İzmir’in Urla ilçesinde bulunan ve halk arasında Karantina Adası olarak bilinen ada, yıllardır ziyaretçilere kapalı durumda. Günümüzde Sağlık Bakanlığı’nın kontrolünde bir sağlık ve eğitim merkezi olarak kullanılan adaya, yalnızca özel izinlerle; akademik çalışmalar ve belirli projeler kapsamında giriş yapılabiliyor. Turistik ziyaretler ya da bireysel geziler ise kesinlikle mümkün değil. Bu durum, Urla halkı arasında yıllardır tartışma konusu olmaya devam ediyor. Vatandaşlar, geçmiş yıllarda olduğu gibi adanın kapılarının yeniden ziyarete ve turizme açılmasını dört gözle bekliyor. Birçok ülkenin yapay adalar üzerinde gelir getirici turizm yatırımları yapmasını ve burnumuzun dibindeki Yunan adalarının turizmden ciddi kazançlar elde etmesini örnek gösteren vatandaşlar, “Biz ise kendi adalarımıza uzaktan bakmakla yetiniyoruz” eleştirisini sık sık gündeme getiriyor.

5C630Aff 8Afc 44B2 Aedb 136838290514

Dünyada Ayakta Kalan Üç Karantina Adasından Biri

Karantina Adası, dünyada günümüze kadar ulaşabilmiş üç tahaffuzhane adasından biri olma özelliğini taşıyor. Tahaffuzhane, Osmanlı döneminde kullanılan bir terim olup, günümüz Türkçesinde karantina merkezi anlamına geliyor. Ada, Avrupa’da yaygın olan ve o dönemde çok sayıda insanın ölümüne neden olan tifo, kolera, veba, sarıhumma ve lekeli humma gibi salgın hastalıkların Osmanlı topraklarına girişini engellemek amacıyla 1865 yılında karantina merkezi olarak kuruldu. Ada üzerindeki yapılar, yıllar içinde farklı sağlık hizmetlerine ev sahipliği yaptı. 1950’li yıllarda Deniz ve Güneş Enstitüsü, 1960’lı yıllarda Kemik ve Mafsal Hastalıkları Hastanesi, 1986 yılında ise Urla Devlet Hastanesi olarak hizmet verdi. Urla Devlet Hastanesi, 10 Ekim 2014 tarihinde ada dışında inşa edilen 150 yataklı yeni hastane binasına taşınınca, adadaki sağlık tesisleri boşaltıldı.

0Cce0821 6A1C 40B5 A405 8A7E439B9F4C-2

Antik Klazomenai’den Günümüze

Yaklaşık 323 bin metrekarelik bir alana yayılan Karantina Adası’nda, antik Klazomenai kentine ait kalıntılar da bulunuyor. Ada ile kara arasındaki bağlantının ilk kez Büyük İskender döneminde kurulduğu biliniyor. Antik çağda yapılan bağlantı yolları zamanla yıkılırken, ada 1955 yılında yapılan dolgu çalışmalarıyla yeniden karaya bağlandı. Sit alanı kapsamında bulunan ada, fiilen Sağlık Bakanlığı tarafından kullanılıyor ve müzeye dönüştürülmesi planlanıyor.

C615D335 6B3A 44E4 8322 5F39Ac4Cf157-1

Usta sanatçı Ferdi Atuner 82 yaşında hayata veda etti
Usta sanatçı Ferdi Atuner 82 yaşında hayata veda etti
İçeriği Görüntüle

155 Yıl Sonra Kapsamlı Restorasyon

Karantina Adası, 155 yıl aradan sonra ilk kez kapsamlı bir restorasyon çalışmasıyla yeniden hayat buldu. Sağlık Bakanlığı Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, adada karantina amacıyla kullanılan tarihi yapılar, orijinalliği korunarak 2023 yılında restore edildi. Günümüzde adada bulunan eğitim merkezinde, Sağlık Bakanlığı personeline yıl boyunca 112 Acil ve UMKE eğitimleri veriliyor.

