ÖMER CEYLAN- İzmir'de kış mevsiminin son demlerine yaklaşılırken, son dönemde ardı ardına gelen sağanak yağış dalgaları kentin su rezervlerinde hem görsel bir şölen hem de derin bir nefes alma sevinci yarattı. Aylarca süren kuraklık tehdidinin ardından gökyüzünün bereketini cömertçe yeryüzüne bırakmasıyla birlikte, baraj havzaları adeta suya doydu. Ancak suyun kontrolsüz yükselişi ve barajların taşıma kapasitelerinin zirvesine ulaşması, özellikle Seferihisar sınırları içerisinde yer alan ve bölgenin tarımsal sulama ile içme suyu ihtiyacında kritik bir rol oynayan Ürkmez Barajı çevresindeki yöre halkında kısa süreli bir endişeye yol açtı. Havadan çekilen son görüntülerle sınırlarını tamamen dolduran ve rengi şiddetli akıntının taşıdığı toprakla değişen sular, "taşkın riski mi var" sorularını akıllara getirse de, yetkili kurumlardan gelen açıklamalar bu endişeleri büyük ölçüde giderdi.
Kuraklık kabusu bitti, DSİ'den 'tehlike yok' açıklaması geldi
Sadece bir yıl öncesine kadar çatlamış toprakların ve kuruyan göl yataklarının konuşulduğu İzmir'de, Ürkmez Barajı'ndaki su seviyesinin bent kapaklarını zorlayacak seviyeye ulaşması üzerine gözler Devlet Su İşleri'ne (DSİ) çevrildi. Konuyla ilgili ulaştığımız DSİ yetkilileri, barajda herhangi bir taşkın riskinin bulunmadığını vurgulayarak yüreklere su serpti. Yetkililer, tam kapasiteye ulaşan Ürkmez Barajı'nda dolu savakların (barajların fazla suyunu tahliye eden sistem) devreye girdiğini belirterek şu bilgileri paylaştı: "Barajda şu an için hiçbir tehlike durumu söz konusu değil. Artan su, kapaklardan kontrollü bir şekilde salınıyor. İzmir genelindeki barajların yüzde 70-80'i şu anda tam dolu kapasiteye ulaşmış durumda ve birçoğunda benzer şekilde su salınımı yapılıyor. Tahtalı gibi hacim olarak çok büyük olan birkaç baraj dışında kentteki su rezervleri en üst seviyede."
İZSU: "Barajın yönetimi DSİ'de, bizim kullanım hakkımız var"
Ürkmez havzasındaki bulanık su kütlesi ve artan debiyle ilgili görüşlerine başvurduğumuz İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) yetkilileri ise kurumlar arası yetki paylaşımına dikkat çekti. Ürkmez Barajı'nın mülkiyetinin ve tüm denetiminin DSİ'ye ait olduğunu belirten İZSU yetkilileri, süreci şu sözlerle özetledi: "Ürkmez Barajı'nda İZSU olarak sadece yüzde 18-20 civarında bir su kullanım hakkımız bulunuyor. Barajın doluluk oranının artması üzerine DSİ, kendi kontrolünde ufak ufak kapakları açarak tahliye işlemlerine başladı. İZSU'nun kontrolünde olan diğer barajlarımızda ise şu an için kapak açmayı gerektirecek benzer bir taşkın veya aşırı doluluk durumu yaşanmıyor." Bu açıklamalar, olası bir taşkın felaketinin önüne geçmek adına kurumlar arası iş birliğinin ve titiz takibin sürdüğünü gösteriyor.
İZSU tarafından 24 Şubat 2026 tarihinde güncellenen resmi veriler, barajlardaki dramatik değişimi net rakamlarla ortaya koyuyor. Tabloya göre, geçtiğimiz yıl aynı dönemde yüzde 27,28 seviyesinde can çekişen Ürkmez Barajı, aktif doluluk oranında yüzde 100 barajını aşarak tam kapasiteye ulaştı. Sadece Ürkmez değil, kentin diğer önemli su kaynaklarında da benzer bir sıçrama yaşandı. Turizmin gözbebeği Çeşme'yi besleyen Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı, geçen yıl yüzde 20,46 seviyelerindeyken bugün yüzde 73,08'e tırmandı. Benzer şekilde Balçova Barajı da yüzde 37,19'luk geçen yılki verisini ikiye katlayarak yüzde 84,75 gibi oldukça güvenli bir doluluk oranı seviyesine yerleşti.
Tahtalı ve Gördes derin bir nefes aldı
Kentin en büyük ve en hayati su kaynağı konumunda olan Tahtalı Barajı'ndaki tablo ise İzmirlilere rahat bir yaz dönemi müjdeliyor. Geçtiğimiz yıl yüzde 15,36 gibi alarm veren bir seviyeye gerileyen baraj, son sağanakların ardından toparlanarak yüzde 37,48 aktif doluluğa ulaştı. Manisa sınırlarında yer alan ve İzmir'e su sağlayan Gördes Barajı'nda da geçen yıl yüzde 6,10 olan oran, bugün itibarıyla yüzde 26,60 seviyelerine yükselerek kuruma tehlikesini şimdilik atlattı. Bu veriler ışığında İzmir su durumu genel hatlarıyla büyük bir iyileşme gösterse de, uzmanlar barajların yönetiminde hassas bir döneme girildiği konusunda uyarıyor.