Dünya genelinde "Silver Splitters" olarak bilinen, Türkiye’de ise son yıllarda gri boşanma söylemiyle hafızalara kazınan ileri yaş boşanmaları, modern toplumun en dikkat çekici demografik değişimlerinden biri haline geldi. Eskiden "bu yaştan sonra olmaz" denilerek sürdürülen mutsuz evlilikler, artık yerini bireysel özgürlüğe ve yeni bir başlangıç arayışına bırakıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan son veriler, bu değişimin sadece bir söylem değil, istatistiksel bir gerçeklik olduğunu kanıtlıyor.

2001 yılında Türkiye genelinde 50 yaş üstü boşananların toplam sayısı 16 bin 55 iken, günümüzde sadece tek bir yaş grubundaki erkek boşanmaları bu rakamı geride bırakmış durumda. Geçtiğimiz yıl 50-54 yaş grubunda evliliğini sonlandıran erkek sayısı 17 bin 611 olarak kayıtlara geçti. Bu veri, çeyrek asır önceki toplam yaşlı nüfus boşanmalarından bile daha yüksek bir seviyeye ulaşıldığını gösteriyor.

İstatistikler ileri yaşta yol ayrımını işaret ediyor

Rakamların dili, Türkiye’deki aile yapısının evrildiği yönü de deşifre ediyor. Geçtiğimiz yılın dökümüne bakıldığında, 50 yaş ve üzerindeki yetişkin nüfusta boşanma vakalarının en yoğun olduğu grup 50-54 yaş aralığı oldu. Bu grupta 17 bin 611 erkek ve 11 bin 638 kadın mahkeme salonlarından boşanma ilamıyla çıktı. Yaş ilerledikçe sayılar azalsa da, 75 yaş ve üzerindeki grupta bile binin üzerinde erkeğin ve yaklaşık 200 kadının evliliğini bitirmesi, boşanmanın artık bir "yaş sınırı" tanımadığını ortaya koyuyor.

Sürecin kronolojik seyrine bakıldığında, 2020 yılından itibaren başlayan sert yükseliş grafiği dikkat çekiyor. 2020 yılında 38 bin 464 olan 50 yaş üstü toplam boşanma sayısı, pandemi etkilerinin de hissedildiği 2021 yılında hızlı bir sıçrama yaparak 52 bin 460'a ulaştı. Dalgalı bir seyir izlese de ana eğilim yukarıyı göstermeye devam etti ve 2025 yılında 60 bin 193 kişi ile zirveye ulaştı. Bu, 6 yıllık kısa bir süre zarfında yüzde 56’lık devasa bir artış anlamına geliyor.

Uzun süreli evliliklerde neden kopuş yaşanıyor

Sosyologlar ve aile danışmanları, uzun süreli evliliklerin ardından gelen bu kopuşu birkaç temel nedene bağlıyor. "Boş yuva sendromu" olarak tanımlanan, çocukların evden ayrılmasıyla eşlerin baş başa kalması ve ortak paydaların tükendiğinin fark edilmesi, bu nedenlerin başında geliyor. Ayrıca, ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte 50 yaşındaki bir bireyin önünde yaşayacak "ikinci bir hayat" olduğunu düşünmesi, mutsuz birlikteliklere katlanma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.

Özellikle kadınların ekonomik özgürlüklerini daha fazla kazanması veya sosyal haklar konusundaki farkındalığının artması, 50 yaş ve üzerinde kadın boşanma sayılarındaki artışın da motor gücü oluyor. İstatistiklerde erkeklerin boşanma sayılarının kadınlardan fazla görünmesi ise genellikle erkeklerin kendilerinden daha genç kadınlarla yaptıkları evliliklerin sonlanmasından kaynaklanıyor; ancak kadınların da her geçen yıl bu "gri" listedeki payı büyüyor.

Galatasaray'ın şampiyonluk sınavında muhtemel ilk 11'ler
Galatasaray'ın şampiyonluk sınavında muhtemel ilk 11'ler
İçeriği Görüntüle

Gelecek projeksiyonları ve toplumsal yansımalar

Eğer bu eğilim mevcut hızıyla devam ederse, Türkiye’de boşanma olgusunun artık "genç ve orta yaş" sorunu olmaktan çıkıp, tüm yaşam döngüsüne yayılan bir süreç haline geleceği öngörülüyor. TÜİK verileri ışığında bakıldığında, 2020 yılında 38 bin olan sayının 2025'te 60 bine dayanması, sosyal güvenlik sisteminden konut piyasasına kadar pek çok alanı etkileme potansiyeline sahip. İleri yaşta tek başına yaşamayı seçen bireylerin artması, yaşlı bakım hizmetleri ve sosyal destek mekanizmalarının da yeniden şekillendirilmesini zorunlu kılıyor.

Kültürel olarak "kutsal aile" imajının hala güçlü olduğu bir coğrafyada, 50 yaşından sonra alınan bu kararlar, toplumsal tabulardaki aşınmayı da simgeliyor. İnsanlar artık hayatlarının son baharını huzursuz bir çatışma içinde geçirmek yerine, yalnız ama dingin bir yaşamı tercih edebilecek cesareti kendilerinde buluyorlar.

Kaynak: DHA