97Dfa60B Be12 40D0 Afdb 93F5Fff60Fb3

Kriz Dönemlerinde Sığınak Oldu

Karantina Adası’ndaki eğitim merkezi, yalnızca bir eğitim alanı değil; kriz dönemlerinde de önemli bir görev üstlendi. Covid-19 sürecinde huzurevlerinde kalan ve Covid geçiren ya da Covid şüphesi bulunan kişiler, karantina süreçlerini adada geçirdi. Ayrıca Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen depremzedeler de yaklaşık 4 ay boyunca Karantina Adası’ndaki eğitim merkezinde misafir edildi. Tarihi, sağlık geçmişi ve kültürel değeriyle İzmir’in en özel alanlarından biri olan Karantina Adası’nın, kontrollü ziyaretlere açılması ve müze olarak değerlendirilmesi Urla halkının en büyük beklentileri arasında yer alıyor. Şimdilik “yasaklı ada” olarak anılan Karantina Adası, gelecekte İzmir’in önemli kültür ve tarih duraklarından biri olmayı bekliyor.

D07Acb56 D5D7 4636 95Be 5396B2787D3C

Ada kullanıma açılmalı

Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, Karantina Adası’nın yıllardır halka kapalı tutulmasına tepki göstererek, adanın kamu yararı doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. "Bizler burada oyla seçilmiş insanlarız. Demokrasi gereği halkın temsilcisiyiz. Dolayısıyla halkın faydasını gözetmek zorundayız. Ama bakıyoruz ki ada kapalı. Turizme açılamaz deniyor, başka bir kullanım yok deniyor. Peki soruyorum: Neden kapalı bu ada? Neden halkımız buradan faydalanamıyor?Bugün geldiğimiz noktada şunu görüyoruz: Ada sadece bir eğitim alanı gibi kullanılıyor. Onun dışında halkın kullanımına açık hiçbir alan yok. Peki koskoca bir ada sadece bunun için mi kapalı tutulur? Ben açık söylüyorum: Bu ada açılmalı.

A9A8F8Ec Ef3E 491B B44C 5D5732444750-1

Bu adayı kimden saklıyoruz?

Bugün insanlar Yunan adalarına gidiyor, parasını orada harcıyor. Ama bizim hemen karşımızda böyle bir değer varken, kendi insanımız buraya giremiyor. Soruyorum: Biz bu adayı kimden saklıyoruz? Oysa ki ada gezilmeye hazır. Güvenlik sistemi var, kameraları var, kontrollü bir şekilde ziyaret zaten mümkün. Ama izinle değil, herkesin erişebileceği şekilde açık olması gerekiyor.

Ciddi bir potansiyel var


Burada çok ciddi bir potansiyel var. Okulların burayı ziyaret etmesi gerekiyor. Mahallelerden turlar düzenlenmesi gerekiyor. Adanın içinde bir ayazma var. Kutsal suyun bulunduğu, mağara gibi oyulmuş bir yapı. Bu tür değerler sadece tarihi değil, aynı zamanda kültürel ve inanç turizmi açısından da önemli. Belki sağlık turizmi açısından bile değerlendirilebilir. İzmir’de farklı inanç gruplarından insanların bu tür yerlere ilgisi olduğunu biliyoruz.

48930880 346C 4573 8313 F9C9Ba327632

Açık hava müzesi olabilir

Ayrıca adada bulunan tahaffuzhane binası, karantina dönemine ait makineler, buhar sistemleri gibi yapılar da mutlaka korunmalı ve halka gösterilmelidir. Burası bir açık hava müzesi gibi düzenlenebilir. Yürüyüş parkurları yapılabilir, belki bisiklet yolları oluşturulabilir. Burası rant alanı değil, kamu alanı olmalı. Peşkeş çekilecek bir yer değil, halkın kullanımına sunulacak bir değer olmalı.

C752Fda8 95Af 4E90 980B 7Ef9Fc4Bf7Ad

Muhabir: İNCİ ONGUN