Çivisiz teknesinin boğaz macerası

360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği, bu kez çivisiz inşa edeceği Fenike teknesiyle Çanakkale ve İstanbul boğazlarını aşmaya çalışacak.

Çivisiz teknesinin boğaz macerası

Akdeniz'de neolitik çağdan bu yana kullanılan deniz araçlarını bu dönemin teknoloji ve tasarımlarıyla yeniden yüzdüren 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği, bu kez çivisiz inşa edeceği Fenike teknesiyle Çanakkale ve İstanbul boğazlarını aşmaya çalışacak.

Dünyanın en eski açık deniz gemisi Uluburun'u batıktan elde edilen bilgilere göre yeniden yapıp Doğu Akdeniz'de 3 bin mil yolculuk yapan, MÖ 600'lü yıllara ait savaş teknesi Kybele ile İzmir'den Marsilya'ya giderek uluslararası tanınırlığını artıran 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği, yeni bir deneysel arkeoloji projesine başladı.

Derneğin Urla kıyılarında bulunan deneysel arkeoloji merkezinde açıklama yapan dernek başkanı Osman Erkurt, farklı disiplinlerden gönüllülerin katılımıyla, MÖ 800'lü yıllarda kullanılan Fenike dönemine ait bir ticaret teknesinin yapımına başladıklarını söyledi.

Dönemin ticaretinde oldukça önemli role sahip Fenike teknelerine ilişkin tarihi kaynaklar üzerinde yapılan incelemeler ışığında 14,40 metre boy ve 4,20 metre enindeki tekneyi inşa etmeye başladıklarını anlatan Erkurt, teknenin, dönemin teknolojisine uygun olarak çivi kullanılmadan yapıldığına dikkati çekti.

Osman Erkurt, tahtaların "kavela zıvana" yöntemiyle birbirine geçirilmesiyle yapılan teknenin büyük ölçüde tamamlandığını ve sonbaharda denize indireceklerini belirtti.

[gallery type="slideshow" size="full" ids="132200,132201,132202,132203,132204,132205,132206,132207,132208,132209"]

Denizin altına yelken açacaklar


Yunanlıların bu tip teknelere, ön bölümlerinde yer alan atbaşı heykeli nedeniyle "hypoi" adını verdiklerini, yaptıkları tekneyi de bu isimle andıklarını ifade eden Erkurt, şöyle konuştu:

"Antik çağda Ege ile Karadeniz bağlantısını sağlayan Çanakkale ve İstanbul boğazlarındaki akıntı rejimlerini iyi kullanan teknelerin Karadeniz'e çok rahat bir şekilde gidebildiğini biliyoruz. Ama adamların nasıl yaptığını anlayamıyoruz. Boğazlardaki belli bölgelerde bugünün yelken teknolojisiyle dahi geçilmesi zor olan bölümler var. Mesela Çanakkale Boğazı'ndaki Nara Burnu ve İstanbul'daki Akıntı Burnu'nu aşamayan çok sayıda tekne var. Çünkü Karadeniz'den 7 millik akıntı geliyor. Ama alttan da Ege'nin sıcak suları ters yöne akıyor. Boğazdaki akıntının antik çağda nasıl geçildiğine ilişkin ortaya atılan 'akıntı yelkeni' tezi var.

Denizin 30-40 metre altına indireceğimiz bir yelkenle yüzeydeki akıntının tersine hareket etmeyi deneyeceğiz. Akıntı yelkeni tezi ilk kez bu projeyle denenmiş olacak. Bunu kanıtlarsak ve antik çağ teknelerinin akıntı yelkenleriyle hareket ettiğini gösterebilirsek, önce biz sonra da arkeoloji dünyası çok mutlu olacak. Tarihsel anlamda bu bilgiler var ama deneysel olarak da bunun görülmesi gerekiyor."

Projeye, halen farklı projeler yürüttükleri uluslararası üniversiteler ve su altı arkeolojisi vakıflarının da ilgi duyduğunu, mali destek sağlanması konusunda sorun yaşamayacaklarını anlatan Osman Erkurt, Türkiye kıyılarının bu tip yenilikçi projelerle dünya gündemine gelmesinin önemini vurguladı.
Güncelleme Tarihi: 20 Temmuz 2018, 13:55
YORUM EKLE

banner92