Ekonomik zorlukları kredi kartına borçlanarak aşmaya çalışan vatandaşlar artık pazarda bir kilo sebzeye taksit bekliyor. Ürünlerin kilo değil gramla alınmasına kredi kartı kullanılmasına alışan esnaf taksitle satış istenmesine ‘bunu da mı görecektik’ diyerek yaşadığı şaşkınlığı ve sıkıntıları muhabirimiz Özge Uyanık’a anlattı. Sosyal medyada tezgâhta “kredi kartına 4 taksit patlıcan” yazılı fotoğraf ilk bakışta şaka gibi geldi gözümüze ancak bu noktaya yaklaşmışız aslında. Tezgahta taksitli satış değil ama bunu bekleyen vatandaş sayısı çoğalmış.

Artan gıda fiyatları nedeniyle pazara gelen birçok vatandaş artık alışverişini kilo ile yapamıyor. Esnafa göre müşterilerin önemli bir bölümü sebzeyi “20 liralık, 15 liralık” istiyor. Pazara bin lirayla gelen birçok kişi eli boş dönüyor. Nakit parayla alışveriş yapmak giderek zorlaşırken kredi kartı kullanımı da pazarda hızla artıyor. Esnaf, bazı vatandaşların “Taksit oluyor mu?” diye sormaya başladığını söylüyor.

Whatsapp Image 2026 03 12 At 13.57.16 (1)


“Memnunum diyen yalan söyler”


Hüseyin isimli esnaf ise şunları söyledi:


“Vatandaşın kredi kartıyla alışveriş talebi çok arttı. Nakit parayla pazara gelmek zorlaştığı için insanlar kartla daha rahat alışveriş yapıyor. Benim POS cihazım var, o yüzden kartla ödeme alabiliyorum. Zaten çoğu kişi artık kart kullanmak istiyor.


Fiyatlardan memnun olan yok. ‘Memnunum’ diyen varsa yalan söyler. Fiyatlar gerçekten çok yüksek ama bu durumdan biz de memnun değiliz. Hem vatandaş şikâyetçi hem esnaf şikâyetçi.
Bizim en büyük masrafımız akaryakıt. Nakliye, hale gidip gelmek, ürün taşımak hep mazota bağlı. Akaryakıt artınca kullandığımız her şey de pahalanıyor. Poşetler bile ciddi masraf oldu. Mesela şu çileğin kabı 2 lira oldu. Çöpe gittiği zaman bile zarar yazıyor.


Akaryakıt pahalı olunca her şey otomatik olarak etkileniyor. Biz de bazen kendi aramızda konuşuyoruz; ‘Bir tekne alsak da ÖTV’siz, KDV’siz mazot kullansak, bu işlerde kullansak’ diye şaka yollu söylüyoruz ama durum gerçekten böyle. Çiftçilik de yapıyoruz, üretim tarafında da maliyetler çok arttı. Aslında anlatmaya gerek yok, herkes görüyor; her şey ortada.”

Whatsapp Image 2026 03 12 At 13.56.08


“Emeğimin karşılığını alamıyorum”


Sebahattin isimli pazarcı esnafı artan maliyetlerin satışları zorlaştırdığını söyledi:
“Ben beş tane eleman çalıştırıyorum ama bu zamanda onların masrafını bile çıkaramıyorum. Patlıcanın bana gelişi 160-170 lira, ben 170 liraya satıyorum. Bunun terazi kaybı var, eleman parası var, mazot parası var. Gece 12’de hale gidiyorum, sabah tezgâhı açıyorum, akşama kadar tezgâhta kalıyorum ama emeğimin karşılığını alamıyorum.


Vatandaş da fiyatlardan şikâyetçi. Artık kilo yazınca insanlar ürküyor, o yüzden bazen yarım kilo yazıyoruz ki müşteri kaçmasın. Belediye gelip ‘Niye yarım yazıyorsunuz?’ diye kızıyor ama kilo yazınca da müşterinin psikolojisi bozuluyor. Eskisi gibi alışveriş yapılmıyor artık. Mesela salatalık 75 lira, müşteriler 20 liralık alıyor. 15 liralık alan bile var.

Whatsapp Image 2026 03 12 At 13.56.14 (1)

‘Çok pahalı’ diye yakınıyorlar.

