gösterilen film parçalarını izledikçe o eski dönemin ne kadar büyük ve değerli bir iş başardığını bir kez daha tüm hücrelerinde hissettiğini vurguladı. Cumhuriyet dönemiyle birlikte büyüyen bu köklü sinema geleneğinin yanlışları, doğruları ve eksikleriyle çok kıymetli bir miras olduğunu söyleyen aktör, salondakileri derin bir düşünceye sevk etti.
O sadece bir oyuncu değil halkın ta kendisiydi
Sahnede gözyaşlarına hakim olamayan konuşmacı, devamında yakın dostunun kişiliğine ve sanat anlayışına dair çok çarpıcı tespitlerde bulundu. Merhum sanatçıyı "sessiz kahraman" olarak nitelendiren usta isim, onun hiçbir zaman şöhret veya para peşinde koşmadığını, sadece işini en iyi ve en ahlaklı şekilde yapmaya odaklandığını dile getirdi. "Gördünüz işte, ne kadar değerli bir oyuncu olduğunu bir kere daha fark ettim burada. O emeğin çalışanıydı, halkın insanıydı" sözleri, salondan büyük ve hürmetkar bir alkış aldı. Gerçekten de merhum sanatçı, Anadolu insanının saflığını, derin hüznünü ve tükenmez direncini beyazperdeye yansıtırken hiçbir zaman yapmacık bir tavır sergilemedi. Kürsüdeki konuşmanın "Benim kuşak artık böyle kayıplarla yaşamaya devam ediyor" sözleriyle sonlanması, eski jenerasyon sanatçıların omuzlarındaki o ağır yalnızlık ve sürekli veda etme yükünü tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Sinema dünyasının vefalı dostları saf tuttu
Gözyaşlarının sel olduğu veda merasiminde göze çarpan isimler arasında, Türk sinemasının bir diğer güçlü ve dev çınarı Nur Sürer de en ön sıralarda yerini almıştı. Son günlerde sinema sektörü ve geçmişe dair yaptığı cesur açıklamalarla da gündemde olan başarılı aktris, eski dostunu bu karanlık ve son yolculuğunda yalnız bırakmayarak camiadaki vefanın ne demek olduğunu genç nesillere bir kez daha kanıtladı. Tören boyunca oldukça üzgün olduğu ve zaman zaman gözyaşlarını sildiği gözlenen usta oyuncu, acılı aileye ve yakınlarına sarılarak taziyelerini iletti. Sadece kamera önünde parlayan yıldızlar değil, set arkasında yıllarca omuz omuza çalıştığı ışıkçısından kameramanına kadar tüm emekçiler de o salondaydı. Herkesin ortak görüşü ve dilinden dökülen cümleler, merhumun kimseyi kırmayan, işine son derece saygılı, kaprisi olmayan ve mütevazı bir şahsiyet olduğu yönündeydi. Bu mahşeri kalabalık, aslında iyi bir insan olmanın geride bırakılan en büyük ve en kalıcı miras olduğunun canlı bir kanıtıydı.





