Dünya genelinde tüm insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen ve ne yazık ki insan kaynaklı faktörler, çarpık kentleşme ve iklim krizi gibi nedenlerle nesilleri her geçen gün biraz daha tehlike altına giren yabani türlerin sürdürülebilirliğini sağlamak, yetkili kurumların en büyük önceliği olmaya devam ediyor. Bu kapsamda, yasal çerçevesi 2003 yılında yürürlüğe giren ve ekolojik dengenin anayasası olarak kabul edilen 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ile sınırları çizilen av sezonu, baharın müjdecisi olan mart ayı itibarıyla ülke genelinde resmen kapandı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından kamuoyuna ve ilgililere duyurulan bu önemli gelişme, doğanın kendini yenilemesi, yaralarını sarması ve yaban hayatı döngüsünün kesintiye uğramadan devam edebilmesi için adeta hayati bir kalkan görevi üstleniyor. Doğal yaşamın sürdürülebilirliği, sadece devlet kurumlarının değil, aynı doğayı paylaşan tüm vatandaşların ve sivil toplum kuruluşlarının da ortak sorumluluğu olarak büyük önem taşıyor.

Üreme dönemi hassasiyeti ve doğanın sessizliğe bürünüşü

Geçtiğimiz yılın temmuz ayında Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve sahadaki tüm kuralları belirleyen 2025-2026 dönemi Merkez Av Komisyonu kararları, yaban hayvanlarının biyolojik saatlerini merkeze alarak titizlikle hazırlandı. Alınan bu stratejik ve bilimsel temelli kararlar doğrultusunda, hayvanların eş tutma, gebelik, yavru büyütme ve erginleşme gibi hayatta kalma mücadelelerinin en savunmasız olduğu bahar ve yaz ayları boyunca ormanlarda silah sesleri tamamen susturuluyor. Yetkililer, 1 Mart 2026 tarihinden itibaren ülke genelinde tüm avcılık faaliyetlerinin kesin olarak durdurulduğunu, bu mutlak yasağın yeni sezonun açılacağı ağustos ayına kadar tavizsiz bir şekilde uygulanacağını bildirdi. Bu uzun ve sessiz mola döneminde sadece eli silahlı resmi avcıların değil, hafta sonu doğa yürüyüşüne çıkan, kamp yapan veya piknik alanlarını kullanan sıradan vatandaşların da kırsal alanlarda çok daha dikkatli ve şefkatli hareket etmesi gerekiyor. Özellikle çalılıkların arasında, ağaç kovuklarında veya açık arazide karşılaşılan yaban hayvanı yavrularının sevilmek amacıyla bile olsa dokunulmaması, kuş yumurtalarının yuvalarından kesinlikle toplanmaması, ekolojik dengenin korunması adına en büyük vatandaşlık görevlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Kaçak avcılara yönelik tavizsiz yaptırımlar devrede

Getirilen bu sıkı yasakların sadece mevzuat sayfalarında kalmaması ve doğanın gerçek manada, fiili olarak korunabilmesi için kolluk kuvvetleri ile doğa koruma şube ekipleri saha denetimlerini en üst seviyeye çıkarıyor. Getirilen kuralları hiçe sayarak yaban hayvanlarının canına kasteden ve üreme döneminde doğaya onarılmaz zararlar veren kural tanımaz kişilere karşı adli ve idari mekanizmalar acımasızca işleyecek. İlgili yasa ve komisyon kararlarında açıkça belirtilen yasak fiilleri işleyen şahıslar hakkında, sadece yüklü miktarlarda idari para cezası kesilmekle kalınmayacak. Aynı zamanda, katledilen, yaralanan veya yasa dışı yollarla alıkonulan her bir hayvan için, o türün ekolojik değerine ve neslinin tükenme riskine göre özel olarak hesaplanan, rakamları on binlerce lirayı bulan astronomik tazminat bedelleri de şahıslardan tahsil edilecek. Devletin bu konudaki caydırıcı politikası ve sahadaki görünürlüğü, tetiğe basmadan önce niyetlenen herkesin bedelini çok ağır ödeyeceğini açıkça ortaya koyuyor.

İzmir TOKİ kura çekimi canlı yayını başladı mı, asil ve yedek hak sahipleri listesi nereden öğrenilir?
İzmir TOKİ kura çekimi canlı yayını başladı mı, asil ve yedek hak sahipleri listesi nereden öğrenilir?
İçeriği Görüntüle

Yasal avcılığın katı kuralları ve yeni sezon takvimi

Bilindiği üzere Türkiye'de belli kurallar çerçevesinde doğa sporları kapsamında değerlendirilen avcılık, son derece katı, disiplinli ve kayıt altında tutulan bir süreç yönetimi gerektiriyor. Yasal yollardan bu faaliyeti gerçekleştirmek isteyen bir bireyin öncelikle reşit olması, yani 18 yaşını doldurmuş olması ve adli sicilinin uygunluğuyla birlikte resmi makamlardan onaylı silah taşıma ehliyetine sahip olması gerekiyor. Ancak bürokratik işlemler bunlarla da sınırlı kalmıyor. Adayların ayrıca devlet gözetiminde verilen ve yaban hayatını tanımayı da içeren kapsamlı eğitimleri tamamlayarak sınavlarda başarı göstermesi, ardından avcılık belgesi ve güncel vizeli avlanma izin kartı alması şart koşuluyor. Sistemin bu kadar sıkı denetlenmesi, doğadaki tür popülasyonunun sağlıklı ve sürdürülebilir bir çizgide tutulması amacını taşıyor. Öte yandan, doğanın derin bir uykuya ve ardından uyanış sürecine girdiği bu bahar aylarında, bürokrasinin koridorlarında da yeni dönemin planlamaları için hazırlıklar başlıyor. Tüm bu süreçleri yöneten ve avcılığın kurallarını belirleyen komisyon, önümüzdeki mayıs ayı içerisinde Ankara'da kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirecek. Bu kritik zirvede, 2026-2027 yıllarını kapsayacak yeni sezonun yol haritası çizilecek. Toplantı neticesinde, hangi türlerin hangi tarihler aralığında, hangi bölgelerde ve hangi usullerle avlanabileceği, üniversitelerin ve uzmanların sunduğu bilimsel kapasite raporları ışığında yeniden belirlenerek kamuoyunun bilgisine sunulacak.

Kaynak: HABER MERKEZİ