Başkan Tugay’dan sağlık emekçilerine teşekkür
Başkan Tugay’dan sağlık emekçilerine teşekkür
İçeriği Görüntüle


Bazı müşteriler POS makinası için marketlere gidiyor, orada kart geçiyor diye. Bu da bize müşteri kaybettiriyor. Pazar kültürü de yavaş yavaş yok oluyor. Etrafınıza bakın, pazara gelenlerin çoğu yaşlı, gençler pek gelmiyor. Şu an gerçekten zarar ediyorum. İki aydır ana paradan yiyoruz. Baharı bekliyoruz, fiyatlar düşsün de biraz para kazanalım diye.”

Whatsapp Image 2026 03 12 At 13.56.17


“Eksi beş bin lirayla güne başlıyorum”


Şehmuz isimli pazarcı esnafı ise fiyat artışının nedenlerini şöyle anlattı:


“Normal şartlarda patlıcanın 200 lira olması gerekiyor zaten. Türkiye’ye her sene İran’dan patlıcan, kavun, karpuz geliyordu, özellikle patlıcan. Orada hava şartları daha yumuşak gidiyor. Hava sert olduğu zaman patlıcan yetişmiyor. Burada mesela günlük 10 ton çıkıyorsa, İran’dan da 10 ton gelince piyasa hafifliyordu. Patlıcan 200 yerine 100 lira, 120 lira oluyordu. Ama şimdi İran’dan bağlantı kesilince patlıcan gelmediği için, buradaki ürün de isteği karşılamıyor ve fiyat 200 lirayı buluyor. Zaten toptan 180 lira. İstanbul’a gidiyor, Ankara’ya gidiyor, Bursa’ya gidiyor, her yere gidiyor.


Yakıt da maliyet ama tek mesele o değil. Diyelim ki patlıcanı 160 liraya yerinden aldın. 5 lira işçilik, 5 lira mazot derken 170 lira oluyor. Halde yüzde 12 komisyon kesiliyor, 180 lirayı buluyor. Bir de yüzde 2–3 vergi ve kesintiler var, otomatikman 185 liraya geliyor. En az 200 liraya satılması gerekiyor. Ama talep olmadığı için 180 liraya satmak zorunda kalıyoruz.


Ben buraya 1000 lira kira veriyorum. Arabaya 1000 lira mazot koyuyorum. Tezgâha zaten eksi 5 bin lirayla başlıyorum. O yüzden aslında 200 liraya satmam gerekiyor ama mecburen daha ucuza veriyoruz. Artık vatandaşın alışveriş şekli de değişti. Pazarda çoğu tezgahta POS makinesi yok ama kartla alışveriş alışkanlığı arttı. Marketlerde kart geçiyor diye oraya giden çok. Sosyal medyada ‘taksitle patlıcan’ diye paylaşımlar gördükten sonra gelip gerçekten ‘Taksit oluyor mu?’ diye soran bile var.”


“Kemal Sunal’daki yarım domates sahnesi gibi”


Kerim Yıldız ise pazarda alışveriş alışkanlığının değiştiğini söyledi:


“Hem üretici şikâyetçi, hem satan şikâyetçi. Mesela yerli muz ithal muzdan daha pahalı. Bunun kaynağını çözmeliyiz. Çiftçiye soruyorsun ‘kazanmıyorum’ diyor, satıcıya soruyorsun ‘ben de kazanmıyorum’ diyor. Hale gidiyorsun, oradakiler de şikâyetçi. Vatandaş zaten alamıyor.
Eskisi gibi alışveriş yapılmıyor artık. Yarım alan var, taneyle alan var. Kemal Sunal filmlerindeki yarım domates sahnesi gibi, neredeyse o duruma geldik.
Tezgâhı açarken zaten bir sürü masraf var. Yol parası var, poşet var, eleman parası var. Bir de satış sırasında her müşteride kiloda gram kaçırıyorsun; 20 gram, 30 gram. Bu da çoğaldıkça masraf oluyor.
Vatandaşın alışveriş alışkanlığı da değişti. Kredi kartıyla alışveriş talebi çok arttı ama pazarda çoğu tezgahta POS cihazı yok. O yüzden bazen müşteri kaybediyoruz. Hatta bazı vatandaşlar ‘taksit olsa alırız’ diye soruyor. Özellikle pazara gelenlerin çoğu emekli. Kartla, hatta taksitle alışveriş yapabilseler onu da kullanacaklarını söylüyorlar.”

Kaynak: özge uyanık